Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/2636 E. , 2022/4761 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2636
Karar No : 2022/4761
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …/ ANKARA
(Mülga …)
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVANIN_KONUSU :
05/11/2013 tarih ve 28812 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. ve 3. maddelerinin, 07/08/1988 tarih ve 19892 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği”nin 6. maddesinde yer alan Devlet Nişanı, Cumhuriyet Nişanı, Liyakat Nişanı kısımlarında “T.C.” ve “Atatürk kabartması” ibarelerine yer verilmeksizin eksik düzenleme yapıldığından bahisle iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI :
Davacı tarafından; dava konusu düzenlemelerde 07/08/1988 tarih ve 19892 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği”nin 6. maddesinde yer alan Devlet Nişanı, Cumhuriyet Nişanı, Liyakat Nişanı kısımlarında “T.C.” ve “Atatürk kabartması” ibarelerine yer verilmeksizin eksik düzenleme yapıldığı, Anayasa’nın Başlangıç İlkelerinde devletin kuruluş felsefesinin ve kurucusunun Atatürk olduğunun tüm dünyaya ilan edildiği, sınırlı sayıdaki yabancı kişilere hizmetleri karşılığında verilen nişanlardan Türkiye Cumhuriyeti kısaltmasının ve Atatürk kabartmalarının çıkarılmasının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığı, “Türk”, “Türkiye” gibi ifadelerin Cumhuriyetimiz ile özdeşleşmiş ve Anayasal anlam kazanmış ifadeler olduğu, Anayasanın 66. maddesinde yer alan Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin Türk olduğu hükmü ile Türk kelimesinin ırksal bir söylem olmadığının ortaya konulduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI :
Dava konusu Yönetmelik değişikliğinin, 2933 sayılı Kanun uyarınca dünyadaki örnek uygulamalar ile birçok sanatçının görüşleri incelenerek, tarihi ve kültürel birikim ile milli değerlerin evrensel değerler ölçüsünde daha iyi yansıtılması amacıyla yapıldığı, bu anlamda yeni tasarımlarda kullanılan Türk Bayrağının ve Cumhurbaşkanlığı Armasının milli, tarihi ve kültürel değerlerimizi yansıttığı ve Türkiye Devleti Cumhuriyetini temsil ettiği ileri sürülerek dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/02/2021 tarih ve E:2019/639, K:2021/196 sayılı kararına uyularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından, 5.11.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin, genel yönetmeliğin 6. maddesinde yer alan devlet nişanı, cumhuriyet nişanı, liyakat nişanı kısımlarında T.C. ve Atatürk kabartması ibaresine yer verilmeksizin eksik düzenleme yapan 1. ve 3. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
2933 sayılı Yasanın 13. maddesinde, madalya ve nişanların ebat, biçim ve özelliklerinin tespiti, kimlere ve nasıl verileceği bunların muhafaza ve taşınmasına ilişkin şekil ve esasların Bakanlar Kurulunca verilecek yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
Davalı İdare; yapılan değişikliğin, dünyadaki örnek uygulamalar ile birçok sanatçının görüşleri incelenerek, tarihi ve kültürel birikim ile milli değerlerin evrensel değerler ölçüsünde daha iyi yansıtılması amacıyla yapıldığı belirtilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Cumhurbaşkanlığının …gün ve …sayılı yazıs ile yapılan talep üzerine Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde yapılan değişiklik ile nişanlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin kısaltması olan “T.C.” ibaresine yer verildiği, ancak “Atatürk kabartmasına” yer verilmediği, eski ve yeni tasarımlar arasındaki farklılıkların, davacının iddia ettiği gibi Anayasal düzene aykırı bir yönünün olmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Dairemizin 27/04/2016 tarih ve E:2013/7265, K:2016/2356 sayılı kısmen iptal, kısmen ret yolundaki kararının iptale ilişkin kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/02/2021 tarih ve E:2019/639, K:2021/196 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozulan kısım hakkında Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
07/08/1988 tarih ve 19892 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği”nin 6. maddesinde yer alan Devlet Nişanı, Cumhuriyet Nişanı, Liyakat Nişanı kısımlarında “T.C.” ve “Atatürk kabartması” ibarelerine yer verilmeksizin eksik düzenleme yapıldığından bahisle, 05/11/2013 tarih ve 28812 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in 1. ve 3. maddelerinin iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 27/04/2016 tarih ve E:2013/7265, K:2016/2356 sayılı kararı ile Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. ve 3. maddelerinin, Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinin 6. maddesinde yer alan devlet nişanına ilişkin kısmında “Atatürk kabartması”na yer verilmemesine ilişkin kısmının eksik düzenleme nedeniyle iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın iptale ilişkin kısmının davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/10/2018 tarih ve E:2016/5180, K:2018/4037 sayılı kararıyla davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Dairemiz kararının temyize konu kısmının onanmasına karar verilmiş; davalı idarenin anılan karara karşı yaptığı karar düzeltme istemi ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/02/2021 tarih ve E:2019/639, K:2021/196 sayılı kararıyla kabul edilerek, onama kararının kaldırılmasına, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemiz kararının iptale ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiş ve Dairemiz kararının redde ilişkin kısmı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat;
Anayasa’nın “Başlangıç” kısmında; “Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasanın, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün inkılap ve ilkeleri doğrultusunda… Türk Milleti tarafından, demokrasiye aşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.” belirlemelerine yer verilmiş; 2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” düzenlemesi hükme bağlanmış; 3. maddesinin 2. fıkrasında da, “Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.” hükmü öngörülmüştür. Yine Anayasa’nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.” kuralına yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 2. fıkrasının işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.” hükmü kabul edilmiştir.
2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu’nun dava konusu Yönetmelik’in yürürlüğe girdiği tarihteki halinde “Nişanlar” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Devlet Nişanının, Bakanlar Kurulu kararı, Cumhurbaşkanının tevcihi ile Türkiye Cumhuriyeti ile mensup olduğu devlet arasında dostça ilişkilerin geliştirilmesini ve milletlerin birbirlerine yakınlaşmalarını sağlayan ülkelerin devlet başkanlarına verileceği; (b) bendinde, Cumhuriyet Nişanının, Bakanlar Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ve Türkiye Cumhuriyeti ile mensup olduğu devlet arasında dostça ilişkilerin geliştirilmesini, milletlerin birbirine yakınlaşmalarını sağlayan ülkelerin başbakanlarına, bakanlarına ve dış temsilcilik mensuplarına verilececeği; (c) bendinde, Liyakat Nişanının, Dışişleri Bakanlığı ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulunun görüşleri alınarak ilgili bakanın teklifi, Başbakanın onayı ve Cumhurbaşkanının tevcihi ile ilim ve sanatta Türkiye Cumhuriyetinin uluslararası alanda tanıtılması ve yüceltilmesini sağlayan yabancı kişilere verileceği, düzenlemeleri hükme bağlanmış; aynı Kanunun 13. maddesinde ise, madalya ve nişanların ebat, biçim ve özelliklerinin tespiti, kimlere ve nasıl verileceği, bunların muhafaza ve taşınmasına ilişkin şekil ve esasların, Devletçe veya başka devletlerce verilen madalya ve nişanların takılması ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususların Kanunun yayımlanmasından itibaren bir yıl içinde Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenleneceği kuralı öngörülmüştür.
2933 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca 07/08/1988 tarih ve 19892 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliği’nin 6. maddesi ile eklerinin ilk halinde, Devlet Nişanının ön yüzünde Atatürk siluetinin bulunacağı öngörülmüş iken; anılan madde ve eklerinin 05/11/2013 tarih ve 28812 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmelik ile değişik mevcut halinde, Devlet Nişanının ön yüzünde Türk Bayrağının renkleri olan kırmızı ve beyaz renkler eşliğinde ay ve yıldız motiflerinin bulunacağı kabul edilmiştir.
Dava Konusu Yönetmeliğin 1. ve 3. Maddelerinin, Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinin 6. Maddesinde Yer Alan Devlet Nişanına İlişkin Kısmında “Atatürk Kabartması”na Yer Verilmemesi Yönünden İncelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağını teşkil eden 2933 sayılı Kanun’un 13. maddesinde, madalya ve nişanların ebat, biçim ve özelliklerinin Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiş ve bu düzenleme yapma yetkisinin içeriği yönünden anılan Kanun’da herhangi bir sınır getirilmemiştir.
Takdir yetkisi, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlanmaktadır. Düzenleyici işlemlerde idareye düzenleme yapma yetkisi veren üst normlarda düzenlemenin içeriği itibarıyla belli bir sınır çizilmemesi durumunda, idarenin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır. Bu çerçevede, 2933 sayılı Kanun uyarınca, somut uyuşmazlık yönünden idareye geniş bir takdir yetkisi tanınmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde, yürürlüğe konulan kanunların Anayasa’ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurgulamaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı)
Kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin denetiminde Anayasa Mahkemesince de benimsenen bu görüşün, takdir yetkisi kapsamında türev (ikincil) nitelikte düzenleme yapan idarenin tesis ettiği düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde de kullanılacak ölçüt olarak nazara alınması mümkündür. Bu çerçevede, kendisine düzenleme yapma yetkisi tanınan idarece, düzenlemenin içeriğini belirleme konusundaki takdir yetkisinin Anayasa ve diğer üst normların çizdiği sınırlar içerisinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilerek kullanılması gerekmektedir. Dolayısıyla, takdir yetkisi kullanılarak ihdas edilen düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde, başta normlar hiyerarşisi olmak üzere yukarıda temas edilen ölçütlere göre düzenlemenin denetlenmesi gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır. Danıştay içtihatlarında da belirtildiği üzere, idarenin kamu yararını gerçekleştirmek için yapacağı işlem ve eylemlerin türünü, zamanını ve yöntemini belirlemekte sahip bulunduğu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı ve yetki, şekil, sebep, amaç ve konu yönlerinden yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Bununla birlikte, idarelerin birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumlarda, idari yargı mercilerinin idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belirli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve 2577 sayılı Kanun’un yukarıda temas edilen hükümleriyle ve idare hukuku ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.
Bu belirlemeler ışığında somut uyuşmazlıkta, devlet nişanlarının biçimini düzenleyici işlemle belirleme konusunda idareye tanınan takdir yetkisinin üst normların çizdiği sınırlar içerisinde kullanıp kullanmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Diğer ülke uygulamalarına da bakıldığında, Devlet Nişanlarının milli, tarihi ve kültürel semboller üzerinden uluslararası düzeyde temsiliyetin sağlanarak tasarlandığı ve ekseriyetle bu temsiliyetin “hilal, haç” gibi dini semboller ile “bayrak, defne ve zeytin dalı” gibi milli ve kültürel semboller kullanılarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, nişanların biçimini belirleme konusunda idareye tanınan geniş takdir yetkisinin Devletimizin ve Milletimizin milli, tarihi ve kültürel sembollerinden biri veya birkaçının birlikte tercih edilerek kullanılabileceği sunucuna ulaşılmıştır.
Temel felsefesi ile devletin kurucu değerlerinin belirlendiği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Başlangıç” kısmında, Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasanın, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılapları doğrultusunda Türk Milleti tarafından Türk evlatlarının emanetine tevdi edildiği kabul edilmiş; 2. maddesinde de, Türkiye Cumhuriyetinin Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılaplarının Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dayanak ve niteliklerinden olduğu, bu haliyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Devlet ve Milletimizin kültürel ve milli değerlerinin arasında yer aldığı hususu açıktır. Bununla birlikte, Devlet Nişanlarının biçiminin belirlenmesi konusunda milli, tarihi ve kültürel değerleri temsil eden farklı sembollerden hangisi ya da hangilerinin tercih edileceği konusu idarenin takdir yetkisi kapsamında olup, yukarıda temas edildiği üzere idari yargı mercilerinin idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belirli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri hukuken olanaklı değildir. Başka bir ifadeyle, nişanlarda kullanılan milli, tarihi ve kültürel sembollerden Atatürk silueti, Türk Bayrağı veya on altı büyük Türk Devletini temsil eden motiflerin birlikte veya tek başına kullanılmasının tercih edilmesi, dava konusu Yönetmelik hükümlerini hukuken sakatlayacak nitelikte bulunmamaktadır. Aynı şekilde, nişanların “ebat, biçim ve özelliklerinin tespiti” konusunda Bakanlar Kuruluna tanınan ve ilk olarak 1988 yılında kullanılan yetkinin, değişiklik yapma konusundaki yetkiden daha fazla olduğunu söylemek de hukuken kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Nitekim, Devlet Nişanlarının ilk halinde olduğu gibi, dava konusu Yönetmelik ile Devlet Nişanlarında milli, tarihi ve kültürel sembollerden bir başka motifin tercih edilmesi de dayanak Kanun’un tanıdığı yetkinin kullanılması anlamını taşımaktadır. Bu bağlamda, dava konusu Yönetmelik hükümlerinde Devlet Nişanlarına yönelik tercih edilen motiflerin milli, kültürel ve tarihi nitelikte bulunduğu gözetildiğinde, bu hususta idareye tanınan takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, 2933 sayılı Kanun’un verdiği takdir yetkisine istinaden yürürlüğe konulan dava konusu Yönetmelik hükümlerinde eksiklik ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. ve 3. maddelerinin, Devlet Madalya ve Nişanları Yönetmeliğinin 6. maddesinde yer alan devlet nişanına ilişkin kısmında “Atatürk kabartması”na yer verilmemesine ilişkin kısmı yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Dava netice olarak retle sonuçlandığından; davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan …TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Davalı idare lehine ilk kararda hükmedilen vekâlet ücretinin kaldırılarak, işbu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen …TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 26/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.