Danıştay Kararı 3. Daire 2020/2832 E. 2022/3992 K. 24.10.2022 T.

Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2020/2832 E.  ,  2022/3992 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2832
Karar No : 2022/3992

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Kalite Danışmanlığı Eğitim Yayıncılık Ambalaj Ayakkabıcılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2006 ve 2007 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve 2 ila 4 ile ortak sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu 1 ve 2 takip numaralı ödeme emirleri içeriği kamu alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirket adresinde tebliğ edilemediği hususu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinde öngörülen şekilde usulüne uygun olarak saptanmaksızın, öte yandan 3 ve 4 takip numaralı ödeme emirleri içeriği vergi alacağı için şirket adına tanzim edilen ihbarnamelerin posta yoluyla tebliği denenmeksizin doğrudan ilanen tebliğinin usulsüz olduğu dolayısıyla 31/12/2012 ve 31/12/2013 tarihleri itibarıyla kamu alacağının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:
Vergi Mahkemesi kararının, 2 ve 4 takip numaralı ödeme emirlerinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu, kararın değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şekline göre limited şirket ortağının şirketin ödenmemiş vergi borcundan dolayı sorumluluğu ortaklık payına bağlı olduğundan, şirket ortağının şirketin vergi borcunun doğumu anında değil, vergi borcunun şirketten tahsil imkanı bulunmadığının tespiti anında ortak sıfatını taşıması gerektiği, sözü edilen maddeye 06/06/2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 5766 sayılı Kanun’la eklenen 3. fıkra hükmü ile limited şirket ortağının şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacaklarının öngörüldüğü, limited şirket ortaklarının şirketteki hisselerini devretmiş olsalar dahi şirketin ödenmemiş vergi borçlarından dolayı 06/06/2008 tarihinden sonraki dönemler için şirket hisselerini devralan ortakla birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, bu tarihten önceki dönemlere ait vergi borçları bakımından hisseleri devretmeleri halinde sorumlulukları sona ereceği dikkate alındığında, 12/02/2008 tarih ve 6998 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği üzere 30/07/2007 tarihli hisse devri ile şirket ortaklığı sona eren davacı, 06/06/2008 tarihinden önceki dönemlere tekabül eden amme alacaklarından sorumlu tutulamayacağından 1 takip numaralı ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmediği gibi davacının 30/07/2007 tarihi itibarıyla aslı borçlu şirketteki temsil yetkisi son bulduğundan 2007 yılının Ocak ila Aralık dönemine ait kurumlar vergisi ile fer’ileri ile aynı yılın Nisan-Haziran ve Temmuz-Ağustos dönemlerine ilişkin gecikme zammının ödenmesi gereken 01/04/2008 ve 30/04/2008 tarihleri itibarıyla sorumlu tutulması mümkün olmadığından 3 takip numaralı ödeme emrinde de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının, sözü edilen ödeme emirlerinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu değinilen gerekçeyle reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu ödeme emirleri içeriği amme alacağının zamanaşımına uğramadığı sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı adına, … Kalite Danışmanlığı Eğitim Yayıncılık Ambalaj Ayakkabıcılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınamayan 2006 ve 2007 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla ortak sıfatıyla düzenlenen 1 takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacaklarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin tebliğ alındılarının ”gösterilen adresin sürekli kapalı olması ve şirketin adres bırakmadan ayrıldığı” şerhi düşülerek iade edilmesi üzerine tebliğin ilanen yapıldığı, dava konusu 3 takip numaralı ödeme emri içeriği vergi alacağı için şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin ise posta yoluyla tebliği denenmeden doğrudan ilanen tebliğ edildiği ve söz konusu kamu alacakları için şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 09/01/2014 tarihinde kanuni temsilcinin ikamet adresinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Kanuni Temsilcilerin Ödevi” başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Kanunu’nun 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu kanun hükümleri gereği takibe tabi tutulacakları kural altına alınmıştır.
213 sayılı Kanununun 93.maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirmeyle ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edileceği, 94. maddesinde, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenlere veya temsilcilere yapılacağı, tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının kafi olduğu, tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılacağı, 102. maddesinde, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, bu işlemlerin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyetin taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz’edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunacağı, 103. maddesinde muhatabın adresi hiç bilinmezse, bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilanen yapılacağı kurala bağlanmış, 104. maddesinde, ilan yazısının bir örneğinin muhatabın bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderileceği belirtilmiş olup, 101. maddesinde ise bilinen adresler sayılmak suretiyle gösterilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu, 2 ve 4 takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.
Dava konusu 1 takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacaklarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirket adresinde tebliğ edilemediği hususu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinde öngörülen şekilde usulüne uygun olarak saptanmaksızın ve 3 takip numaralı ödeme emri içeriği vergi alacağı için şirket adına tanzim edilen ihbarnamelerin posta yoluyla tebliği denenmeksizin doğrudan ilanen tebliğinin usulsüz olduğu dolayısıyla 31/12/2012 tarihi itibarıyla tahsil zamanaşımına uğrayan 2007 yılına ait kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen 1 takip numaralı ödeme emri ile 31/12/2011 tarihi itibarıyla tarh zamanaşımına uğrayan 2006 yılına ait kamu alacağına yönelik olarak tanzim edilen 3 takip numaralı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığından Vergi Dava Dairesi kararının, söz konusu ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu, … ve … takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Kararın; … ve … takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 24/10/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.