Danıştay Kararı 8. Daire 2019/7284 E. 2022/5886 K. 21.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/7284 E.  ,  2022/5886 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/7284
Karar No : 2022/5886

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … ‘e Velayeten, Kendi Adlarına Asaleten …, …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, İstanbul … İlkokulu 2-B şubesinde öğrencisi olan çocuklarının 06/01/2016 tarihinde teneffüs sonrası sınıfına girmeye çalışırken dışarıya doğru açılması sonrası kapı kolununun sol göz civarına çarpması neticesinde görme kaybı oluştuğundan bahisle, hizmet kusuru oluştuğu iddiasıyla çocuk için (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) 1.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın, baba için 50.000,00-TL manevi tazminatın, anne için 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; kusur sorumluluğu veya kusursuz sorumluluk esaslarına göre ilgililerin uğramış oldukları zararın idarece tazminine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; bir başka öğrenci tarafından aniden açılan sınıf kapısının davacıların çocuğunun gözüne çarpması neticesinde yaralanmanın meydana geldiği, idarenin bu zararın oluşumunda doğrudan etkisi bulunmamakla birlikte, öğrencinin okul idaresinin gözetim ve denetiminde bulunduğu süre zarfında meydana gelen olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca zararı tazmin sorumluğunun bulunduğu, Dairenin … ve E:… sayılı kararıyla çocuğun tedavisinin yapıldığı Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinden tüm tedavi kayıtları istenilerek, olay nedeniyle oluşan iş gücü kayıp oranının sorulduğu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında, %41 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının belirtildiği, oluşan uzuv kaybı nedeniyle oluşan maddi zararın belirlenebilmesi amacıyla yaptırılan hesap bilirkişi raporunda, 629.439,65-TL maddi zararının oluşacağı, bunun yanı sıra Adli Tıp Kurumu Raporunda belirtilen 6 aylık geçici iş göremezlik süresi içinde 4.168,20-TL maddi tazminatın hesaplandığı, somut olayda, 18 yaşından küçük olan ilgilinin gelir getirici bir işte çalışması söz konusu olmayacağından ve yine geçici iş göremezlik süresi için %41 maluliyet oranı üzerinden zarar hesabı yapıldığından, anılan dönem için hesaplanan 4.168,20-TL’nin tazminine yer olmadığı, Adli Tıp Kurumu Raporu ve hesap bilirkişi incelemesi sonucu belirlenen 629.439,65-TL maddi zararın davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak çocuk tarafından talep edilen 100.000,00-TL, gerekse çocuklarının yaşadığı acı ve üzüntü nedeniyle manevi açıdan keder ve ıstırap yaşayan anne-baba için ayrı ayrı talep edilen 50.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusu kabul edilerek, davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayda herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, hükmedilen tazminat miktarının yüksek olduğu, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Kararın yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacılar tarafından, İstanbul … İlkokulu 2-B şubesinde öğrencisi olan çocuklarının 06/01/2016 tarihinde teneffüs sonrası sınıfına girmeye çalışırken dışarıya doğru açılması sonrası kapı kolununun sol göz civarına çarpması neticesinde görme kaybı oluştuğundan bahisle, hizmet kusuru oluştuğu iddiasıyla çocuk için (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) 1.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın, baba için 50.000,00-TL manevi tazminatın, anne için 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın ‘Yargı yolu’ başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun ‘Mevzuu’ başlıklı 2. maddesinde; yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu, ‘Mükellef’ başlıklı 11. maddesinde; genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu, ‘Harçdan müstesna işlemler’ başlıklı 13. maddesinin (j) fıkrasında; Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemlerinin harçtan muaf olduğu belirtilmekle birlikte, parantez içi hükmünde yukarıdaki işlemlerin hesaplanacak harçlarının, Genel Bütçeye dahil idarelerin haklılığı nispetinde karşı taraftan tahsiline igili yargı merciince karar verileceği düzenleme altına alınmış olup, ‘Harç alma ölçüleri’ başlıklı 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı, ‘Değer esası’ başlıklı 16. maddesinde; değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu, ‘Harcın nispeti’ başlıklı 21. maddesinde; yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği, ‘Nispi harclarda ödeme zamanı’ başlıklı 28. maddesinde ise; (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın verilmesinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun’un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ‘Yargılama giderlerine hükmedilmesi’ başlıklı 332. maddesinde; “Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir. Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır.” hükmü yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yargılama giderleri dışında temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının incelenmesi:
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin sorumluluğuna ilişkin kusursuz sorumluluk ilkesi, kusurlu yürütülen bir kamu hizmeti bulunmasa dahi ortaya çıkan özel ve olağan dışı zarar ile idarenin faaliyeti arasında neden sonuç ilişkisi (illiyet bağı) bulunması, diğer bir ifade ile zararın yürütülen kamu hizmetinin neden ve etkisi ile ortaya çıkması halinde söz konusu zarardan idarenin sorumlu tutulmasını öngörmektedir.
Bu kapsamda kusursuz sorumluluk, genellikle risk ilkesi ve fedakarlığın denkleştirilmesi (kamu külfetleri karşısında eşitlik) ilkesi çerçevesi içerisinde değerlendirilmektedir. Risk ilkesi, idarenin yürüttüğü bazı faaliyetlerdeki risk nedeniyle toplumda bazı kişilerin uğramış olduğu zararın toplumun geneline yansıtılması düşüncesiyle oluşan zarardan sorumluluğu doğurmaktadır. Bu ilke uygulanırken kamusal faaliyetin bünyesinde barındırdığı riskin, faaliyetin mahiyeti yanında bireylerin niteliklerine göre de gerçekleşme ihtimalinin farklılaşacağı açıktır. Bazen yetişkin bireyler için risk barındırmayan bir kamusal faaliyet çocuklar için risk taşıyabilir ya da bir meslek erbabı için rutin sayılan işlemler bu meslek dışında olanlar için tehlike barındırabilir. Bu nedenle risk ilkesinin somut olaylara uygulanmasında bir taraftan faaliyete, öte yandan bu faaliyetten etkilenen bireyin öznel niteliğine bakmak gerekir.
Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinde ise, idarenin yürütmüş olduğu herhangi bir faaliyet nedeniyle yine toplumdan bazı kişilerin uğramış olduğu olağan dışı zararların yine topluma yansıtılması düşüncesinden doğan kusursuz sorumluluğu doğuran ilkedir.
Uyuşmazlıkta, tazminat istemine konu olan olaya ilişkin olarak davalı idarenin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği ve buna bağlı olarak hizmet kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla birlikte; kamunun menfaati için kamu adına yürütülen kamu hizmetinin yürütülmesi esnasında ve kamu hizmetinin yürütüldüğü alanda hizmetten yararlanmak üzere velisi tarafından okul idaresinin gözetim ve denetimine bırakılan öğrenci için okulda ders saati içerisinde meydana gelebilecek olan zararlardan idarenin sorumlu tutulması, meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; somut olayda okul kapısının dışarıya doğru açılmasının hizmetin kusurlu işletilmiş olduğuna delil olmadığı gibi her kapıya bir öğretmen görevlendirilmesi de mevcut imkanlar çerçevesinde mümkün olmadığından, hizmetin kusurlu işletilmesinden söz edilemeyecek ise de, okul öğrencisi için riskli bir ortamın doğduğu ve riskin gerçekleşerek zarara neden olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Kararın yargılama giderlerine yönelik kısmı yönünden yapılan inceleme:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun ‘Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar’ başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı, hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında; maktu karar harcının yargılama giderlerine dahil edilerek “492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 56.659,00-TL nispi karar harcından, davacılardan dava açma ve miktar artırım aşamasında peşin olarak alınan 2.847,30-TL nispi harçtan 31,40-TL maktu karar harcının mahsubu sonucu kalan 2.815,90-TL’nin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, kalan (56.659,00-TL-2.815,90-TL) 53.843,10-TL’nin mahkemesince davalı idareye tamamlattırılmasına,…,aşağıda dökümü yapılan 2.136,60-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren 2.115,30-TL’sinin,…,davalı idarece davacılara verilmesine,…,kalan 21,30-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına” şeklinde karar verildiği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, yargılama giderlerine hükmedilmesi kamu düzeninden olup re’sen incelenerek, bu kapsamda yapılan değerlendirmelerin aleyhe bozma yasağı kapsamı dışında olduğunun kabulü gerekmektedir.
Ayrıca, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının tümüyle haksız çıkan tarafa, başka bir deyişle davalı idareye yükletileceği, nispi karar
harcı dışında kalan yargılama giderleri için haklılık oranına göre değerlendirme yapılacağı hususu açıktır.
Bu durumda, hüküm fıkrasında yer alan “492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 56.659,00-TL nispi karar harcından, davacılardan dava açma ve miktar artırım aşamasında peşin olarak alınan 2.847,30-TL nispi harçtan 31,40-TL maktu karar harcının mahsubu sonucu kalan 2.815,90-TL’nin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, kalan (56.659,00-TL-2.815,90-TL) 53.843,10-TL’nin mahkemesince davalı idareye tamamlattırılmasına,…,aşağıda dökümü yapılan 2.136,60-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren 2.115,30-TL’sinin,…,davalı idarece davacılara verilmesine,…,kalan 21,30-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına” ibaresinin, “492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 56.659,00-TL nispi karar harcından davacılardan dava açma ve miktar artırım aşamasında peşin olarak alınan 2.847,30-TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, kalan (56.659,00-TL-2.847,30-TL) 53.811,70-TL’nin mahkemesince davalı idareye tamamlattırılmasına,…,aşağıda dökümü yapılan 2.105,20-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren 2.084,15-TL’sinin davalı idarece davacılara verilmesine,…,kalan 21,05-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına” şeklinde düzeltilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan; istinaf dilekçesinde davacı tarafından duruşma talebinde bulunulduğu hâlde, Bölge İdare Mahkemesince duruşma istemi hakkında karar alınmaksızın temyize konu kararın verildiği görülmüş olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ‘Duruşma’ başlıklı 17. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz ve istinaflarda duruşma yapılmasının tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlı olduğu hükmüne istinaden temyiz ve istinaf aşamasında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılması mecburiyeti bulunmamakla birlikte, istemde bulunulması durumunda bu hususun kararda karşılanması gerekmekte ise de bu husus kararın bozulmasını gerektirmemektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunmayan temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından taraflara iadesine,
4.Kesin olarak, 21/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.