Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2017/3 E. , 2022/3764 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2017/3
Karar No:2022/3764
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sanayi Ticaret A.Ş.
(Eski unvan: … Tarım ve Hayvancılık Sanayi
Ticaret Ltd. Şti.)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Alkollü içki üreticisi ve satıcısı olarak faaliyet gösteren davacı şirkete alkollü içkilerin kullanımını ve satışını özendirici veya teşvik edici promosyon ve tanıtım yapmak suretiyle 4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (m) bendine aykırı davrandığından bahisle 43.957,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen kararda; davacı şirketin cezaya konu olan fiilleri işlediği tarihte alkollü içkilerin promosyon ve tanıtımının yasak olduğu görülmekte ise de; söz konusu düzenlemenin 11/06/2013 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırıldığı, dava konusu işlemin de anılan tarihten sonra 30/04/2014 tarihinde tesis edildiği dikkate alındığında cezalarda lehe olan düzenlemenin uygulanması ilkesi uyarınca şirketin cezalandırılmaması gerekirken, işlem tarihinde yürürlükte olmayan mevzuat hükmü uyarınca idari para cezası ile cezalandırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 4733 sayılı Kanunun 8. maddesinin 5. fıkrasının (m) bendine yer alan düzenlemenin 11/06/2013 tarihinde 6487 sayılı Kanunun 6. maddesiyle madde metninden çıkarıldığının aşikar olduğu; ancak, söz konusu düzenlemenin şeklen madde metninden çıkarıldığı, aynı kabahat eyleminin 6487 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 4250 sayılı Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasına taşındığı, söz konusu düzenlemelerin eş zamanlı yapılmış olması nedeniyle herhangi bir hukuk boşluğuna izin verilmediği, dava konusu işlemde de hem yürürlükten kaldırılan hüküm hem de yeni hüküm tartışılarak sanığın lehine olan hükmün uygulanması prensibi gereğince daha az idari para cezası gerektiren 4733 sayılı Kanunun 8. maddesinin 5. fıkrasının (m) bendi uyarınca işlem tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, 11/06/2013 tarihinde yürürlükten kaldırılan düzenlemeye dayanılarak hakkında işlem tesis edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
24/12/2017 tarihinde yürürlüğe giren 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 81. maddesinde, “Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte kapatılmıştır. Kurum’un taraf olduğu davalar ve icra takiplerinde devir durumuna göre ilgili idare kendiliğinden taraf sıfatını kazanır.” kuralı ile 78. maddesinde “Bu Kanun hükümleri çerçevesinde aşağıda belirtilen görevler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülür.” kuralına yer verildiğinden, kapatılan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (Kurum) yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın davalı sıfatıyla bakılan davada taraf olduğu, ancak 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, Tarım ve Orman Bakanlığı adı altında yeniden yapılandırıldığı anlaşıldığından, mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yerine Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hasım mevkiinde olduğu görülerek esasın incelenmesine geçildi.
MADDİ OLAY :
İzmir’de alkollü içki (şarap) üretimi ve satışı faaliyetinde bulunan davacı şirketin 01/01/2011-14/05/2013 tarihleri arasındaki faaliyetlerinin davalı idare uzmanınca incelenmesi sonucunda söz konusu şirketin faaliyetleri ile ilgili olarak … tarih ve … sayılı inceleme raporu düzenlenmiştir.
… tarih ve … sayılı inceleme raporunda davacı şirketin … Termal Otel, … ve … Restaurant’ta düzenlenen etkinliklere tadım amaçlı bedelsiz olarak alkollü içki teslim ettiğinin, … Kolejinde düzenlenen mezuniyet yıl dönümü etkinliğine tanıtım amaçlı bedelsiz alkollü içki teslim ettiğinin, … Dergisine tanıtım amaçlı bedelsiz alkollü içki teslim ettiğinin ve bu teslimatlar için düzenlenen faturalardan da söz konusu alkollü içkilerin teslimatının bedelsiz olduğunun anlaşılması üzerine 4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (m) bendine aykırı davrandığından bahisle tesis edilen 43.957,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin 30/04/2014 tarih ve 7897 sayılı Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde, “Kabahat” deyiminin, Kanun’un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun’un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “İdarî para cezası” başlıklı 17. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, idarî para cezasının, maktu veya nispi olabileceği, idarî para cezasının, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebileceği, bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağı belirtilmiş; son fıkrasında ise, idarî para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı kuralı yer almıştır.
Dava konusu işlemin tesis edilmesine sebep olarak gösterilen fiillerin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan hâliyle 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Cezai Hükümler” başlıklı 8. maddesinin 5. fıkrasının (m) bendinde, tütün mamulleri veya alkollü içkilerin kullanımını ve satışını özendirici veya teşvik edici kampanya, promosyon, reklam ve tanıtım yapılmasını önlemek amacıyla Kurum tarafından bu Kanun uyarınca yapılan düzenlemelere aykırı hareket edenlere otuzbin Yeni Türk Lirası idari para cezası verileceği kuralı yer almıştır. 11/06/2013 tarih ve 28674 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle bu bentte yer alan “veya alkollü içkiler” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun mülga 6. maddesi 6487 sayılı Kanunun 2. maddesiyle yeniden düzenlemiştir.
Yapılan düzenleme sonrası 4250 sayılı Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasında, alkollü içkilerin her ne surette olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımı yapılamayacağı, bu ürünlerin kullanılmasını ve satışını özendiren veya teşvik eden kampanya, promosyon ve etkinlik yapılamayacağı; ancak, münhasıran alkollü içkilerin uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik ihtisas fuarları ile bilimsel yayın ve faaliyetler düzenlenebileceği, alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayanlar, her ne surette olursa olsun hiçbir etkinliğe ürünlerinin marka, amblem ya da işaretlerini kullanarak destek olamayacağı, açık alkollü içki satışı yapmaya ilişkin izin belgesi olan işletmelerde servis amaçlı materyallerde marka, amblem ve logo kullanılabileceği, televizyonlarda yayınlanan dizi, film ve müzik kliplerinde alkollü içkileri özendirici görüntülere yer verilemeyeceği; aynı maddenin 2. fıkrasında, alkollü içkileri üretenler, ithal edenler ve pazarlayanlar her ne amaçla olursa olsun, teşvik, hediye, eşantiyon, promosyon veya bedelsiz olarak alkollü içki dağıtamayacakları; 7. maddesinin 1. fıkrasında ise Kanunun 6 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen yasakların her birine aykırı hareket edenlere ve ilgili işletme sahiplerine, beş bin Türk Lirasından iki yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
4250 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle her kişiye veya olaya özgü ceza tutarlarının belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle cezaların bireyselleştirilmesi için yasakoyucu tarafından cezanın alt ve üst sınırları gösterilmekte, ancak bu iki sınır arasında bir ceza belirleme konusunda da idareye takdir yetkisi verilmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık konusu olayda, davacı şirketin farklı tarihlerde farklı yerlerde düzenlenen birtakım etkinliklere tanıtım amaçlı bedelsiz alkollü içki teslim ettiği ve bu teslimatlar için düzenlenen faturalardan da söz konusu alkollü içkilerin teslimatının bedelsiz olduğunun anlaşılması nedeniyle gerçekleştirilen fiilin teslimatı yapılan ürünlerin kullanımını teşvik edici ve özendirici mahiyette olduğu, dolayısıyla 4733 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 5. fıkrasının (m) bendini ihlâl ettiği anlaşıldığından davacıya idarî para cezası verilmesine ilişkin Kurul kararında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Ancak, davacı şirket hakkında tesis edilen idari para cezası, dava konusu fiil tarihi itibarıyla 4733 sayılı Kanun uyarınca 43.957,00-TL iken, 6487 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle, 4250 sayılı Kanun’un 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza miktarı, beş bin Türk Lirası ile iki yüz bin Türk Lirası arasında belirlenmiş ve Kanun idareye ceza miktarını belirleme hususunda takdir yetkisi bırakmıştır.
Kabahatin işlendiği zaman yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun kurallarının farklı olması hâlinde, her iki kanunun ayrı ayrı somut olaya uygulanıp, her iki kanuna göre verilecek cezalar belirlendikten sonra, sonucuna göre lehe olanın uygulanacağı, gerek öğretide gerekse yerleşmiş yargı içtihatlarında kabul edilmiştir.
Bu durumda, dava konusu fiil tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan kanun kuralı geçmişe yürütülmeli, ancak ceza miktarı, uyuşmazlık konusu fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan kanunda belirtilen üst sınırı da geçmemelidir. Dolayısıyla, davalı idarece belirlenecek ceza miktarının, gerçekleştirilen fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan 4733 sayılı Kanun’da belirtilen üst sınır olan 43.957,00-TL’den fazla, daha sonra yürürlüğe girenle işlem tarihinde yürürlükte bulunan 6487 sayılı Kanun’la değişik 4250 sayılı Kanun hükmü gereğince alt sınır olan 5.000,00-TL’den az olmaması gerekmektedir. Öte yandan, ceza miktarı tespit edilirken, Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinde belirtilen, kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumuna ilişkin hususların da dikkate alınacağı açıktır. Diğer bir ifade ile, söz konusu mevzuat değişikliği sonrasında, davalı idarece, lehe olan 4250 sayılı Kanun’un uygulanması, ancak 4733 ve 4250 sayılı Kanunlarda belirtilen alt ve üst sınırlar değerlendirildikten sonra işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davacı şirketin mevzuata aykırı fiilinden dolayı kesilen idari para cezası 4733 sayılı Kanun ile sonradan yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun’la değişik 4250 sayılı Kanun’un yukarıda anılan cezai hükümleri karşılaştırılıp değerlendirildikten sonra, lehe olan kanun hükümleri belirlenip, bu duruma göre işlem tesis edilmesi gerektiğinden, fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Cezai Hükümler” başlıklı 8. maddesinin 5. fıkrasının (m) bendinde yer alan düzenlemenin davacının daha lehine olduğu varsayılarak tesis edilen Kurul kararında hukuka uygunluk, işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 20/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.