Danıştay Kararı 3. Daire 2022/1915 E. 2022/4027 K. 25.10.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2022/1915 E.  ,  2022/4027 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/1915
Karar No : 2022/4027

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı

KARŞI TARAF (DAVACI): … Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Üçüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca davayı yeniden inceleyen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. maddesinde yer alan ve 5479 sayılı Kanunla değiştirilen gelir tarifesinin, 40.000 YTL için 9.190 YTL ibaresinden sonra gelen “fazlası %35 oranında” ibaresinin ücret gelirleri yönünden iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin kararına dayanılarak, belirtilen dilimi aşan ücret ödemelerinin %27 oranında tevkifata tabi tutulması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2009 yılının Aralık dönemine ait muhtasar beyanname üzerine tahakkuk ettirilen gelir (stopaj) vergisinin %27 oranını aşan kısmının kaldırılması ve ödenen tutarın iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Uyuşmazlık konusu döneme ilişkin iadesi istenen verginin nasıl hesaplandığının saptanması amacıyla Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden, 2009 yılının Aralık döneminde 122 çalışanının bulunduğu, söz konusu çalışanlardan 11’inin 2009 yılı Ocak-Kasım ayları birikmiş matrahları 50.000,00 TL’nin üzerinde olduğundan gelir vergisi matrahlarının %35 vergi oranı üzerinden vergilendirildiği, davacı şirket tarafından da Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gerekçe gösterilerek 50.000,00 TL’nin üstünde elde edilen gelir için %35 vergi oranının uygulanmayacağı, vergi oranının %27 olarak dikkate alınması gerektiği iddiasıyla %27 vergi oranını aşan gelir stopaj vergilerinin toplanması suretiyle dava konusu edilen 9.666,00-TL’ye ulaşıldığının görüldüğü olayda, hukuk devletinin unsurlarından biri olan “vergilerin yasallığı ilkesi” gereği ortada ana öğeleri yasama organınca belirlenmiş bir verginin bulunmasının vergilendirme için ön koşul olduğu, dolayısıyla mevcut düzenlenmenin yasa koyucu tarafından kaldırılması ya da Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi halinde söz konusu düzenlemeye dayanılarak vergilendirilmeye gidilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. maddesinde yer alan “40.000-YTL’si için 9.190-YTL” ifadesinden sonra gelen “…fazlası %35 oranında” ifadesinin Anayasa Mahkemesinin bahsi geçen kararı ile iptal edilmesi sebebiyle Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ve vergilerin yasallığı ilkeleri uyarınca %35 oranında vergilendirmeye gidilemeyecek olması göz önüne alındığında, 2009 yılının Aralık dönemine ilişkin olarak ihtirazi kayıtla verilen gelir (stopaj) vergisi beyannamesi üzerinden fazladan yapılan gelir (stopaj) vergisi tahakkukunda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle söz konusu verginin kaldırılarak iadesine hükmedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Vergi sorumlusu tarafından istihkak sahiplerine yapılan kesintilerin vergi dairesine yatırılmasından sonra herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, vergi dairelerine karşı görevini yerine getiren vergi sorumlularının takibe alınmayacağı dolayısıyla taraflarınca dava açılarak ödenen vergilerin iadesinin istenemeyeceği, böyle bir durumda doğrudan menfaati ihlal olan asli mükellef konumundaki hak sahiplerinin dava açması gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz dilekçesinin usulüne uygun olmayan ve işbu dava ile alakası bulunmayan talepler içerdiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri sözü edilen kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.