Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/3608 E. , 2022/4651 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/3608
Karar No : 2022/4651
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Döküm Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : Davacı şirket tarafından, katma değer vergisi tarhiyatının iptaline ilişkin Sarıgazi Vergi Dairesi aleyhine açılan 4 ayrı davada verilen kararların 3,5 ay boyunca tebliğe çıkartılmadığından bahisle şirketin 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanundan yararlanamadığı, bu nedenle uğranıldığı ileri sürülen 355.502,64 TL zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın reddine dair kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, daha önce verilen davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 17/10/2017 tarih ve E:2015/4423, K:2017/184 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak; işbu davanın, hizmet kusuruna dayalı bir tazminat istemi olduğu, davada, tebligat gecikmesinden kaynaklı zararın oluştuğu, 6111 sayılı Kanun’un 25/02/2011 tarihine kadar yürürlükte olduğu, davacının, 25/02/2011 tarihine kadar Vergi Mahkemesindeki davalarının akıbetini takip etmediği, kararların verilip verilmediği, yazılıp yazılmadığı veya zamanında tebliği için Vergi Mahkemesi’ne yazılı herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, dava konusu zarara uğradığını bilen ve Türk Ticaret Kanunu anlamında basiretli bir tacir gibi davranması gereken veya basiretli bir tacir gibi davranması beklenen davacının, süreli olarak yürürlükte olduğunu ve yürürlük tarihinin sonunu da bildiği 6111 sayılı Kanun’dan faydalanması gerektiği için kararların bir nüshasını yazılı başvuru ile elden tebliğ alma imkanı varken bu imkanı kullanmadığı, şayet elden tebliğ alınmış olsa idi 6111 sayılı Kanundan rahatlıkla faydalanabileceği, kaldı ki, 6111 sayılı Kanundan faydalanmak için herhangi bir başvuru engelinin de bulunmadığı, davacının, Vergi Mahkemesinde devam eden davaların dosya numaralarını Vergi Dairesine ileterek devam eden yargılamalar bakımından da 6111 sayılı Kanundan faydalanma imkanının olduğu, 6111 sayılı Kanunda buna dair bir engelin de var olmadığı, Vergi Mahkemesinin de kararlarını zamanında verdiği, kararların yazım süresi olan 70-75 gün içinde de kararların yazıldığı ve tebliğe çıkarıldığı; ancak postadaki kalış süresi nedeni ile kararların 26/02/2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının, 26/02/2011 tarihine kadar hareketsiz kaldığı, kararların tebliği için hiç bir davranışta bulunmadığı, Vergi Mahkemesinin de normal şartlarda olması gereken veya kendisi için tanınan maksimum snırlarda (70-75 gün aralığında) kararlarını yazıp tebliğe çıkardığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararlarının tebliğinin yazı işleri müdürlüğünün sorumluluğunda olduğu, basiretli bir tacirin yükümlülüğünün ticari hayatta kendini göstermek olduğu, hukuk alanında tacire böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği, davacının zaten derdest dava nedeniyle % 50’lik indirimden yararlandığı, % 20’lik ödeme hakkından yararlanabilmesi için derdest davanın bildirilmesinin yeterli olmadığı, davanın karara çıkmış olması gerektiği, dava karara çıkmış olsa bile davacıya tebliğ edilmediğinden bu haktan yararlanılamadığı, kararın 3,5 ay gibi bir süre karara çıkarılmadığı, makul sayılamayacak kadar uzun bir süre olduğu, davalı idarenin kısıtlı hakim sayısı ve iş yoğunluğundan bahsederek idarenin hizmet kusurunu kabul ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdarenin, kamu hizmetinin kurulması veya yürütülmesinden doğan zararlardan sorumlu tutulmasını gerektiren ilkelerden biri “hizmet kusuru” ilkesidir. Genel olarak hizmet kusuru, bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık ve bozukluğu ifade etmektedir.
İdarenin, kamu hizmetinin kurulması veya yürütülmesinden doğan zararlardan sorumlu tutulmasını gerektiren ilkelerden biri ”hizmet kusuru” ilkesidir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirket tarafından, … Vergi Mahkemesinde E:…, E:… , E:… ve E:… esaslı dosyaları ile 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının iptali istemiyle açılan davalarda, kararların 09/12/2010 tarihinde verilmesine rağmen tebliğin 26/02/2011 tarihinde yapılması nedeniyle 6111 sayılı Kanundan yeterince faydalanamadığı, söz konusu kararların en geç 25/02/2011 tarihinde tebliğ edilmesi halinde 6111 sayılı Kanundan faydalanabileceği, Vergi Mahkemesince verilen kararların zamanında tebliğ edilmediğinden vergi borcunun %20 nispeti yerine %50 nispetinde ödemeye tabi tutuldukları, yani %30 oranında zarara uğradıklarını ileri sürerek zararın tazmini için davalıya 14/09/2012 tarihinde başvurulduğu, başvurunun reddi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının uğradığını ileri sürdüğü zararın dayanağı, vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatının iptali istemiyle açılan 4 adet davada verilen Mahkeme kararların geç tebliğ edilmesi nedeniyle 6111 sayılı Kanundan yaralanamadığı hususudur.
Somut olayda, yargılamanın usul hükümlerine uygun olarak yapılmadığına ve yargılama sürecinin işleyişinde tazminata hükmedilmesini gerektirecek bir olumsuzluğun olduğuna dair bir saptamada bulunulamaması karşısında, davalı idareyi tazminle yükümlü kılacak ağırlıkta bir hizmet kusurun varlığından söz etmeye olanak bulunmadığı görülmüştür.
Belirtilen nedenle, davanın reddi yolunda verilen temyize konu Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.