Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/3168 E. , 2022/5820 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3168
Karar No : 2022/5820
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’nin ödenmeyen vergi borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarihli ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; olayda, her ne kadar, … Gıda San. Tic. Ltd. Şti’nin vergi borçlarının şirket malvarlığından tahsil olanağının kalmadığının anlaşılması üzerine kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına dava konusu ödeme emri düzenlenmiş ise de, 12/03/2014 tarih ve 8526 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanında görüldüğü üzere davacının adı geçen şirkete; T.C. hudutları dahilinde bilcümle tarımsal kalkınma ajanslarına (TKDK) kurum ve kuruluşlarına, sivil toplum örgütleri ve bilcümle odalar ile birlikler ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na şirket adına sunulmuş ya da sunulucak olan bilcümle kredi ve tarımsal destekleme için gerekli projeleri takip etmeye, proje hazırlattırmaya, tanzim ve imza etmeye, şirket adına çıkmış ya da çıkacak olan projelerden dolayı alınacak olan hibeleri takip edip tahsil etmeye, elden evrak alıp vermeye, TKDK kurum ve kuruluşları ile tarım il ve ilçe müdürlükleri ve ziraat odalarında şirket adına her türlü tarımsal destekleme iş ve işlemlerini yapmaya yürütmeye, dosyalar hazırlattırmaya, şirket adına her türlü yasal ve özel iş ve işlemleri yapmaya ayrıca şirket adına tarımsal destekleme ve TKDK proje ve proje sonuçları ile ilgili her türlü iş ve işlemleri yapmaya yürütmeye, şirketin bu konularda hak ve menfaatlerine göre destekleme konularında şirket adına iş ve işlemleri yapmaya yürütmeye, TKDK ile sözleşme imzalamaya, yerinde kontrole eşlik etmeye, ödeme talep paketi sunmaya, eksik evrakları sunmaya, Dışarıdan Müdür olarak; 07/03/2014 tarihinde müdürler kurulu kararı ile atandığı, söz konusu müdürler kurulunda ise davacının adının yer almadığı, davacıya belli bir konuda sınırlı yetki verildiği, öte yandan, 24/09/2014 tarih ve 8660 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanında … Gıda San. Tic. Ltd. Şti’nin müdürler kurulu başkanı … ‘nın yetkisinin sona erdiği, … ‘ın şirket müdürü olarak temsil yetkisinin sona erdiği, … ‘in aksi karar alınana kadar müdürler kurulu başkanlığına seçildiği, … ‘in ise aksi karar alınana kadar müdür olarak seçildiği; 21/12/2015 tarih ve 766 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ise … ‘in yetkisi sona erdirilerek aksi karar alınana kadar müdürler kurulu başkanlığına … ‘in seçildiği, bu durumda, uyuşmazlık konusu vergilendirme döneminde davacının asıl amme borçlusu şirketi temsile yetkisinin sınırlı konuda olduğu, ilgili dönemde şirketi temsil ve ilzama yetkili birden çok müdürün bulunduğu ve bunların içerisinden de müdürler kurulu başkanı seçildiği anlaşıldığından,12/03/2014 tarih ve 8526 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanında yer alıp sınırlı işleri yapmak üzere dışarıdan proje müdürü olarak atanan davacı adına kanuni temsilci olduğundan bahisle düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, … Pazarı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne dışarıdan müdür olarak atanan davacının her ne kadar şirketin belirli işlerine yönelik olarak yetkilendirildiği yönünde iddiası bulunuyor olsa da, Mülga 6762 sayılı Kanun’ un 321’inci ve 6102 sayılı Kanun’ un 371’inci maddelerine göre, söz konusu sınırlı yetkilendirmenin üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmeyeceği belirtildiğinden, davacının sorumlu olduğu dönemlerde diğer müdürlerle birlikte şirketin tüm borçlarından müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmasının kanun gereği olduğu, adı geçen şirkete dışarıdan müdür olarak atanan davacının dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu şirketten ayrıldıktan sonraki dönemlere ilişkin vergi borçlarından sorumlu tutulamayacağına dair iddiasının tamamen boş ve mesnetsiz olduğu, dava konusu kamu alacağının davacının şirkette yetkili bulunduğu vergilendirme dönemine ait şirket borçlarından olduğu, bu bakımdan 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35’inci maddesi kapsamında davacı adına ödeme emri düzenlenmesi mevzuata ve yasaya uygun olduğu, aksi yönde verilen Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yazılı olanlarca bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı düzenlenmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Terimler” başlıklı 3. maddesinde, amme borçlusu veya borçlu teriminin, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini ifade ettiği belirtilmiş, tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi ise, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacakları şeklinde tanımlanmıştır.
Bu çerçevede, 213 sayılı Kanun’un 10. maddesi hükmüne göre kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, asıl borçlu şirket nezdinde vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk ve tebliğ safhalarından geçerek kesinleştirilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut biçimde ortaya konulması, bir başka ifadeyle, asıl borçlu hakkında 6183 sayılı Kanun ile belirlenen takip ve tahsil yollarının tüketilmesi gerekmektedir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 540. maddesine göre; aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecbur oldukları, şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabileceği, 541. maddesinde de; şirket mukavelesi veya umumi heyet karariyle şirketin idare ve temsili, ortak olmayan kimselere de bırakılabileceği hüküm altına alınmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Limited Şirket” başlıklı altıncı bölümde yer alan 623. maddesinde; şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği, ancak en az bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, şirketin temsilinin müdür sıfatını taşıyan kişi/kişilere verilmesi halinde bu kişilerin temsilci sıfatıyla sorumlu tutulacakları açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu … Gıda San. Tic. Ltd. Şti’nin 2015/7, 10 ve 11 dönemleri için tahakkuk etmiş katma değer vergisi, gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezası borçlarına ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, 12/03/2014 tarih ve 8526 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde T.C. hudutları dahilinde bilcümle tarımsal kalkınma ajanslarına (TKDK) kurum ve kuruluşlarına, sivil toplum örgütleri ve bilcümle odalar ile birlikler ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na şirket adına sunulmuş ya da sunulucak olan bilcümle kredi ve tarımsal destekleme için gerekli projeleri takip etmek, proje hazırlattırmak, tanzim ve imza etmek, şirket adına çıkmış ya da çıkacak olan projelerden dolayı alınacak olan hibeleri takip edip tahsil etmek, elden evrak alıp vermek, TKDK kurum ve kuruluşları ile tarım il ve ilçe müdürlükleri ve ziraat odalarında şirket adına her türlü tarımsal destekleme iş ve işlemlerini yapmak yürütmek, dosyalar hazırlattırmak, şirket adına her türlü yasal ve özel iş ve işlemleri yapmak ayrıca şirket adına tarımsal destekleme ve TKDK proje ve proje sonuçları ile ilgili her türlü iş ve işlemleri yapmak, yürütmek, şirketin bu konularda hak ve menfaatlerine göre destekleme konularda şirket adına iş ve işlemleri yapmak, yürütmek, TKDK ile sözleşme imzalamak, yerinde kontrole eşlik etmek, ödeme talep paketi sunmak, eksik evrakları sunmak için 07/03/2014 tarihinde müdürler kurulu kararı ile dışarıdan müdür olarak atanan Volkan Şahin’in münferit tek imzası ile yetkili kılındığı görülmektedir.
Her ne kadar uyuşmazlık konusu vergilendirme döneminde davacının asıl amme borçlusu şirketi temsile yetkisinin sınırlı konuda olduğu ve ilgili dönemde şirketi temsil ve ilzama yetkili birden çok müdürün bulunduğu gerekçesiyle karar verilmiş olsa da, dışarıdan müdür olarak atanan davacıya 12/03/2014 tarih ve 8526 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde “şirket adına her türlü yasal ve özel iş ve işlemleri yapma” görevi verildiği ve münferit tek imzası ile yetkili kılındığı görülmüş olup, davacının diğer müdürlerle birlikte şirketin tüm borçlarından müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu açıktır.
Bu nedenle Vergi Dava Dairesince, ödeme emirleri içeriği borçların asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun kesinleştirilip kesinleştirilmediği, dönemlerinin davacının kanuni temsilci olarak kabul edildiği dönemlere isabet edip etmediği vb. hususlar yönünden yeniden bir inceleme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 20/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.