Danıştay Kararı 6. Daire 2018/1171 E. 2022/8950 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2018/1171 E.  ,  2022/8950 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2018/1171
Karar No : 2022/8950

TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Bakanlığı
VEKİLİ : Huk. Müşv. H. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Odası
VEKİLLERİ : Av. … Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 13/A maddesi uyarınca … tarihli, … sayılı işlem ile onaylanarak 14/07/2014 tarihinde Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nce askıya çıkarılan Yalıçiftlik Turizm Merkezi kapsamında kalan (Kızılağaç Mevkii) I. Etap Koruma Amaçlı 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliğinin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlenedirilmesinden, uyuşmazlık konusu koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin 02/06/2010 tarihinde onaylanan Yalıçiftlik I. Etap Koruma Amaçlı 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planları üzerine yapıldığı, dava konusu plan değişikliği yapım sürecinde, planlama alanının büyüklüğü, ihtiyaç arazisi özellikleri ve projeksiyon nüfusu gibi temel dinamikler çerçevesinde analizler yapılmadığı gibi ilgili kurum görüşlerinin alınmadığı, daha önceki yürürlükte olan plana ilişkin görüşlerin dikkate alındığı, söz konusu süreçte Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğe ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine uygunluk sağlanamadığı anlaşıldığından hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti:Uyuşmazlığın gelişimi dikkate alındığında ve 02.06.2010 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca onaylanan plana karşı yapılan itirazların 60 gün içerisinde zımnen reddedilmesinden yaklaşık 4 yıl sonra, plan kapsamındaki alanda sit sınırı ve derecelerinde değişiklik yapılması ve bu yerin ilk planına karşı açılan davaların bir kısmının kesinleşen yargı kararıyla iptaline karar verilmesi nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği ve bu işlemin itiraz ret işlemi hüviyetini değil, imar planlarında revizyon yapılması niteliğini taşıdığı görüldüğünden, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 25,26 ve 27.maddelerinde öngörülen ilkelere uygun olarak plan revizyonu için gerekli çalışmalar yapılmadan tesis edilen dava konusu işlemin mevzuata aykırı olduğu, işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında bu gerekçenin ilavesi suretiyle isabetsizlik görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu imar planlarının mevzuata uygun olarak yapıldığı davanın reddi gerektiği, İdari Dava Dairesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre ve Şehircilik” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY : 02.06.2010 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca onaylanan, Yalıçiftlik Turizm Merkezi kapsamında kalan (Kızılağaç Mevkii) 1. etap koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına askı süresi içerisinde yapılan 557 adet itiraz başvurusu üzerine itirazları da kapsayacak şekilde yeniden planlama çalışması yapılmakta iken anılan imar planlarının iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesinin E:2010/9744 sayılı dosyasında açılan davada, planların yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi üzerine yeni planın hazırlık çalışmalarının durdurulduğu, sonrasında Danıştay Altıncı Dairesinin 16/09/2014 tarih ve E:2010/9744, K:2014/5412 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18.05.2017 tarihli, E:2015/1219 K:2017/2185 sayılı kararıyla onandığı, bu dönemde planın doğal sit alanı kapsamında kalan bölümlerine ilişkin olarak yapılan itirazlar ve doğal sit alanları sınırında değişiklik yapılmasına dair 23.10.2010 günlü, 6601 sayılı mülga Muğla Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurul kararı da dikkate alınarak sadece doğal sit alanında kalan 42 adet itiraza yönelik olarak yapılan değerlendirme sonucunda; bakılan dava konusu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 30.06.2014 günlü, 6261 sayılı işlemi ile ; itirazların 21 adedinin reddi ve 20 adedinin kabulü ve 1 adedinin kısmen kabulü; kabul edilen itirazlar kapsamında gerçekleştirilen plan değişikliklerinin onaylanması ve askıya çıkarılması; Kızılağaç bölümünün itiraz bulunmayan kısımları ile reddedilen itirazların bulunduğu kısımlarının kesinleştirilmesi, değişen sit sınırları ve dereceleri nedeniyle Gerekenkuyu Mevkiinde yer alan 9 adet itirazın bu kapsamda reddi; Gerenkuyu Mevkii planlarının değişen sit sınırları ve derecelerine göre ve Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmelik kapsamında yeniden hazırlanmasına karar verilmiş, davacı tarafından bu karara yapılan itirazın zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekansal strateji planlarının ve çevre düzeni planlarının ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlanması, hazırlattırılması, onaylanması ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesinin sağlanması görevi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında; aynı Kararname’nin 13/A maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarının belirlenmesi ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarının yapılması, yaptırılması, değiştirilmesi, uygulanması veya uygulanmasının sağlaması ile, aynı fıkranın (ç) bendinde, tabiat varlıkları, doğal, tarihi, arkeolojik ve kentsel sitler ile koruma statüsü bulunan diğer alanların çakıştığı yerlerde koruma ve kullanma esaslarının ilgili bakanlıkların görüşü alınarak belirlenmesi ve bu alanların kısmen veya tamamen hangi idarelerce yönetileceğine karar verilmesi, her tür ve ölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarının yapılması, yaptırılması ve onaylaması görevleri Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 6. maddesinin 1. fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, doğal sit alanı ve tabiat varlığı olarak tespit ve tescil edilmiş alan ve varlıklara ilişkin her türlü belgenin, bu alan ve varlıkların statülerinin yeniden değerlendirilmesi için en geç altı ay içinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devredileceği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, devir sürecinde arkeolojik, kentsel, tarihi sitlerin ve kültür varlıklarının bulunduğu alanların doğal sitler, tabiat varlıkları ile benzeri diğer koruma statüsünde bulunan alanlarla çakışması durumunda bu alanlara ilişkin konuların mevcut doğal sit statüsü de gözönüne alınarak Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca değerlendirileceği ve Kültür ve Turizm Bakanlığının talebi üzerine bu alanların adı geçen Bakanlıkça kısmen veya tamamen yönetilmesine Çevre ve Şehircilik Bakanı ile Kültür ve Turizm Bakanınca birlikte karar verileceği düzenleme altına alınmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanının, bu alanda her ölçekteki plan uygulamasını durduracağı, sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plan kararları ve notlarının alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanacağı hüküm altına alınmış, aynı Kanuna 17.08.2011 tarih ve 28028 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 51. maddesi ile eklenen Ek 4. maddesinde, taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlığın, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olduğu düzenlenmiştir.
23.03.2012 tarih ve 28242 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmeliğin “Planların Onaylanması” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, “Korunan alanlarda hazırlanan her tür ve ölçekte planlara ilişkin teklif dosyaları il müdürlüklerine sunulur. Teklif dosyaları, il müdürlüklerince 3194 sayılı İmar Kanunu, ilgili diğer mevzuat ve bu Yönetmelik hükümleri doğrultusunda incelenir. Plan teklif dosyası, varsa eksik bilgi ve belgeler ile düzeltmeler tamamlatılarak, teknik inceleme raporu ile birlikte Genel Müdürlüğe (Çevre ve Şehircilik Balanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü) sunulur.” hükmüne, aynı maddenin 4. fıkrasında, “Bu Yönetmelik kapsamında anılan planlar, Genel Müdürlükçe oluşturulacak Plan İnceleme Kurulu tarafından değerlendirilir, varsa gerekli düzeltmeler yapılarak Bakanlık onayına sunulur. Bakanlık, onaylanan planların ve eklerinin dağıtımını yapar.” hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun “İstisnalar” başlıklı 4. maddesinde; “2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı” düzenleme altına alınmış, aynı Kanunun 9. maddesinin 1. fıkrasında; “Bakanlık gerekli görülen hallerde, kamu yapıları ve enerji tesisleriyle ilgili alt yapı, üst yapı ve iletim hatlarına ilişkin imar planı ve değişikliklerinin, umumi hayata müessir afetler dolayısıyla veya toplu konut uygulaması veya Gecekondu Kanununun uygulanması amacıyla yapılması gereken planların ve plan değişikliklerinin, birden fazla belediyeyi ilgilendiren metropoliten imar planlarının veya içerisinden veya civarından demiryolu veya karayolu geçen, hava meydanı bulunan veya havayolu veya denizyolu bağlantısı bulunan yerlerdeki imar ve yerleşme planlarının tamamını veya bir kısmını, ilgili belediyelere veya diğer idarelere bu yolda bilgi vererek ve gerektiğinde işbirliği sağlayarak yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve re’sen onaylamaya yetkilidir.” hükmüne, aynı maddenin 4. fıkrasında; “Bakanlık birden fazla belediyeyi ilgilendiren imar planlarının hazırlanmasında, kabul ve onaylanması safhasında ortaya çıkabilecek ihtilafları halleder, gerektiğinde re’sen onaylar” hükmüne yer verilmiştir.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde; “Bakanlık, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde her ölçekteki planları yapmaya, yaptırmaya, re’sen onaylamaya ve tadil etmeye yetkilidir. Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde Bakanlıkça yapılacak alt yapı ve planlama işlemlerine esas olmak üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarından istenilen bilgi, belge ve görüş 3 ay içinde verilir. Bu süre sonunda istenilen bilgi, belge ve görüşün verilmemesi durumunda ilgili iş ve işlemler Bakanlıkça re’sen tesis edilebilir. Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak satış, tahsis, kiralama, sınır ilanı ve değişikliği işlemleri ile çevresel etki yaratacak alt yapı ve üst yapı projelerinden önce Bakanlığın olumlu görüşünün alınması gereklidir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
Dava devam ederken, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasının 28.07.2021 tarih ve 31551 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7334 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5. maddesi ile değiştirilen halinde ise; “Bakanlık (Kültür ve Turizm Bakanlığı), kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde her ölçekteki planları yapmaya, yaptırmaya, re’sen onaylamaya ve tadil etmeye yetkilidir. Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde yer alan korunan alanlarda her ölçekteki plan teklifleri sadece Bakanlığa sunulur. İlgili kurul, kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda Bakanlıkça incelenerek uygun görülen planlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Bu planlar, Bakanlık ile mutabakat sağlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca ilgili tabiat varlıklarını koruma bölge komisyon kararı da dahil en geç altı ay içinde sonuçlandırılır. Bu alanlarda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından plan hazırlanması veya hazırlattırılması durumunda; Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılacak onamaya esas olmak üzere Bakanlığın uygun görüşü alınır. 23/5/2019 tarihli ve 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun, 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı Hakkında Bazı Düzenlemeler Yapılmasına Dair Kanun ve 18/12/1981 tarihli ve 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu kapsamında kalan alanlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda öngörünüm bölgesi olarak belirlenen alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve özelleştirme kapsam ve programına alınan alanlar bu fıkra kapsamı dışındadır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri; turizm hareketleri ve faaliyetleri yönünden önem taşıyan veya doğal, tarihi ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı, korunması ve geliştirilmesinde kamu yararı bulunan yörelerde, koruma kullanma dengesi gözetilerek sektörel kalkınmanın sağlanması ve turizm sektörünün planlı ve kontrollü gelişiminin sağlanması amacıyla yeri, mevkii ve sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilan edilen alanlar şeklinde; aynı fıkranın (d) bendinde ise turizm merkezleri, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri dışında kalmakla birlikte, bu bölgelerin niteliğini taşıyan, turizm hareketleri ve faaliyetleri açısından öncelikle geliştirilmesinde kamu yararı bulunan orman vasıflı olanlar dahil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde yeri, mevkii ve sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilan edilen alanlar şeklinde tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Somut uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle turizm merkezi ilan edilen alanda her tür ve ölçekte plan yapma yetkisine sahip olan idarenin tespit edilmesi gerekmektedir.
İdarenin kanuniliğini düzenleyen Anayasa hükmü gereğince yetki kamu düzeninden olduğundan, kamu hukukunda bir yetkinin ancak kanunla kendisine verilen makam tarafından kullanılması esastır.
Yukarıda detaylarına yer verilen yasal düzenlemeler ve işlem tarihinden sonra yürürlükte olan haliyle 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 7. maddesi uyarınca turizm merkezi sınırları içinde her tür ve ölçekte plan yapma yetkisinin Kültür ve Turizm Bakanlığına ait olduğu, doğal sit alanları sınırları içinde ise her tür ve ölçekte plan yapma yetkisinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ait olduğu açıktır.
Maddi unsurları aynı olan veya müşterek unsurları bulunan iki normun çatıştığı durumlarda, somut olaya uygulanacak normun belirlenmesi için, birbiriyle çatışan hükümler ihtiva eden söz konusu iki normun birbirine kıyasla hangisinin özel hangisinin genel hükümler sevk ettiğinin ve özel hükmün, genel hükmün uygulanmasını bertaraf edici nitelikte olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, her ne kadar daha sonraki tarihli olsa da 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının teşkilat yapısını ve görev alanını düzenleyen genel nitelikte hükümler ihtiva ettiğinin, buna karşılık Turizmi Teşvik Kanununun, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ile turizm merkezlerinin tespit edilmesi ve geliştirilmelerine, turizm yatırım ve işletmelerinin teşvik edilmesine, düzenlenmesine ve denetlenmesine ilişkin özel nitelikli hükümler içerdiğinin, bu nedenle turizm merkezi ilan edilen alanlarda plan yapma yetkisini düzenleyen Turizmi Teşvik Kanunun 7. maddesinin, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin çevre düzeni planı yapma yetkisine yönelik ilgili hükümlerine kıyasen özel norm niteliğinde olduğunun ve anılan Kanunların güttüğü amaç göz önünde bulundurulduğunda Turizmi Teşvik Kanununun 7. maddesinin, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yetkiye ilişkin hükümlerini bertaraf edici nitelikte olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu tespit ve açıklamalar doğrultusunda, somut olay incelendiğinde;
Dava konusu planlama alanı Kültür ve Turizm Bakanlığınca ilk planın yapıldığı 02.06.2010 tarihinde, Muğla Bodrum Yalıçiftliği Turizm Merkezi ilan edilen alanı kapsamaktadır. Anılan bölgede Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca doğal sit alanında kalan 42 adet taşınmazla ilgili itirazların değerlendirilmesi kapsamında … tarihli, … sayılı işlem ile dava konusu koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği tesis edilmiştir.
Dava konusu koruma amaçlı imar planı değişikliklerinin kapsadığı alanda; ilk planının yapıldığı 2.06.2010 tarihi itibariyle Kültür ve Turizm Bakanlığının yetkili olduğu, anılan imar planına itiraz sürecinde 17.08.2011 tarihli, 28028 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2863 sayılı Yasa Kapsamındaki tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlığın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olması sebebiyle Kültür Turizm Bakanlığınca yapılan planlama alanı içerisinde doğal sit alanında kalan 42 adet taşınmaz bulunduğundan “turizm merkezi sınırı” ile “doğal sit alanında olan taşınmazların” çakıştığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için, Danıştay Altıncı Dairesinin 23.05.2022 tarihli, E:2018/1171 sayılı ara kararı ile “Turizm alanı olarak ilan edilen alan içerisinde doğal sit olan taşınmazlarla ilgili 02.06.2010 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca onaylanan 1. etap koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına yapılan itirazların değerlendirildiği dava konusu Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarihli, … sayılı işlemi için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 644/648 sayılı KHK’nın 13/A maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi gereğince uygun görüş verilip verilmediği, ” nin sorulması üzerine, davalı Çevre Şehircilik Bakanlığı ile dava dışı Kültür ve Turizm Bakanalığı ara kararına cevap dilekçesinde, dava konusu koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yeni bir imar planı olmadığı, 02.06.2010 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca onaylanan imar planlarına yapılan itirazlar içerisinde doğal sit ilan edilen 42 adet taşınmaz yönünden itirazların değerlendirilmesi için yapılan bir işlem olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığından uygun görüş alındığına dair bir bilgi ya da belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda yukarıda anılan mevzuat hükümleri ile ara kararına verilen cevabın birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu planlama alanının ilk planının yapıldığı 2.06.2010 tarihi itibariyle Muğla Bodrum Yalıçiftliği Turizm Merkezi ilan edilen alanı kapsadığı, bu alanda plan yapma yetkisinin Kültür ve Turizm Bakanlığına ait olduğu, her ne kadar planlama alanı içerisinde 42 adet doğal sit alanı ilan edilen taşınmaz bulunuyor ise de, bu şekilde çakışan alanların olması halinde işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 644 sayılı KHK’nın 13/A maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi gereğince ilgili bakanlıktan uygun görüş alınarak Kültür ve Turizm Bakanlığının plan yapması gerektiği ya da planlama alanı içerisindeki doğal sit alanlarının turizm bölgesi ilan edilen alandan çıkarılarak ayrı planlanması gerektiğinden davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca kabul edilen dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine dair idari dava dairesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.