Danıştay Kararı 10. Daire 2020/4357 E. 2022/4792 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/4357 E.  ,  2022/4792 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4357
Karar No : 2022/4792

DAVACI : … Uluslararası Liman İşl. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Huk. Müş. Av. …

DAVANIN_KONUSU :
1-16/05/2020 tarih ve 31129 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kıyı Tesislerinde Verilen Hizmet Kalemleri ile Bu Hizmet Kalemlerinin Taban ve Tavan Ücretlerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Tebliğin iptali,
2- Dava konusu Tebliğin dayanağını teşkil eden 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 478. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek itiraz yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
30/12/2011 tarihli imtiyaz sözleşmesi ile İskenderun Limanının işletme hakkını 36 yıl süre ile devraldığı, dava konusu Tebliğ ile kazanılmış hak olan işletme hakkı ve ücret tarifesi belirleme hakkının ihlal edildiği, işletme sözleşmesi 4. maddesinde işletme hakkı, limanda karma kullanımlı limanlarda olağan olarak sağlanan veya uluslararası limanlarda verilen hizmet ve faaliyetler arasında yer alan her türlü hizmeti sunma hakkı olarak tanımlandığı, sözleşmenin 9.16.1 maddesinde işleticinin vereceği hizmetlere ilişkin ücretleri rekabetçi bir anlayışla belirleyeceği, sadece ilk 3 yıl için bir üst sınır olduğu, fahiş fiyatlandırmadan kaçınacağı şeklinde düzenleme olduğu, ihale şartnamesi 25. maddesinde de işleticinin ücret tarifelerini serbestçe belirleyeceğinin belirtildiği, Tebliğde ise kıyı tesislerinde verilen hizmetler için taban ve tavan ücret belirlendiği, hizmet kalemleri listesini idarenin onaylaması gerektiği, uymayanlara idari para cezası verilmesinin öngörüldüğü, imtiyaz sözleşmesi ile devraldığı hizmeti sunmak için idarenin onayı gerektiği, onaylamaz ise sunamayacağı, bu yönüyle imtiyaz hakkının ihlal edildiği, ihalede teklif verirken tarifeyi serbestçe belirleyecek olmasını göz önünde bulundurarak teklif verdiği, Tebliğin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine dayandığı, ancak Anayasa 47. maddesi gereği kanuna dayanarak yapılması gerektiği, mülkiyet hakkının sınırlandırılmasının kanunla yapılması gerektiği, Anayasa Mahkemesinin bir kararında imtiyaz hakkının da mülkiyet hakkı kapsamında olduğunu belirttiği, sözleşme hürriyeti ve teşebbüs hürriyetine aykırı olduğu, bu temel hak ve özgürlüklerin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile sınırlandırılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Tebliğin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesince verilen görev uyarınca tüm limanlarda standart bir hizmet sınıfı oluşturmak, limanlar arası rekabeti bozucu unsurları ortadan kaldırmak, hizmet tarifelerinin şeffaf ve karşılaştırılabilir olmasını sağlamak için yürürlüğe konulduğu, Tebliğ ile herhangi bir ücret tarifesi belirlenmediği, Tebliğ hükümlerinin davacının imtiyaz sözleşmesi ile elde ettiği kazanımlarına herhangi bir kısıtlama getirmediği, yalnızca hizmet kalemlerinin sınırlandırıldığı, hizmetlerden alınacak ücretlerin serbest piyasa koşullarına bırakıldığı, idarenin 6. madde gereği tarife de yayımlayabileceği, ancak denizcilik idaresi olarak bu alanda tarife ortaya koymanın her durumda gerekli ve verimli bir araç olmadığının bilindiği, Tebliğ ile sadece hizmet kalemlerinin belirlendiği, kıyı tesislerinin uygulayacakları hizmet tarifesini kendilerinin belirleyeceği, İdarenin rekabeti engelleyici, dış ticareti olumsuz etkileyebilecek limanlar tarafından belirlenen hizmet kalemleri ile ilgili ücret belirleme yetkisini saklı tuttuğu, hizmet kalemleri listesine ekleme ve çıkarma yapılabildiği sadece idarenin onayına sunulacağı, davacının işletme hakkına, tarife belirleme yetkilerine bir müdahale söz konusu olmadığı, Cumhurbaşkanının yürütmeyle ilgili konularda ilk elden kararname çıkarma yetkisinin Anayasa ile verildiği, Kanuna dayanma zorunluluğu bulunmadığı, Tebliğin usule ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :.Dava konusu Tebliğin, 11/12/2020 tarih ve 31331 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kıyı Tesislerinde Gemilere Verilen Hizmetlere İlişkin Tebliğin 9. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Bakılan dava, 16/05/2020 tarih ve 31129 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kıyı Tesislerinde Verilen Hizmet Kalemleri ile Bu Hizmet Kalemlerinin Taban ve Tavan Ücretlerinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Tebliğin iptali ve dava konusu Tebliğin dayanağını teşkil eden 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 478. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek itiraz yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasına karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

Dava Konusu Tebliğin İncelenmesi:
Dava konusu Tebliğ, 11/12/2020 tarih ve 31331 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kıyı Tesislerinde Gemilere Verilen Hizmetlere İlişkin Tebliğin 9. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu nedenle, iptali istenen Tebliğ yürürlükten kaldırılmış olduğundan, esasının incelenme olanağı kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından dava dilekçesinde duruşma yapılması talebinde bulunulmuş ise de; dava konusu Tebliğin yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle işin esasına geçilerek karar verilmesine olanak bulunmadığından, yargılamanın makul süre içinde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını kapsayan Anayasa hükümleri ile usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak duruşma yapılmasına gerek görülmemiştir. (Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 23/11/2020 tarih ve E:2019/2658, K:2020/2485 sayılı kararı da bu yöndedir.)

Anayasa’ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Davacı tarafından; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 478. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de;
Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca, bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.
Dava konusu Tebliğin yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle davanın esası incelenemediğinden, davacı tarafından Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün davaya uygulanması söz konusu olmayıp, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2..Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.