Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/3322 E. , 2022/5895 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3322
Karar No : 2022/5895
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Tasfiye Halinde …Elektrik Malzemeleri Tic. ve San. Ltd. Şti.’ne ait amme alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emri içeriği 2010 ve 2011 yılı sahte fatura kullanmaktan dolayı inceleme raporuna istinaden tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerine ve kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı anılan şirketçe açılan davaların … Vergi Mahkemesi’nin … ve … esas nolu dosyalarda cezalı tarhıyatlar yönünden “ret” şeklinde sonuçlanması üzerine düzenlenen 2 nolu ihbarnamelerin … tarihinde düzenlenen … nolu ödeme emrinin de 21/06/2017 tarihinde şirkete e-tebliğ yoluyla tebliğ edildiği, borca itiraz edilmemesi ve borcun ödenmemesi üzerine amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında borcu karşılayacak mal varlığına rastlanılmaması nedeniyle, borcun asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emri içeriği borç döneminde kanuni temsilci olan davacının, şirketten tahsil edilemeyen vergi ve cezaların tahsili için takip edilmesinde ve adına 213 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar temyize konu kararın, … tarih … sayılı ödeme emri ile … tarih … sayılı ödeme emrinin 2010/1 ila 12 dönemleri amme alacakları dışında kalan kısımlarının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın dava konusu … tarih … sayılı ödeme emrinin 2010/1 ila 12 dönemleri amme alacaklarına ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince,
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “ödeme emri” başlıklı 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, “ödeme emrine itiraz” başlıklı 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında yedi gün içinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, 03/12/1988 – 3505 sayılı kanunun 2. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında ise yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin vergi borçlarından dolayı öncelikle o şirket adına tarh ve tahakkuk işlemi yapılacağı, borç ödenmediği takdirde şirket adına ödeme emri düzenleneceği ve kamu alacağının şirketten tahsil edilmesi için idarece 6183 sayılı Kanunda sayılan tüm takip yollarının tüketileceği ve buna rağmen kamu alacağı borçlu şirketten tahsil edilemezse, şirket kanuni temsilcisi adına ödeme emri düzenleneceği tartışmasızdır.
Dava dosyasının incelenmesinden; dava konusu … tarih … sayılı ödeme emri muhteviyatı 2010/1 ila 12 dönemleri üç kat vergi ziyaı cezalı KDV ile kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davada, … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilerek, dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatlarının onandığı, özel usulsüzlük cezasının ise iptaline karar verildiği, anılan bu karara karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulması üzerine … Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, davalı istinaf başvurusunun reddine, davacı taraf istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu kararın … Elektirik Metal San. Ve Tic. Ltd. Şti’den alınan faturalara ait kısmının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu vergi tarhiyatının … Elektirik Metal San. Tic. Ltd. Şti’den alınan faturalardan kaynaklanan kısmının kaldırılmasına karar verildiği, … tarih E:… K:… sayılı kararla da Danıştay Dördüncü Dairesi tarafından onama kararı verildiği görülmüştür.
Dolayısıyla, dava konusu 2018/2 sayılı ödeme emrinin, 2010/1 ila 12 dönemleri 3 kat vergi ziyaı cezalı KDV’den kaynaklanan kısmının, asıl borçlu şirketin ilgili dönemde faturalarını kullandığı … Elektirik Metal San. Ve Tic. Ltd. Şti’den alınan faturalara ait kısmının tarhiyattan çıkarılması suretiyle kesinleşen vergi ve cezalar ile yargı harcının nispi olarak yeniden hesaplanarak, asıl borçlu şirket adına yeni bir ödeme emri düzenlenerek takip edilmesi gerektiğinden, amme alacağının bu aşamada kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu 2018/2 sayılı ödeme emrinin 2010/1 ila 12 dönemleri amme alacaklarına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Nitekim … Vergi Mahkemesinin … tarih E:… K:… sayılı ret kararına yapılan istinaf başvurusu sonucunda … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih E:… K:… sayılı kararıyla davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği görülmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … tarih … sayılı ödeme emri ile … tarih … sayılı ödeme emrinin 2010/1 ila 12 dönemleri amme alacakları dışında kalan kısımlarının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının … tarih … sayılı ödeme emrinin 2010/1 ila 12 dönemleri amme alacaklarına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4.492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 25/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.