Danıştay Kararı 4. Daire 2019/8327 E. 2022/5860 K. 24.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/8327 E.  ,  2022/5860 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/8327
Karar No : 2022/5860

TEMYİZ EDEN TARAFLAR: 1- …
VEKİLİ : Av. …

2- … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, … Sağlık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının tamamının, 6183 sayılı Kanun uyarınca asıl kamu borçlusu şirketin ortağından talep edilebilecek nitelikte usulüne uygun olarak kesinleşen ve asıl kamu borçlusu şirketten tahsil imkanı kalmayan vergi ve cezalardan oluştuğu, söz konusu amme alacaklarının tahsil zamanaşımına uğramadığı ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların da 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde belirtilen iddialar kapsamında olmadığı; bu haliyle asıl borçlu şirkete ait vergi ve cezaların tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; kararın, dava konusu … sayılı ödeme emri ile … sayılı ödeme emrinin 14 ila 20, 27 ila 32, 37, 38, 41 ila 47, 51, 52, 53, 56, 57, 58, 61, 62, 63, 67, 71 ila 76 sıralı kısımlarında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısmının iptali isteminin reddine dair hüküm fıkrasına dair istinaf başvurusu yönünden, kararın belirtilen kısımlarının hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve davacı tarafından dilekçede ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın belirtilen kısımların kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, davacı istinaf başvurusunun bu kısım yönünden reddi gerektiği; kararın, dava konusu … ila … sayılı ödeme emirleri ile … sayılı ödeme emrinin 1 ila 13, 21 ila 26, 33 ila 36, 39, 40, 48, 49, 50, 54, 55, 59, 60, 64, 65, 66, 68, 69, 70 sıralı kısımlarında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısmının iptali isteminin reddine dair hüküm fıkrasına dair istinaf başvurusu yönünden ise; asıl amme borçlusu şirket tarafından 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuruyla, şirketin vergi borçlarının nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği, anılan Kanun uyarınca yapılan yapılandırma sonrasında ödenmeyen vergi borçlarının tahsili için öncelikle asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun tebliğ edilmesi, sonrasında davacının sorumluluğuna gidilmesi gerektiği, bu haliyle, belirtilen usule uyulmadan, doğrudan davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kısmen kabul, kısmen reddine; Mahkeme kararının kısmen kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile kararın aleyhe kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile kararın aleyhe kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 24/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı adına, … Sağlık Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada verilen davanın reddine ilişkin karara dair istinaf başvurusu kısmen kabul edilerek, davanın kısmen kabul, kısmen reddi yönünde verilen Vergi Dava Dairesi kararı taraflarca temyiz edilmiştir.
6183 sayılı Kanun’un 35. maddesinde; limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan Kanun hükmü uyarınca; şirket borçlarından dolayı şirket ortağının takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin malvarlığından tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.
Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda, yasal gecikme faizi ve gecikme zammı oranları daha düşük uygulanmak suretiyle, kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi sorumluluk, takip/tahsilata ilişkin yasa kuralları gereğidir. Yapılandırmaya başvurulmuş olması ve buna bağlı olarak amme alacağının yeni ödeme planına bağlanmış olması tek başına borcun niteliğini değiştiren hukuki bir durum değildir.
Diğer bir anlatımla, amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde şirket ortaklarının sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez. Yapılandırma başvuruları nedeniyle takip sürecinin yeniden/tekrar baştan başlatılması gibi bir görüş, belirli aralıklarla çıkarılan, yeniden yapılandırma yasalarının, amme alacağının mükelleflere kimi kolaylıklar sağlanarak bir an önce tahsilinin sağlanması amacına da uygun düşmez.
Bu bakımdan, davacının ortağı olduğu asıl borçlu şirket tarafından 6736 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla başvuruda bulunmuş olması nedeniyle, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerinin geçersiz hale gelmesine ve sorumluluğun ortadan kalkmasına hukuken olanak yoktur.
Açıklanan nedenlerle, davacının şirket ortağı olarak sorumluluğu incelenerek bir karar verilmek üzere davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu … ila … sayılı ödeme emirlerine ve … sayılı ödeme emrinin 1 ila 13, 21 ila 26, 33 ila 36, 39, 40, 48, 49, 50, 54, 55, 59, 60, 64, 65, 66, 68, 69, 70 sıralı kısımlarında yer alan amme alacaklarına ilişkin kısmının iptali yönündeki hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle kararın bu kısmına katılmıyoruz.