Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5639 E. 2022/4823 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5639 E.  ,  2022/4823 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5639
Karar No : 2022/4823

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. …
Hukuk Müşaviri Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten …’e velayeten …
VEKİLİ :Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları …’in Bursa Prof. Dr. Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesinde yapılan tıbbi müdahaleler sonucunda vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla miktar artırım dilekçesi ile artırılarak … için 286.848,77 TL … için 80.538,19 TL maddi; … için 75.000,00 TL … için 75.000,00 TL manevi tazminatın, vefat tarihi olan 03/03/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, olayla ilgili düzenlenen bilirkişi raporunda davacılar yakınının yatılarak tedavi edilmesi gerekirken bunun yapılmamasının eksiklik olduğunun belirtiliği buna göre söz konusu vefat olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle …’in maddi tazminat isteminin kabulü ile 10.000,00 TL’lik kısmına 06/04/2011 tarihinden, 276.848,77 TL’lik kısmına 14/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte toplam 286.848,77 TL’nin ödenmesine, …’in maddi tazminat isteminin kabulü ile maddi tazminatın 10.000,00 TL’lik kısmına 06/04/2011 tarihinden, 70.538,19 TL’lik kısmına 14/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte toplam 80.538,19 TL’nin ödenmesine; …’in manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile manevi tazminatın 40.000,00 TL’lik kısmına 06/04/2011 tarihinden, 10.000,00 TL’lik kısmına 14/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte toplam 50.000,00 TL’nin ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, …’in manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile manevi tazminatın 40.000,00 TL’lik kısmına 06/04/2011 tarihinden, 10.000,00 TL’lik kısmına 14/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte toplam 50.000,00 TL’nin ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince; … İdare Mahkemesi kararının istinaf başvurusuna konu kabule ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından, hükme esas alınan kusurun tespitine ilişkin bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediği, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verildiği, olayla ilgili yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiği, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, miktar artırım dilekçesi ile manevi tazminat miktarının artırılamayacağı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların eşi ve annesi … 10/02/2011 tarihinde, soğuk algınlığı şikayetiyle Aile Sağlık Merkezine, 11/02/2011 tarihinde Özel … Hastanesine başvurmuş, burada filmleri çekilmiş, kan tetkikleri yapılmış, serum takılmış, göğüs hastalıkları uzmanından randevu alınmış ve 12/02/2011 tarihinde, zatürre ve bronşit teşhisi konulmuştur.
Hasta, 13/02/2011 tarihinde Prof. Dr. Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi acil servisine müracaat etmiş, muayene edilmiş, filmleri çekilmiş, tahlilleri yapılmış, bir gün önce özel hastanede göğüs hastalıkları uzmanı tarafından verilen tedavinin devamı uygun görülmüş ancak bir iyileşme olmadığı durumda üçüncü basamak tedavi kurumu olan Uludağ Üniversitesine başvurması gerektiği söylenerek taburcu edilmiştir. Hasta durumunun fenalaşması üzerine aynı gün Çekirge Devlet Hastanesine götürülmüş, buradan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine, ardından Özel … Hastanesine sevk edilmiş, yoğun bakım ünitesinde uygulanan tedaviye rağmen 03/03/2011 tarihinde vefat etmiştir.
Bunun üzerine davacılar tarafından, 06/04/2011 tarihinde diğer bir kısım davalılarla birlikte davalı … Bakanlığına karşı … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyasına kayden tazminat davası açılmış, anılan Mahkeme davalı Bakanlık hakkındaki davanın yargı yolu bakımından reddine karar vermiş, bu kararın Yargıtay kararıyla onanması üzerine bu kez …’in vefatında hizmet kusuru bulunduğu iddiasıyla uğranıldığı ileri sürülen zararın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Davacılar tarafından, diğer bir kısım davalılarla birlikte davalı … Bakanlığına karşı … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyasına kayden açılan tazminat davasında, anılan Mahkeme tarafından dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda; müteveffanın ölümünün viral pnömoni ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, Prof. Dr. Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesinde yatılarak tedavi edilmesi gerekirken bunun yapılmamasının eksiklik olduğu, ancak kişinin klinik durumu çok hızlı değiştiği dikkate alındığında, yatılarak tedavi altına alınması durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı görüşüne yer verilmiştir.
İdare Mahkemesince, yukarıda anılan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; ancak, davanın ihbarının Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından re’sen yapılacağı kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun’a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun’un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Kanun’un “Bilirkişi raporunun verilmesi” başlıklı 280. maddesinde; bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği; raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği, “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise; tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 27. Maddesinin 1. fıkrasında, davanın taraflarının, müdahillerin ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu; 61. maddesinin 1. fıkrasında, taraflardan birinin, davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceği; 66. maddesinde ise üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği hükümleri yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılan davada, davacıların yakınının hayatını kaybetmesi sonucunda oluşan maddi ve manevi zararların hizmet kusuru sonucunda meydana geldiğine ve davalı idarenin tazmin yükümlülüğünün olduğuna hükmedilmiştir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu olaya ilişkin olarak sorumluluğu olan kişi veya kişilere davalı idare tarafından rücu edilebileceği dikkate alındığında, davanın sonucundan bu kişilerin menfaatlerinin etkileneceği açık olduğundan; yukarıda belirtilen Kanun hükümlerinde öngörülen davanın ihbarı için geçerli koşulların oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, yukarıda aktarılan düzenlemeler uyarınca, Mahkemelerce esas hakkında karar verilmeden önce, bilirkişi raporunun birer örneğinin taraflara tebliğ edilmesi ve bilirkişi raporuna tarafların itiraz edebilmelerine olanak tanınması, uygulanması zorunlu bir usul kuralıdır.
Dava dosyanın incelenmesinden; Mahkemece, uyuşmazlık konusu olaya ilişkin olarak sorumluluğu bulunan ve davalı idare ile arasında rücu ilişkisi doğabilecek kişi veya kişilerin tespit edilmediği ve bu kişi veya kişilere davanın re’sen ihbar edilmediği görülmektedir.
Ayrıca; Mahkemece, … Asliye Hukuk Mahkemesinin uyuşmazlık konusu olay hakkında Adli Tıp Kurumundan almış olduğu bilirkişi raporu uyarınca, anılan rapor taraflara tebliğ edilmeden, davanın esası hakkında karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda; Mahkemece, davanın ihbarı için geçerli koşulların oluşmasına rağmen ihbar müessesine başvurulmadan ve hükme esas alınan bilirkişi raporu tebliğ edilmeyerek taraflara rapora itiraz hakkı tanınmadan, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan hukuki dinlenilme hakkının ve savunma hakkının kısıtlanması suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, işbu bozma kararı üzerine yeniden verilecek kararda dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğuna hükmedilmesi halinde davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden yeniden bir hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu aşamada, dosyada mevcut 14/04/2017 havale tarihli hesap bilirkişisi raporunun hükme esas alınması halinde, anılan raporda davacı …’in evlenme ihtimalinin %15 kabul edilerek hesaplama yapıldığı, ancak …’in UYAP bilgi sisteminden ulaşılan nüfus kayıt örneğine göre 10/01/2016 tarihinde evlendiği görüldüğünden, davacının destekten yoksun kalma tazminatının evlendiği bu tarihe kadar hesaplanması gerektiğinin dikkate alınması gerekmektedir. Yine davacı eş ve çocuğa ödenecek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken desteğin kendisine ve vefat tarihinde hayatta olmaları kaydıyla bakiye ömürlerinin sonuna kadar anne ve babasına da pay ayıracağı hususunun dikkate alınması, bu paylaşım yapılırken desteğin kendisine 2 pay, eşine 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, anne ve babasına 1’er pay ayrılarak tazminat miktarının hesaplanması gerekmektedir.
Ayrıca, manevi zararın niteliği gereği sonradan gelişen veya öğrenilen yeni bir olgu olmadığı sürece kişinin manevi varlığında oluşan zararın arttığından bahsedilememekte, bir başka ifadeyle sonradan gelişen veya öğrenilen yeni bir olgunun varlığı halinde manevi tazminat miktarı artırılabilmektedir. İşbu dava devam ederken öğrenilen yeni bir olgu olmadığı dikkate alındığında dava dilekçesinde belirtilen manevi tazminat miktarlarının miktar artırım dilekçesi ile artırılamayacağı hususunun da göz önünde bulundurulması gerekir.
Bununla birlikte, temyize konu karara esas alınan 14/04/2017 havale tarihli hesap bilirkişisi raporuna davacılar tarafından itiraz edilmemiş olması ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacılar tarafından temyiz edilmemiş olması nedeniyle, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde Mahkemece yaptırılacak olan hesaplama neticesinde, davacılar lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı gereği, temyize konu karar ile davacılara ödenmesine karar verilen tutarları (… için 286.848,77 TL ve … için 80.538,19 TL) aşamayacağı da açıktır.
Bu itibarla, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince, hukuka uygun olmadığı anlaşılan Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında belirtilen eksiklikler giderilerek bir karar verilmesi gerekmekte iken; davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine yönelik karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararının kabule ilişkin kısmına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 26/10/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.