Danıştay Kararı 8. Daire 2018/2957 E. 2022/5896 K. 21.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/2957 E.  ,  2022/5896 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/2957
Karar No : 2022/5896

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1) …
2) …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Huk. Müş. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların çocuğu olan …’in 25/08/2008 tarihinde … Anadolu Lisesi bahçesinde kurulmuş olan seyyar iskelenin devrilmesi sonucunda gerçekleşen ölüm olayı nedeniyle baba … için 32.167,16-TL maddi, 25.000,00-TL manevi tazminat, anne … için 39.973,10-TL maddi, 25.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; …’in vefat etmesinden kaynaklanan tazmini gereken destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması amacı ile dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen raporda; kusur indirimi yapılmaksızın anne … için destekten yoksun kalma zararının 39.973,10-TL, baba … için destekten yoksun kalma zararının 32.167,16-TL olarak belirlendiği, olayın oluş şekli, çocuğun yaşı ve zararın niteliği dikkate alındığında davalı idarenin %50, müteveffanın anne ve babası olan davacıların da %50 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın annesi … için 19.986,55-TL ve babası … için ise 16.083,58-TL destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak davacıların çocuğun vefat olayı sebebiyle ağır bir elem, üzüntü, acı ve ızdırap duyduğu, bir ömür boyu ölen kişinin kendilerine göstereceği şefkat ve ilgiden mahrum kalacakları gerekçesiyle baba … için 25.000,00-TL, anne … için 25.000,00-TL olmak üzere toplam 50.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; okul bahçesine gölgelik yapımı işinin eğitim-öğretim dönemi dışında yaz tatili esnasında yapıldığı, gölgelik yapımının okul aile birliği ile yüklenici arasında imzalanan sözleşme kapsamında gerçekleştirildiği, okulun tatil olması nedeniyle öğrencilerin okulda bulunmadıkları ve okul bahçe kapılarının kapalı olduğu, okul idaresinin bilgisi dışında okul bahçesine girildiği, davacıların dört yaşındaki çocuklarının gözetimini yeterince yerine getirmedikleri, okul öğrencisi olmayan kişilerin seyyar iskeleyi yerinden sökerek sürüklemeleri sonucu gerçekleşen olayda idarenin hizmet kusurundan söz etmeye olanak bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
… Anadolu Lisesi bahçesinde gölgelik yapılması için yüklenici … tarafından getirilmiş olan seyyar iskelenin 25/08/2008 tarihinde okula giren çocuklar tarafından yerinden sökülerek sürüklendiği esnada davacıların çocuğu olan dört yaşındaki …’in üzerine devrilmesi ve çocuğun olaydan kısa bir süre sonra hastanede vefat etmesi nedeniyle baba … için 32.167,16-TL maddi, 25.000,00-TL manevi tazminat, anne … için 39.973,10-TL maddi, 25.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın ‘Yargı yolu’ başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare, yasalarla kendi yetki ve sorumluluğuna bırakılan kamu hizmetini yasal yetkileri içinde ve gereği gibi yürütmek amacıyla önceden gerekli teşkilatı kurmak ve bu teşkilatın ve hizmetin gerektirdiği araç, gereç ve personeli her an hizmete hazır tutmak ve hizmetin iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli tüm özeni göstermekle yükümlüdür.
Hizmetin kötü, geç veya hiç işlememesi yüzünden kişilerin zarara uğramaları halinde idarenin hukuksal sorumluluğu söz konusudur ve uğranılan bu zararın hizmeti yürütmekle görevli idarece tazmini gerekmektedir.
Kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla idarelerin, tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için de, ortada bir idari eylemin veya işlemin (idare tutum ve davranışın) bulunması, bu eylem veya işlemden zarar meydana gelmesi, bu idari eylem ve işlem ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekir ve zarar doğuran eylem ya da işlemin idareye bağlanabilmesi durumunda, kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini cihetine gidilmesi icap etmektedir.
Bu kapsamda, tazminat hukukunun amacının idarenin yürütmekle görevli ve yetkili olduğu hizmeti kusurlu yürütmüş olması nedeniyle kişilerin uğradığı zararların karşılanması olduğu şüphesizdir.
Tam yargı davalarında, öncelikle; zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas olduğundan, olayın oluşumu ve zararın niteliğinin irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
İdarelerin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetlerin sonucunda, idare ile bireyler arasında birey zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuki kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin/çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.
İdare, Anayasamızın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bunun yanında, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararları nedensellik bağı aramadan tazmin etmesi gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; meydana gelen kaza nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan inceleme kapsamında alınan 17/12/2008 tarihli bilirkişi raporunda özetle, okul idaresinin okulun tatil olduğu bir zamanda çocukların okul bahçesine girmemeleri ve oynamamaları için tedbir almadığı, seyyar çalışma iskelesinin devrilmemesi için tedbir alınmadığı, çocukların çalışma alanına erişmelerinin engellenmediği, vefat eden çocuğun velisinin gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle, …’nin asli kusurlu olduğu, okul idaresinin ve çocuğun anne ve babasının tali kusurlu olduğu yönünde görüş verilmiştir.
Konuya ilişkin olarak taksirle ölüme neden olma suçundan açılan davada alınan 25/06/2010 tarihli bilirkişi raporunda özetle; …’nin asli kusurlu, okuldan sorumlu yöneticinin tali kusurlu olduğu, 10/06/2012 tarihinde alınan ek bilirkişi raporunda ise, …’nin asli kusurlu, okul yöneticilerinin tali kusurlu olduğunun belirtildiği, … Asliye Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında okul yöneticilerinin beraatine, …’nin adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dört yaşında olan müteveffanın anne ve babasının gözetim ve denetim sorumluluğunu gereğince yerine getirmediği açık olmakla birlikte, her ne kadar okul yöneticileri hakkında adli yargıda açılan davada beraat kararı verilmiş ise de, okulun bahçesinde çalışma yapıldığı sırada denetim ve gözetim hizmetinin yeterince işlemediği tartışmasız olup davacıların maddi zararının hizmet kusuru ilkesine göre müterafik kusur oranında (%50) tazmin edilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, aksi yöndeki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Ayrıca, İdare Mahkemesince destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 29/01/2016 tarihli bilirkişi raporunun ise PMF 1931 Hayat Tablosunun esas alınarak hazırlandığı anlaşılmaktadır.
PMF 1931 Hayat Tablosu, Fransız nüfus verileri/istatistikleri kullanılarak 1931 yılında hazırlanmış bir tablodur. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır.
Bilirkişi raporlarında, ilgililerin gerçek maddi zararlarının gösterilmesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esas olup, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde Ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması gerekmekte olup destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına ilişkin olarak yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmelidir.
Öte yandan; faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; bozma kararı üzerine yapılacak yargılama neticesinde yeniden bir karar verileceğinden, yasal faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri yönünden bu aşamada inceleme yapılmamıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine kesin olarak, 21/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.