Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/894 E. , 2022/3802 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/894
Karar No:2022/3802
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … İşletmesi A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetim sonucunda alınan motorin numunesinin kükürt parametresi yönünden teknik düzenlemede yer alan özelliklere aykırı olduğundan bahisle, 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca 61.638,00-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin … tarih … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce Dairemizin 31/10/2019 tarih ve E:2014/4875, K:2019/3346 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; kükürt parametresine ilişkin numune alınan yakıt tankında, yüksek kükürtlü kırsal motorin ile düşük kükürtlü motorin karıştırılmış ise elde edilen ürünün kükürt parametresinin standardın üzerinde olacak şekilde değişmesi mümkün olmakla birlikte, eğer böyle bir karıştırma işlemi yapıldı ise diğer parametrelerin de sınır değerlerine aykırılık olmasının bekleneceği; uyuşmazlık konusu olayda davacıya ait akaryakıt istasyonundan alınan numunenin analizi sonucunda düzenlenen motorin muayene raporunda, analizi yapılan akaryakıtın ulusal marker seviyesinin geçerli olduğunun ve diğer parametrelerde bir aykırılık olmadığının tespit edildiği, ayrıca, davacının akaryakıta müdahale ettiğine ilişkin somut bir tespite de yer verilmediği,
Bu durumda, Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin E:2010/4463 sayılı dosyasında yapılan ara kararlarına akredite laboratuvarlar tarafından verilen görüşler de göz önünde bulundurulduğunda, numunenin ulusal marker seviyesinin geçerli olması, sadece kükürt parametresinin teknik düzenlemelere aykırı çıkması, diğer parametrelerin uygun bulunması, davacının numune alınan akaryakıta bir müdahalesinin olduğuna ve piyasaya teknik kriterlere aykırı akaryakıt arz ettiğine ilişkin somut bir tespitin de bulunmaması karşısında, davacının, lisans sahiplerinin akaryakıtı teknik düzenlemelere uygun olarak arz etme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden söz etmeye imkân bulunmadığından, davalı idarece tesis edilen dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, akaryakıt standartlarının TSE tarafından belirlendiği, söz konusu standartların belirlenmesinin amacının çevre ve taşıt güvenliğinin sağlanması olduğu, Kurum’un yıllar boyunca edindiği tecrübenin olaydaki standart dışı durumun müdahale ile oluştuğunu yönünde kanaate yol açtığı, söz konusu müdahale sonucu marker seviyesinde ortaya çıkabilecek değişimin de yine bir müdahale ile geçerli seviyede tutulmasının mümkün olduğu, nitekim ODTÜ PAL’in … tarih ve … sayılı yazısında da diğer parametreler standartlar içerisinde tutularak, sadece bir parametrenin standart dışı kalmasına yol açacak şekilde ürüne müdahale edilmesinin teknik olarak mümkün olduğu yönünde görüş belirtildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Davalı idare harçtan muaf olduğundan temyiz aşamasında yatırılan toplam …-TL harcın istemi hâlinde davalıya idareye iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/10/2022 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “Çeşitli Hükümler” başlıklı İkinci Kısmının “Cezalar, İdarî Yaptırımlar, Dava Hakkı, Yönetmelik ve Yürürlükten Kaldırılan ve Uygulanmayacak Hükümler” başlıklı Birinci Bölümünde yer alan “İdarî Para Cezaları” başlıklı 19. maddesinde idarî para cezaları ile ilgili düzenlemelere yer verilmiş; “Ön Araştırma, Soruşturma ve Dava Hakkı” başlıklı 21. maddesinde ise, Kurulun re’sen veya kendisine intikal eden ihbar veya şikâyetler üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön araştırma yapılmasına karar vereceği belirtilmiştir.
Aktarılan bu Kanun hükümlerine göre, Kurulun idarî para cezası verilmesini gerektiren hâllerle ilgili olarak re’sen veya kendisine intikal eden ihbar veya şikâyetler üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön araştırma yapılmasına karar vermesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, 21. maddenin başlığında ve içeriğinde 19. maddede öngörülen idarî para cezasını gerektiren hâllerin ön araştırma veya soruşturma zorunluluğundan muaf tutulduğuna dair hiçbir ifadeye yer verilmediğinden, 21. maddede tüm idarî cezaları için zorunlu tutulan idarî usulün, 19. maddede öngörülen idarî cezalar için de uygulanmasının yasal bir yükümlülük olduğu ortadadır.
Keza, modern idare hukuku uygulamalarında kişilere idarî ceza verilmeden önce idarî soruşturma yapılması ve cezanın bir soruşturma sonucu verilmesi “idarî usul” kurallarının önemli bir kısmını oluşturmakta olup, regülasyon otoritelerinin verdiği idarî cezalarda bu uygulama çok daha belirgindir.
Nitekim, 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinde 28/03/2013 tarih ve 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle yapılan değişiklik ile, idarî para cezalarının, ön araştırma veya soruşturma aşamasının tamamlanmasından sonra Kurul tarafından en geç üç ay içinde karara bağlanacağı kuralı getirilmiştir.
Bu itibarla, 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinde düzenlenen idarî para cezasını gerektiren hâllerin gerçekleştiğinin Kurul tarafından re’sen belirlenmesi veya bu konuda Kurula ihbar veya şikâyetlerin intikal etmesi üzerine Kurul tarafından doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön araştırma yapılmasına karar verilmesi zorunlu olmasına rağmen, davacı hakkında ön araştırma veya soruşturma yapılmadan idarî para cezası uygulanmasına ilişkin Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığından, belirtilen gerekçeyle Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile gerekçe yönünden karara katılmıyorum.