Danıştay Kararı 8. Daire 2020/6060 E. 2022/5867 K. 21.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/6060 E.  ,  2022/5867 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/6060
Karar No : 2022/5867

Kararın Düzeltilmesi İsteminde Bulunan (Davalı):… Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davacı): …
Vekili : Av. …

İstemin Özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/11/2019 tarih ve E:2015/10088, K:2019/9705 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede öne sürülen düzeltme nedenleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uygun bulunduğundan düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/11/2019 gün ve E:2015/10088, K:2019/9705 sayılı kararı kaldırılarak işin esası yeniden incelendi.
Dava, Erzurum ili Uzundere ilçesi … Mahallesi … ada … numaralı parselde davacıya ait taşınmazın üzerinde bulunan meyve ağaçlarının davalı idarece yapılan çalışma sırasında sulama kanalına hafriyat dökülerek kanalın kapatılması sonucu sulama yapılamaması nedeniyle zarar gördüğünden bahisle oluştuğu ileri sürülen 51.092,16-TL zararın 29.08.2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, dava konusu taşınmaza su sağlayan Tortum çayındaki bendin davalı idarece yapılan bisiklet yolu ve bu yolun yapımı sırasında oluşan hafriyatın altında kalarak taşınmaza Tortum Çayı’ndan su sağlayan bent ve kanalın davalı idarenin faaliyetlerine bağlı olarak işlevini kaybetmesi nedeniyle davacının taşınmazı üzerinde bulunan ağaçların kuruduğu anlaşıldığından davacının zararının davalı idarece tazmini gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
T.C. Anayasası’nın 125 inci maddesinin son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare, yasalarla kendisine verilen kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak örgütü kurmak, araç, gereç ve personeli o hizmetin gereklerine uygun biçimde hazırlamakla yükümlüdür. Hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi, kusurlu işlemesi nedeniyle kişilere verilen zararların idarece giderilmesi zorunudur.
İdarenin işlem ve eylemlerinden dolayı kusurlu sorumluluk ilkesine göre tazminat ödemekle yükümlü kabul edilebilmesi için eylem ve işlem sebebiyle bir zararın doğmuş olması, bu eylem ve işlemde idarenin kusurlu bulunması, bir başka deyişle o işlemin kanunlara açıkça aykırı olması gereklidir. Hizmetin işletilmemesi, kötü işlemesi veya eksik yerine getirilmesi halinde idareyi hizmet kusuru nedeniyle tazminle sorumlu tutmak mümkün olacaktır.
Hizmet kusuru, idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. Kamu hizmeti eksik veya kötü yürütülmekteyse veya bu faaliyet beklenen hizmet gerekleriyle bağdaştırılamayacak nitelikteyse, idarenin hizmeti kusurlu yürüttüğünün kabulü zorunludur. Kişilerin can ve mal güvenliğini korumakla görevli olan idare, üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmek, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli teşkilatı kurmak, her türlü araç ve olanağı hazır bulundurmak ve yine doğması muhtemel bazı olayların önlenmesi ve anında bertaraf edilmesi için gerekli önlemleri almak zorundadır.
Davalı idare tarafından verilen karar düzeltme dilekçesinde; davalı kurumun dava konusu olaya herhangi bir dahli olmadığı, sulama kanalındaki kurumanın davalı idarenin eyleminden kaynaklanmadığı, bilirkişilerce hazırlanan raporda “söz konusu kanal davalı idarenin faaliyetlerine bağlı olarak işlevini kaybetmiştir” ifadesinin nasıl ve neye göre tespit edildiğinin raporda açık, anlaşılır bir şekilde ortaya konulmadığı, söz konusu kanalların 2007 yılında meydana gelen sel felaketi ile yada felaket sonrasında Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel Müdürlüğü faaliyetlerinden dolayı tıkanmış olma ihtimalinin olduğu, iddialarında bulunulduğu görülmektedir.
İdare Mahkemesi tarafından, iddia edilen zarar ve davalı idare eylemi arasındaki illiyet bağının zararın davalı idarenin faaliyetinden (arıtma tesisi yapımı, yol çalışması, kanalizasyon çalışması v.b.) kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zarar idarenin yapım ve onarım faaliyetinden kaynaklanıyor ise davalı idarenin kusurunun bulunup bulunmadığı, idarenin kusuru sonucu oluşan zararın ne kadar olduğu hususlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, hazırlanan bilirkişi raporunda ise, dava konusu taşınmaza Tortum Çayı’ndan su sağlayan bent ve kanal davalı faaliyetlerine bağlı olarak işlevini kaybettiği, taşınmazın başka bir kaynaktan sulama şansının bulunmadığı, karayolu altında bulunan su borusunun ağzının, taşınmaza su sağlayan beton ve toprak kanallarla kapatıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda; Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda olayda davalı idarenin kusurunun bulunduğuna yönelik sadece “söz konusu kanal davalı idarenin faaliyetlerine bağlı olarak işlevini kaybetmiştir” ifadesine yer verildiği söz konusu faaliyetin ne olduğu, ne zaman gerçekleştiği ve zarar ile eylem arasındaki illiyet bağının açıkça ortaya konulmadığı görülmektedir.
Bu nedenle Mahkemece bu hususları yeniden araştırmak gerekirse yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırarak karar vermesi gerektiğinden, eksik inceleme sonucu verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesinin … tarihli E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine, 21/10/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararlar hakkında karar düzeltilmesi yoluna başvurulabilmesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İstemde bulunan tarafından öne sürülen düzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme isteminin reddi gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyorum.