Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5819 E. 2022/4748 K. 26.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5819 E.  ,  2022/4748 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5819
Karar No : 2022/4748

TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Süt Mamulleri San. A.Ş.
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı / ANKARA (… Bakanlığı)
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN KONUSU: Davacı şirket tarafından, “… Süzme Peynir” ürünü ile ilgili olarak yapılan reklamlarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 61. maddesine aykırı hareket edildiğinden bahisle anılan Kanun’un 63. ve 77/12. maddeleri uyarınca bahse konu reklamların durdurulmasına ve 220.220,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin Reklam Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararı ile bu kararın bildirimine ilişkin Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ:
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacı tarafından; herhangi bir firmanın ürününe yönelik bir karşılaştırma yapılmadığı gibi hiçbir şekilde kötüleme de yapılmadığı, reklam mesajındaki iddia ölçülemeyecek nitelikte üstünlük taşıyorsa kanıt gösterilmeden de kullanılabileceğinin ve bu hususun haksız rekabet yaratmayacağının gerek hukuk doktrininde gerekse yargı kararlarında kabul edilen temel kural olduğu ve mevzuata aykırı herhangi bir ifade kullanılmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2022 tarihinde esasta oy birliği, gerekçede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Dava, davacı şirket tarafından, “… Süzme Peynir” ürünü ile ilgili olarak yapılan reklamlarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 61. maddesine aykırı hareket edildiğinden bahisle anılan Kanun’un 63. ve 77/12. maddeleri uyarınca bahse konu reklamların durdurulmasına ve 220.220,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkin Reklam Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu kararın bildirimine ilişkin Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, Kanunun amacının; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu belirtilmiş;
61. maddesinde, “(1) Ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır.
(2) Ticari reklamların Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, doğru ve dürüst olmaları esastır.
(3) Tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamaz.
(4) Reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin yazı, haber, yayın ve programlarda, mal veya hizmetlere ilişkin isim, marka, logo veya diğer ayırt edici şekil veya ifadelerle ticari unvan veya işletme adlarının reklam yapmak amacıyla yer alması ve tanıtıcı mahiyette sunulması örtülü reklam olarak kabul edilir. Her türlü iletişim aracında sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması yasaktır.
(5) Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal veya hizmetlerin karşılaştırmalı reklamı yapılabilir.
(6) Reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür.
(7) Reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları bu madde hükümlerine uymakla yükümlüdür.
(8) Ticari reklamlara ilişkin getirilecek sınırlamalar ile bu reklamlarda uyulması gereken usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde, aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal veya hizmetlerin karşılaştırmalı reklamının yapılabileceği öngörülmüştür.
Ticari reklam ve ilanların öncelikle rakip mallar açısından haksız rekabete yol açacak nitelikte olmaması gerekir, oysa benzer özellikte diğer bir ürünle açık açık marka ve isim verilerek karşılaştırma yapılması diğer ürün açısından haksız rekabete yol açacaktır. Ticari reklam yapılırken karşılaştırma yapılacak benzer nitelikte rakip malın markasının açıkça belirtilmemesi halinde haksız rekabetin ihlalinden söz edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Başka bir anlatımla, ürünün, herhangi bir firmanın ürününün açıkça markası veya ismi verilmemek şartıyla benzer nitelikte diğer ürünlerden daha üstün olduğu şeklinde reklamının yapılması, mevzuatça izin verilen karşılaştırılmalı reklam müessesinin doğasının bir sonucudur.
Bakılan uyuşmazlıkta, davacı şirketin üreterek satışa sunduğu süzme peynirin, herhangi bir firmaya ait ürünün markası ya da ismi belirtilmeksizin piyasada bulunan diğer süzme peynirlerle karşılaştırma yapılmak suretiyle reklam ve tanıtımının yapıldığı görülmekte olup, dürüstlük ve rekabet ilkelerinin ihlal edilmesinden ve rakip firmaların aleyhine haksız rekabet yaratılmasından bahsedilemeyeceği sonucuna varılmakla dava konusu işlem bu yönüyle hukuka aykırıdır.
Bununla birlikte, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin 24. maddesinde, çocuklara yönelik olan veya çocukları etkileme olasılığı bulunan reklamlar ile çocukların oynadığı reklamların, çocukları, bir mal veya hizmeti edinmek için, ebeveynlerini veya başkalarını ikna etmeye doğrudan teşvik edemeyeceği öngörülmüştür.
Dava konusu reklam içeriğinde, reklamda olduklarını bilmeyen bir anne ve oğlunun pınar süzme peynir hakkında konuşmalarına şahit olunduğu ve annenin çocuğu ile olan diyaloğunda çocuk oyuncunun “şu anda o reklamın içindeyiz” esprisi ile birlikte çocuğun sevimliliğine dikkat çekildiği anlaşılmakta olup, bu hususun yukarıda yer verilen Yönetmelik hükmüne aykırı olduğu, dolayısıyla dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.