Danıştay Kararı 10. Daire 2022/4251 E. 2022/4767 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/4251 E.  ,  2022/4767 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4251
Karar No : 2022/4767

DAVACILAR : 1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
VEKİLİ : …
2-… Bakanlığı
VEKİLİ …

DAVANIN_KONUSU :
Bakanlar Kurulunun 26/08/2013 tarih ve 2013/5354 sayılı kararıyla Türk vatandaşlığını kazanan davacılar tarafından, söz konusu kararın iptaline yönelik 11/09/2017 tarih ve 2017/10837 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN_İDDİALARI :
Davacılar tarafından; Çeçenistan uyruklu ve evli oldukları, 2009 yılında yasal yollardan Türkiye’ye geldikleri, Türkiye’de kaldıkları süre boyunca herhangi bir olaya karışmadıkları, 2013 yılında İstanbul’da Çeçenlere ait kamplarda ikamet etmekteyken istisnai olarak Türk Vatandaşlığını kazanma kararı ile Türk Vatandaşlığına geçtikleri, vatandaşlığın kazanılması sırasında Rusya Federasyonu pasaportlarını, evlilik cüzdanlarını ve doğum belgelerini ibraz ettikleri, ibraz edilen belgelerin orijinal olduğu, hiç bir şekilde yalan beyan, gizleme ve sair hukuka aykırı bir belgenin sunulmadığı, vatandaşlığın iptali nedeniyle vatansızlık hali ile karşı karşıya kaldıkları, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN_SAVUNMALARI :
Davalı Cumhurbaşkanlığı (Mülga Başbakanlık) tarafından; usul yönünden, dava konusu kararın İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine alınması nedeniyle ilgili bakanlığın da hasım mevkiine alınmasının gerektiği; esas yönünden, İçişleri Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısıyla … hakkında Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığınca yapılan araştırma ve soruşturma sonucunda Türk vatandaşlığının kazanılmasına esas teşkil eden hususları gizlediğinin tespit edildiği belirtilerek eşi ile birlikte vatandaşlığa alınmalarına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının ilgili kısımlarının iptali hususunda talepte bulunulduğu, getirilen teklifin haklı ve hukuka uygun olduğunun görülmesi üzerine dava konusu işlemin ihdas edildiği, iptal kararının gerekçesini Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığınca tespit edilen hususların oluşturduğu, bu hususların doğrudan milli güvenliği ve kamu düzenini ilgilendirdiği, davacıların işlemin tebliği davetine icabet etmedikleri, aynı zamanda Rusya Federasyonu vatandaşlığını da korumaları nedeniyle vatansız kalmadıkları, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından; davacıların 26/08/2013 tarih ve 2013/5354 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazandığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile …’un geçmiş dönemde Kafkas Emirliğinin Türkiye’deki askeri emiri olmasının gündeme geldiği, 12/03/2015 tarihinde Suriye’den illegal yollardan Türkiye’ye giriş yapmaya çalıştığı esnada hudut birliklerince yakalandığı, 2015 yılında Moskova’da terör eylemi planlaması deşifre edilen şebekenin organizatörü olduğu hususlarının istihbar olunduğu ve Türk vatandaşlığından çıkarılmasında fayda mütalaa edilmekte olduğunun bildirildiği, terör örgütleriyle bağlantı bulunmasının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından Türk vatandaşlığının kazanılmasına engel teşkil ettiği, davacıların dava konusu işlemin tebliği için yapılan davete icabet etmedikleri, Türk vatandaşlığının yanı sıra Rusya Federasyonu vatandaşlığını da korudukları ve vatansız kalmadıkları, dava konusu işlemin …’un kendisine bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eşi ve çocukları hakkında da uygulandığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/02/2022 tarih ve E:2021/3322, K:2022/438 sayılı kararına uyularak dava konusu 11/09/2017 tarih ve 2017/10837 sayılı Bakanlar Kurulu kararının …’a ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 26.8.2013 gün ve 2013/5354 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığına alınan davacıların, söz konusu kararın iptal edilerek, Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine ilişkin 11.9.2017 gün ve 2017/10837 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına dair iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun “Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller” başlıklı 12’nci maddesinde,
” (1) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.
a) Türkiye’ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.
b) (Ek: 28/7/2016-6735/27 md.) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.
c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.
d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.
(2) (Ek: 19/10/2017-7039/29 md.) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir.” hükmüne; “Türk vatandaşlığının iptali” başlıklı 31’inci maddesinde de, “(1) Türk vatandaşlığını kazanma kararı; ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vuku bulmuş ise kararı veren makam tarafından iptal edilir.”, hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen hükümlere göre, Türk vatandaşlığına alınmada, yetkili makam kararı ile vatandaşlık kazanılmasının usulleri uygulanmakla birlikte, ilgilinin, Türk vatandaşlığına alınması için, geçmiş kayıtlarının incelenerek, milli güvenlik ve kamu düzeni açısından sakıncasının bulunmadığının belirlenmesinin gerekli olduğu açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; Çeçen uyruklu Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacıların 26/8/2013 gün ve 2013/5354 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazandığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığınca sonradan yapılan araştırma ve sonucuna göre farklı beyanda bulunulduğunun tespit edildiğinden bahisle İçişleri Bakanlığının teklifi doğrultusunda, 11.9.2017 gün ve 2017/10837 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla davacıların Türk vatandaşlığını kazanmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesi üzerine görülmekte olan bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi; Bakanlar Kurulu kararları, birer idari işlemdir ve idari davaya konu edilmeleri halinde, her idari işlem gibi, yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden, İdari Yargının, hukuka uygunluk denetimine tabidir.
Dava dosyası söz konusu ilkeler çerçevesinde incelendiğinde; söz konusu idari işlem, 5901 sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak tesis edildiği gibi, Türk vatandaşlığına kabul etmenin Devletin hükümranlık yetkisine ilişkin olduğu göz önüne alınarak, davalı idarece takdir yetkisi çerçevesinde davacılar hakkındaki milli güvenliği ve kamu düzenini ilgilendiren geçmiş kayıtların değerlendirilmesi sonucu tesis edilen 11.9.2017 gün ve 2017/10837 sayılı Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacılar tarafından, ileri sürülen diğer iddialarda da yasal isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Dairemizin 29/04/2021 tarih ve E:2018/345, K:2021/2168 sayılı kısmen iptal, kısmen ret yolundaki kararının iptale ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/02/2022 tarih ve E:2021/3322, K:2022/438 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozulan kısım hakkında Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Rusya Federasyonu vatandaşı ve evli olan davacılar, 26/08/2013 tarih ve 2013/5354 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca Türk vatandaşlığını kazanmıştır.
Daha sonra, İçişleri Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısı ile, davacılardan … hakkında Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığınca yapılan araştırma ve soruşturma sonucunda Türk vatandaşlığının kazanılmasına esas teşkil eden hususları gizlediğinin tespit edilmesi nedeniyle 5901 sayılı Kanun’un 31. maddesi ve anılan Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 57. maddesi uyarınca eşi ile birlikte Türk vatandaşlığına alınmalarına esas olan kararın davacılara ilişkin kısmının iptaline karar verilmesinin istenilmesi üzerine, 11/09/2017 tarih ve 2017/10837 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile, 26/08/2013 tarih ve 2013/5354 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacılara ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Bunun üzerine, 11/09/2017 tarih ve 2017/10837 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 29/04/2021 tarih ve E:2018/345, K:2021/2168 sayılı kararı ile dava konusu 11/09/2017 tarih ve 2017/10837 sayılı Bakanlar Kurulu kararının …’a ilişkin kısmının iptaline, …’a ilişkin kısmının iptali istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın aleyhlerine olan kısımlarının davacılardan … ve davalı idarelerce temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/02/2022 tarih ve E:2021/3322, K:2022/438 sayılı kararıyla davacılardan …’un temyiz isteminin reddine, davalı idarelerin temyiz isteminin kabulüne, Dairemiz kararının redde ilişkin kısmının onanmasına, iptale ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiş ve Dairemiz kararının dava konusu 11/09/2017 tarih ve 2017/10837 sayılı Bakanlar Kurulu kararının …’a ilişkin kısmının iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı kesinleşmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak, bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat;
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle “Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması” başlıklı 10. maddesinde; “Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.” hükmüne, davacıların Türk vatandaşlığına alındıkları tarihte yürürlükte olan haliyle “Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller” başlıklı 12. maddesinde; “Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Bakanlığın teklifi, Bakanlar Kurulunun kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler. … b) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler, …” hükmüne, “Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasında usul ve esaslar” başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrasında; “12 nci madde uyarınca Türk vatandaşlığını kazanma işlemleri Bakanlıkça yürütülür.” hükmüne, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle “Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasının geçerliliği ve sonuçları” başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasında; “Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması eşin vatandaşlığına tesir etmez. Ana veya babanın Türk vatandaşlığını kazandığı tarihte velayeti kendisinde bulunan çocukları, diğer eşin muvafakat etmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır. Muvafakat verilmemesi halinde ana veya babanın mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hakim kararına göre işlem yapılır. Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları da Türk vatandaşlığını kazanır.” hükmüne, “Türk vatandaşlığının iptali” başlıklı 31. maddesinde; “(1) Türk vatandaşlığını kazanma kararı; ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vuku bulmuş ise kararı veren makam tarafından iptal edilir.” hükmüne, “İptal kararının geçerliliği ve sonuçları” başlıklı 32. maddesinde; “1) İptal kararı, karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder. İptal kararı ilgili kişiye bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar hakkında da uygulanır.” hükmüne, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle “Yönetmelik” başlıklı 46. maddesinde; “Bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin “Türk vatandaşlığının genel olarak kazanılması” başlıklı 15. maddesinde; “(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı, aşağıdaki şartları taşıması halinde Bakanlık kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir:… g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak…” hükmü, “Türk vatandaşlığını kazanma kararının iptali” başlıklı 57. maddesinde; “(1) Türk vatandaşlığını kazanma kararının, ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden unsurları gizlemesi sonucunda alındığının sonradan tespiti halinde kararı veren makam tarafından iptal edilir. (2) Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hususların herhangi bir şekilde öğrenilmesi halinde Bakanlıkça ilgili hakkında araştırma ve soruşturma yapılır veya yaptırılır. Soruşturma sonucunda Türk vatandaşlığının kazanılmasına esas teşkil eden hususların gizlendiğinin veya yalan beyanın kanıtlanması halinde, Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin karar, kararı veren makam tarafından iptal edilir.” hükmü, ”Araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi” başlıklı 72. maddesinin 5. fıkrasında ise, “İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava Konusu Bakanlar Kurulu Kararının Davacılardan …’a İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Vatandaşlığa alınmanın Devletin hükümranlık hakları kapsamında olması nedeniyle idarenin bu konuda geniş takdir yetkisi bulunmaktadır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar davacılardan …, Türk vatandaşlığına alınacaklara ilişkin listeye eşi …’dan ayrı dahil edilerek Türk vatandaşlığını kazanmış, eşine bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanmamış olsa da, …’un milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek halinin bulunduğuna ilişkin bilgiler esas alınarak Devletin hükümranlık yetkisi kapsamında tesis edildiği anlaşılan davacıların Türk vatandaşlığının iptal edilmesine ilişkin dava konusu Bakanlar Kurulu kararının …’a ilişkin kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Bakanlar Kurulu’nun 11/09/2017 tarih ve 2017/10837 sayılı kararının …’a ilişkin kısmının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Dava netice olarak retle sonuçlandığından; davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Davalı idareler lehine ilk kararda hükmedilen vekâlet ücretinin kaldırılarak, işbu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen … TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 26/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.