Danıştay Kararı 10. Daire 2022/2304 E. 2022/4755 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/2304 E.  ,  2022/4755 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/2304
Karar No : 2022/4755

DAVACI : … (…)
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü

2- …Bakanlığı
VEKİLİ : 1. Hukuk Müş. Yrd. V. …

DAVANIN_KONUSU :
1-.Davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin …tarih ve …sayılı İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işlemi ile
2- Söz konusu işlemin dayanağı olan 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan “… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…” ibaresinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Dayanak Kanun’un gerekçesine bakıldığında, milli güvenlik için milli menfaatler ve ülke bütünlüğü aleyhine faaliyet gösterenlerle bu faaliyetleri destekleyenler açıklaması ile kamu düzeni için herhangi bir isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, evrakta sahtecilik gibi kamu düzenini bozan faaliyetlerde bulunanlar açıklamalarının yapıldığı, Kanun’un gerekçesi açısından yasa koyucunun milli güvenlik ve kamu düzeni şartı için yapmış olduğu belirlemenin açık olduğu ve düzenleyici işlemin iptali istenilen kısmının, yasa koyucunun iradesi dışına çıkılmak ve Kanun ile belirlenmiş olan şartlar genişletilmek suretiyle, yetkili idarenin takdir hakkı kısıtlanarak, Anayasanın 66. maddesinde belirtilmiş olan kanunilik ilkesi ihlal edilerek tesis edildiği; Yönetmeliğin iptali istenilen kısmının Ceza Muhakemesi Kanunu’na da aykırı olduğu, belirtilen Kanun’un 231/5. maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle, amaçlananın hükmün hukuken varlık kazanmaması ve kişilere lekelenmeme hakkı tanınması olduğu, bu uygulamaya tabi olan sanığın herhangi bir şekilde işbu suçlama nedeniyle mağdur edilmemesinin amaçlandığı, iptali istenilen düzenleme ile hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkeleri ihlal edilerek bir nevi davacının cezalandırılması yoluna gidildiği; hukuka aykırı olan düzenleyici işlem uyarınca tesis edilen bireysel işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

DAVALILARIN SAVUNMALARI :
Hükmün açıklanmasının geriye bırakılması gibi hukuki durumlardan yararlanılmış olunsa dahi adli anlamda ülkemizde herhangi bir yaptırıma uğramayan yabancının, vatandaşlık kazanmak için yeterli ve gereken şartları sağlamadığını tanımlamak üzere Yönetmeliğin iptali istenilen kısmının tesis edildiği; Kanun’un 16/1-c maddesinde belirtilen “milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama” koşulunu açıklamaya yönelik olarak suç ve cezalara ilişkin kriterlerin belirlendiği; Devletin hükümranlık yetkisi gözetilerek, kamu yararına aykırı olmayacak şekilde ve dayanağı Kanun maddesinin açıklanması niteliğinde Yönetmeliğin iptali istenilen kısımlarının tesis edildiği; vatandaşlık başvurusunun reddine ilişkin işlemin de hukuka uygun olan Yönetmelik uyarınca tesis edildiği; bu nedenle, dava konusu düzenleyici işlem ve bireysel işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 tarih ve E:2021/2016, K:2021/2025 sayılı kararına uyularak davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin …tarih ve …sayılı İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacının Türk vatandaşlığının evlilik yoluyla kazanılmasına ilişkin başvurusunun reddine yönelik işlem ile anılan işlemin dayanağı 6/4/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasında yer alan, “… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz.” kuralının iptali istemiyle açılmıştır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun “Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması” başlıklı 10. maddesinde; “Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.”, “Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması” başlıklı 16. maddesinde, “Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; a) Aile birliği içinde yaşama, b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır.” hükmüne yer verilmiştir.
6/4/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin “Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılmasında il emniyet müdürlüğünce yapılacak soruşturmaya ilişkin usul ve esaslar” başlıklı 28. Maddesinde, ”1- İl emniyet müdürlüğünce evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının, a) Aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı, b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak ve fuhuşa aracılık etmek gibi davranışlarının olup olmadığı, c) Türk vatandaşlığını kazanmasında millî güvenlik kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı, hususları araştırılır ve oluşan olumlu veya olumsuz kanaat soruşturma formuna açık bir şekilde yazılır. Soruşturma formuna soruşturmaya ilişkin tutanaklar da eklenir. 2- Soruşturması tamamlanan yabancının dosyası il müdürlüğüne iade edilir. Dosya gerekli inceleme ve araştırma yapılmak üzere il müdürlüğünce komisyona gönderilir.” hükmüne; Aynı Yönetmeliğin ”Araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi” başlıklı 72. maddesinin 5. fıkrasında ise, “İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz.” kuralına yer verilmiştir.
5901 sayılı Yasa’da evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılması için başvuru sahiplerinin taşıması gereken şartların belirlendiği, söz konusu yasanın uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılan iptale konu yönetmeliğin dava konusu edilen hükmü ile de Türk vatandaşlığına alınma hususunda Devletin hükümranlık yetkisi gözetilerek millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından vatandaşlığa alınmada engel teşkil edecek suç ve cezalara ilişkin kriterler belirlenmiş olup, anılan madde hükmünde kamu yararı ve dayanağı yasa hükmüne aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu işleme gelince,
Dosyanın incelenmesinden, Ukrayna uyruklu davacının 07.08.2010 tarihinde Türk vatandaşı ile evlendiği, Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yaptığı başvurusunun 5901 sayılı Kanunun 16/1-(c) ve uygulama yönetmeliğinin 72/5. Maddede sayılan şartı sağlamadığı ileri sürülerek reddi yolunda tesis edilen işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, …Asliye Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile ”Etkili Eylem (yaralama)” suçunu işlediği sabit görülerek davacının 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, anılan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16/1-(c) maddesinde, Türk vatandaşlığına alınabilmek için millî güvenlik kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmama koşulu ile anılan Kanuna dayanılarak çıkarılan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72/5 maddesinde hükmün açıklanması geriye bırakılmış olsa da 6 aydan fazla hapis cezası alanların Türk vatandaşlığına alınamayacağı yolundaki düzenleme karşısında, ”Etkili Eylem (yaralama)” suçundan dolayı …Asliye Ceza Mahkemesince açıklanması geri bırakılan 6 ay 20 günlük hüküm dikkate alındığında ve Türk vatandaşlığına alınma hususunda Devletin hükümranlık yetkisi de gözetildiğinde davacının Türk vatandaşlığına alınmaması yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Dairemizin 15/10/2020 tarih ve E:2015/1612, K:2020/3837 sayılı davanın reddine dair kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 tarih ve E:2021/2016, K:2021/2025 sayılı kararıyla kısmen onanması, kısmen bozulması üzerine, bozulan kısım hakkında Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Kırım Özerk Cumhuriyeti uyruklu davacı, 07/08/2010 tarihinde Türk vatandaşı ile evlenmiş ve 02/01/2014 tarihinde müşterek çocukları doğmuştur.
Davacı hakkında yaralama suçu nedeniyle yapılan ceza yargılaması sonucu, … Asliye Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile ”Etkili Eylem (yaralama)” suçunu işlediği sabit görülerek yaralanan kişilerden biri yönünden 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, diğer yaralanan yönünden ise 1.500,00 TL adli para cezasına karar verilmiş, anılan kararlar kesinleşmiştir.
Davacının Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yaptığı başvuru, 5901 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve uygulama Yönetmeliğinin 72. maddesinin 5. fıkrasında sayılan şartı sağlamadığından bahisle …tarih ve …sayılı İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine anılan işlemin ve Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan “… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…” ibaresinin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 15/10/2020 tarih ve E:2015/1612, K:2020/3837 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 tarih ve E:2021/2016, K:2021/2025 sayılı kararıyla; davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, Dairemiz kararının düzenleyici işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, bireysel işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiş ve Dairemiz kararının Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan “… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…” ibaresine yönelik davanın reddine ilişkin kısmı kesinleşmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat;
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun “Türk vatandaşlığının kazanılması halleri” başlıklı 5. maddesinde; “Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır.” hükmü, “Sonradan kazanılan vatandaşlık” başlıklı 9. maddesinde; “Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir.” hükmü, “Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması” başlıklı 10. maddesinde; “Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.” hükmü, “Başvuru için aranan şartlar” başlıklı 11. maddesinde; “Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; (a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, (b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye’de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, (c) Türkiye’de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, (ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, (d) İyi ahlak sahibi olmak, (e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, (f) Türkiye’de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, (g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır.” hükmü, “Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması” başlıklı 16. maddesinde; “(1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; (a) Aile birliği içinde yaşama, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, (c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler.” hükmü yer almış; dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle “Yönetmelik” başlıklı 46. maddesinde, bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirlenmiştir.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin “Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılmasında il emniyet müdürlüğünce yapılacak soruşturmaya ilişkin usul ve esaslar” başlıklı 28. maddesinde, “(1) İl emniyet müdürlüğünce evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının; (a) Aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak ve fuhuşa aracılık etmek gibi davranışlarının olup olmadığı, (c) Türk vatandaşlığını kazanmasında millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı, hususları araştırılır ve oluşan olumlu veya olumsuz kanaat soruşturma formuna açık bir şekilde yazılır. Soruşturma formuna soruşturmaya ilişkin tutanaklar da eklenir. (2) Soruşturması tamamlanan yabancının dosyası il müdürlüğüne iade edilir. Dosya gerekli inceleme ve araştırma yapılmak üzere il müdürlüğünce komisyona gönderilir.” düzenlemesine yer verilerek; “Araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi” başlıklı 72. maddesinde, “(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince soruşturma, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğünce de arşiv araştırması yapılır. Komisyon tarafından gerekli görülmesi halinde kamu görevlileri aracılığı ile soruşturma yaptırılabilir. (2) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında 28 inci madde uyarınca yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince yapılan soruşturma sonucunda evliliğin Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapılıp yapılmadığına dair olumlu veya olumsuz bir kanaate varılamaması halinde Türk vatandaşı eşin yakınlarının ifadelerine de başvurulmak suretiyle kanaat oluşuncaya kadar periyodik olarak soruşturma işlemine devam edilir. (3) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının usulleri ilgili kurumlarla birlikte Bakanlıkça belirlenir. (4) Türk vatandaşlığını kazanmak veya kaybetmek isteyen kişi hakkında yapılan araştırma ve soruşturma bir yıl geçerlidir, ancak gerekli görülen hallerde bu süre beklenmeksizin yeniden araştırma ve soruşturma yaptırılabilir. (5) İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz.” kuralı düzenlenmiştir.
Davacının Evlenme Yoluyla Türk Vatandaşlığına Alınma Talebiyle Yaptığı Başvurunun 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) Bendi Uyarınca Reddedilmesine İlişkin …Tarih ve … Sayılı İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü İşleminin İncelenmesi:
Her ne kadar, Dairemizin 15/10/2020 tarih ve E:2015/1612, K:2020/3837 sayılı kararıyla davacının Türk vatandaşlığına alınma başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemin dayanağı olan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan “… ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar…” ibaresi yönünden davanın reddine karar verilmiş ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 tarih ve E:2021/2016, K:2021/2025 sayılı kararıyla Dairemiz kararının bu kısmı hukuka uygun bulunarak onanmış ve böylelikle düzenleme yürürlükte kalmış ise de, bireysel işlem yönünden inceleme yaparken işleme konu suçun niteliği göz önünde bulundurularak suçun söz konusu hüküm kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin incelenmesi gerekmektedir.
Anılan Yönetmelik hükmünün dayanağı olan ve yukarıda metnine yer verilen 5901 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin gerekçesi; “Maddenin (g) bendine göre; milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartı aranmaktadır. Bu şartın konulması ile milli güvenlik bakımından tehlike teşkil eden ve milli menfaatler ve ülke bütünlüğü aleyhine faaliyet gösterenlerle bu faaliyetleri destekleyenlerin, bu gibi kişi veya kuruluşlarla ilişki içerisinde bulunanların ve herhangi bir isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, evrakta sahtecilik gibi kamu düzenini bozan faaliyetlerde bulunanların Türk vatandaşlığını kazanmaları engellenmektedir.” şeklinde; 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin gerekçesi; “Madde ile; evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin şartlar ve esaslar belirlenmiştir. Buna göre; bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmayacaktır. Ancak yabancı üç yıldan beri bir Türk vatandaşı ile evli ise ve evlilik devam ediyorsa Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilecektir. Başvuranlarda; aile birliği içinde yaşamak, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmamak, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartları aranacaktır. Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde diğer şartların taşınması kaydıyla Türk vatandaşlığı kazanılabilecektir. Ayrıca yabancıya, vatandaşlık kazandıran evliliğin butlanına karar verilmesi halinde akitte hüsnüniyetli olan kadın ya da erkek Türk vatandaşlığını muhafaza etmeye devam edecektir.” şeklinde olup; 5901 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin gerekçesinde yer alan isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, evrakta sahtecilik gibi kamu düzenini bozduğu belirtilen suçların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar, kamu güvenine karşı suçlar bölüm başlıklarının içerisinde bulunduğu görülmüştür.
Dayanak kanun maddeleri gerekçeleriyle birlikte dikkate alındığında, Türk vatandaşlığına alınma talebiyle başvuruda bulunacak kişilerin milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmaması noktasında kişilerce işlenen suçların değerlendirilmesi aşamasında kanun koyucunun iradesinin, devletin varlığına ve işleyişine yönelik olarak kamu düzenini ciddi düzeyde bozan suçları işleyenlerin Türk vatandaşı olmasının engellenmesi yönünde olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacının yargılandığı … Asliye Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile, şikayetçilerin anne, kız oldukları, olay günü davacının sokak köpeklerine kötü davrandığı iddiasıyla şikayetçiler ile davacı arasında tartışma yaşandığı, şikayetçilerin hakaretvari konuşması üzerine davacının her iki müştekiyi doktor raporlarında belirtildiği şekilde darp ettiği, bu şekilde atılı etkili eylem suçlarını işlediğinin, savunma, doktor raporu, tanık beyanları ve dosya kapsamından anlaşıldığı, TCK’nın 61. maddesi gereğince davacıya cezanın takdiren alt sınırdan tayin edildiği, CMK 231. maddesi kapsamında ortada tazmin edilmeyi gerektirir bir zararın bulunmadığı ve iddia edilmediği, sabıkasız kişiliğe sahip olan davacının yeniden suç işlemeyeceği hususunda hakkında olumlu kanaate varıldığı gerekçesiyle, yaralanan kişilerden biri yönünden 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, diğer yaralanan yönünden ise 1.500,00 TL adli para cezasına karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, davacı hakkında yapılan yargılama sonucu işlediği sabit görülen yaralama suçunun niteliği ve yukarıda bahsedilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, anılan suçun davacının Türk vatandaşı olmasına engel teşkil edecek mahiyette olmadığı, bu nedenle davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunduğundan bahisle Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin …tarih ve …sayılı İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin İPTALİNE,
2. Dava netice olarak kısmen iptal, kısmen retle sonuçlandığından; davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin tarafların haklılık durumlarına göre belirlenen 1/2’si olan …TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/2’si olan …TL’nin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, davanın retle sonuçlanan ve onanarak kesinleşen kısmı için ilk kararda davalı idareler lehine vekalet ücreti takdir edildiğinden bu kısım hakkında yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 26/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.