Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/2570 E. , 2022/4801 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/2570
Karar No : 2022/4801
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … (kendisine asaleten, … ve … ‘e velayeten)
VEKİLİ : Av. …
DİĞER DAVACILAR : 1- …
2- …
3- …
4- …
DAVALI : …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların olay tarihinde Karayolları …Bölge Müdürlüğünde görevli olan yakınları …’in, 14/05/2009 tarihinde … adlı kişi tarafından, müdürlük binası içinde ve görevi başında öldürülmesi sonucu uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olarak eşi … için 300.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi, çocukları … ve … için 100.000,00 TL manevi, kardeşleri …, … ve … için 60.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 510.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davaya konu zarara sebebiyet veren ölüm olayının, silahla girilemeyecek ve silah taşınamayacak yerler arasında sayılmayan davalı idareye ait binada yaşanması, x-ray cihazı ya da metal kapı dedektörü gibi önlemler alınmış olsaydı bile … isimli şahsın kuruma taşıma ruhsatlı silahıyla girişinin engellenemeyecek olması nedenleriyle, uğranıldığı iddia edilen zararın oluşumunda davalı idarenin kusurlu olmadığı, ölüm olayının üçüncü kişinin kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Temyiz eden davacılar tarafından, olayın yakınlarının sürdürdüğü görev nedeniyle meydana geldiği, bölge müdürlüğü binası girişinde hiç bir güvenlik tedbirinin bulunmadığı, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların olay tarihinde Karayolları … Bölge Müdürlüğünde görevli olan yakınları …’ Tokat-Sivas karayolunda yapım işini yürüten yüklenici firmada görevli … tarafından, Bölge Müdürlüğü binası içinde 14/05/2009 tarihinde gerçekleştirilen silahlı saldırı neticesinde hayatını kaybetmiştir.
Olayın ardından yapılan yargılama sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla sanık … kasten adam öldürmeden 13 yıl, 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmış, söz konusu karar Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla onanmıştır.
Davacılar tarafından, yakınlarının ölümü sebebiyle uğradıkları zararların tazmini istemiyle … aleyhine 06/07/2009 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde E:… sayılı dava, ayrıca Bölge Müdürlüğü binasında gerekli güvenlik tedbirlerini almayan davalı idarenin, olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla davalı idarece tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle iş bu dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini; Anayasa’nın 125 inci maddesi gereği ve Türkiye Cumhuriyetinin “Sosyal hukuk devleti” niteliğinin doğal bir sonucudur.
Kural olarak idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. İdarenin hukuki sorumluluğu sadece kusur esasına, hizmet kusuru teorisine dayanmamakta, idarenin kusur koşulu aranmadan da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmin sorumluluğu bulunmaktadır.
Kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında kamu görevlisinin görevi nedeniyle uğradığı özel ve olağan dışı zarar niteliğindeki zararın, kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince, görev yaptığı kurumca tazmini gerekmektedir.
Ancak, zararın oluşmasında zarara uğrayanın ya da üçüncü kişinin ağır ihmal veya kasta dayanan bir eyleminin varlığı halinde, idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusuru ölçüsünde azalacağı açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden, davacılar yakınının, meydana gelen heyelan sonrasında görevlendirdiği iş makinesini Bölge Müdürlüğü binasına çağırması üzerine heyelanın meydana geldiği yerde üstlendiği ihale kapsamında yol yapım çalışmasını sürdüren yüklenici firma yetkilisi … ile iş makinesinin arazide kalıp kalmayacağı hususunda tartıştıkları, ardından …’nin taşıma ruhsatlı silahıyla Bölge Müdürlüğü binasına geldiği, Bölge Müdürü ile görüşmesinin ardından bina içinde davacılar yakını ile karşılaştığı, davacılar yakınının, …’yi konuşma amacıyla odasına davet ettiği sırada taraflar arasında koridorda tartışma başladığı, yaşanan tartışma sırasında …’nin davacılar yakınını yanında bulundurduğu silahla vurularak ölümüne neden olduğu, ardından … hakkında açılan ceza davası sonucunda …’nin davacılar yakınını haksız tahrikin etkisi ile öldürdüğü gerekçesiyle … Ağır Ceza Mahkemesi’nin …3 tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 13 yıl 4 ay hapis cezasıyla tecziyesine karar verildiği, bu kararın temyiz incelemesi sonucunda onanarak kesinleştiği görülmektedir.
Bakılan davada, olayın oluş şekli ve yeri ile davacılar yakınının yürüttüğü görev dikkate alındığında, iş makinelerini iş sahalarını yönlendirmekle görevli olan …’in yürüttüğü kamu hizmeti ile ilgili olarak iş makinesini Bölge Müdürlüğü binasına geri çağırması üzerine yüklenici şirket yetkilisi ile aralarında başlayan tartışma sonucu Bölge Müdürlüğü binası içinde öldürüldüğü, bir başka ifade ile davacılar yakınının yürüttüğü kamu hizmetinin neden ve etkisiyle hayatını kaybettiği anlaşıldığından, yakınlarının hayatını kaybetmesi nedeniyle davacıların uğradığı maddi ve manevi zararlarının yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, her ne kadar ceza mahkemesi kararında sanık … lehine haksız tahrik indirimi yapıldığı görülmüşse de söz konusu indirimin Ceza Mahkemesince ilk haksız eylemin kim tarafından yapıldığının tespit edilememesi nedeniyle “Şüpheden sanık yararlanır.” ilkesi gereğince uygulandığı görüldüğünden, olayda davacılar yakınının olayın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğundan söz edilemeyeceği de açıktır.
Öte yandan, davacılar tarafından maddi ve manevi tazminat istemiyle sanık …’ye karşı açılan dava sonucunda … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacılar … için 174.736,93 TL maddi, 30.000,00 TL manevi; davacılar … ve … için ayrı ayrı 40.000’er TL manevi, davacılar …, …, …, … için ayrı ayrı 8.000’er TL manevi tazminatın ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, Mahkemece bozma kararına uyulması halinde davacılar …, … ve … için maddi ve manevi tazminata hükmedilirken, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla hükmedilen tazminat miktarının mahsup edilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği de tabiidir.
Açıklanan nedenlerle, davacıların uğradığı zararların kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazminine karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminde bulunan davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılardan …, … ve …’e ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.