Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2017/1126 E. , 2022/3810 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2017/1126
Karar No:2022/3810
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Enerji Elektrik Üretim A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. … Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından Çanakkale ili, Yenice ilçesinde kurulması planlanan 9,9 MW kurulu gücündeki Gönen Rüzgâr Enerji Santrali (RES) projesi için yapılan üretim önlisansı başvurusunun Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 13/1. maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacının söz konusu proje için önlisans başvurusu kapsamında beyan ettiği şirket esas sözleşmesi ile Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan esas sözleşme arasında fark olduğu, davalı idare tarafından ilk başvurudaki beyan esas alınarak işlem yapıldığı, davacı şirketin önlisans başvurusunun değerlendirilmesi aşamasında davalı idarece tespit edilen şirket esas sözleşmesine ilişkin hususun önlisans başurusunda bir eksiklik olarak nitelendirilebilmesi için başvuru yapılırken esas sözleşmede davacı şirketin hisse senetleri ile ilgili bir kuralın bulunmaması gerektiği, fakat bunun aksi yönde davacı şirketin hisse senetlerinin nama yazılı olduğu ve hamiline yazılı hisse senedi çıkarılmayacağı hususundaki hükme aykırı olarak sunulan esas sözleşmenin 6. maddesinde yer verildiği, böyle olunca davalı idare tarafından yapılan ilk incelemede ilgili beyan doğrultusunda başvuru şartı gerçekleşmiş gibi işlem tesis edilerek bu yönde bir eksiklik tespit edilmediği, ilk incelemenin akabinde değerlendirme sırasında ise şirket ana sözleşmesine ilişkin durumun fark edilmesi üzerine davalı idare tarafından davacının başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı;
Davacı şirketin beyan ettiği esas sözleşmesi ile Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan esas sözleşme arasında fark olup, davacının başvuru yaptığı zamanda şirket esas sözleşmesinde yer almayan hususların sanki şirket esas sözleşmesinde varmış gibi beyanda bulunulduğu, şirketin esas sözleşmesinde yer almayan bir hususun var olduğunu göstermek suretiyle başvuru için aranan şartları karşılar nitelikte bir hâle gelinmesi dolayısıyla başvurma hakkı kazanmış olduğu, davacının böylelikle kendisine haksız bir kazanım sağladığı ve davalı idarenin yanıltıldığı; bu durumda, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 16. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde yer alan, ” Bu kanuna göre yapılan talep ve işlemlerde kanuna karşı hile veya gerçek dışı beyanda bulunulduğunun tespiti halinde lisans iptal edilir” hükmü dikkate alındığında davalı idare tarafından tesis edilen önlisans başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; davacı şirketin beyan ettiği esas sözleşmesi ile Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan esas sözleşme arasındaki farklılığın davalı idare tarafından savunma dilekçesinde, davacının gerçek dışı beyanda bulunması olarak kabul edildiği, 6446 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinden hareketle dava konusu işlemin tesis edildiğinin belirtildiği, beyan ile gerçek durum arasında farklılık olması durumunda, anılan yasa hükmü uyarınca işlem tesis edileceği açık ise de davacı şirketin esas sözleşme beyannamesi ile şirket esas sözleşmesi arasındaki farkın, yasada tarif edilen nitelikte olmayıp, şirketin bu durumdan bir kazanım sağladığı veya şirketin beyanı hilafına tasarrufta bulunduğuna ilişkin bir tespitte de bulunulmaması karşısında, gerçek dışı beyan olarak nitelendirilmesinin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesine uygun olmadığı, söz konusu farkın eksiklik olarak nitelendirilerek, anılan eksikliğin giderilmesi için davacı şirkete süre verilmesinin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varıldığı, ayrıca davacı şirket tarafından davalı idareye ibraz edilen 05/10/2015 tarihli dilekçede, Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan metinde tespit edilen eksikliğin giderildiği ve şirket ana sözleşmesinin 11/09/2015 tarih ve 8904 sayılı Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandığının belirtildiği;
Bu itibarla, davacı şirketin önlisans başvurusunda davalı idarece tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için davacı şirkete gönderilen 05/06/2015 tarih ve 30085 sayılı yazıda, şirket esas sözleşmesine ilişkin durumdan bahsedilmediği, önlisans başvurusunun değerlendirilmesi aşamasında davalı idarece tespit edilen bu hususun önlisans başvurusunda bir eksiklik olarak nitelendirilip bu bağlamda davacı şirkete süre verilerek anılan eksikliğin giderilmesinin istenilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacıya anılan eksikliğin giderilmesi için herhangi bir süre verilmeden tesis edilen önlisans başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi’nce verilen kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, harçtan muaf olduğundan Kurum aleyhine harca hükmedilemeyeceği, davacının şirket esas sözleşmesine ilişkin beyanı doğru kabul edilerek başvurusunun değerlendirmeye alındığı, ancak daha sonra yapılan inceleme sonucunda esas sözleşmenin elektrik piyasası mevzuatına aykırı olduğunun tespit edildiği, davacının başvurusu esnasında şirket esas sözleşmesini gerçeğe aykırı şekilde Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanandan farklı beyan ettiği, dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 25/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.