Danıştay Kararı 6. Daire 2020/3394 E. 2022/8866 K. 20.10.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/3394 E.  ,  2022/8866 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/3394
Karar No: 2022/8866

DAVACI : …
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …

DAVALILAR : 1- … Bakanlığı – ANKARA
VEKİLİ : …, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü
2- … Valiliği
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, …Mahallesi, …ada, …parsel sayılı taşınmazın 316/2400 oranında hissedarı olan davacı tarafından, anılan taşınmazın 247/4000 oranında hissedarı olan dava dışı … tarafından inşa edildiği iddia olunan ruhsatsız yapılar hakkında, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen … tarihli, …numaralı yapı kayıt belgesinin, Kanun’a ve ilgili mevzuata aykırı düzenlendiğinden bahisle iptal edilmesi istemiyle İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan … tarihli, …sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin, anılan yapı hakkında düzenlenen … tarihli, …numaralı yapı kayıt belgesinin ve 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı Tebliğ’in “Yapı malikleri; a) Yapı ruhsatı veya yapı kullanma izni bulunmayan yapılardaki aykırılıklarda, birinci fıkranın (c) bendi uyarınca yapının tamamı için hesaplanan Yapı Kayıt Belgesi bedeline, kendi bağımsız bölümünün kullanım durumuna göre eşit olarak katılmak zorundadır. Yapı ruhsatı veya yapı kullanma izni bulunmayan yapılardaki aykırılıklarda, Yapı Kayıt Belgesi bedelinin tamamı ödenmeden Yapı Kayıt Belgesi düzenlenmez. Yapı Kayıt Belgesi bedelinin tamamını ödeyen yapı maliki genel hükümler çerçevesinde diğer yapı maliklerinden kendi paylarına düşen miktarı talep etme hakkına sahiptir.” şeklindeki 5. maddesinin 3. paragrafının (5. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin) iptali istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesine uygun olmayan dava dilekçesinin, aynı Kanun’un 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi gereğince incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun “İlk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülecek davalar” başlıklı 24. maddesi: ” 1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak:
a)Cumhurbaşkanı kararlarına,
b)Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere … Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları … karara bağlar …” hükmü yer almaktadır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasında; idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal ve tam yargı davaları ile idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakacağı hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 5. maddesinde de; ” 1. Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir.
2. Birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir.” hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesinde ise; dilekçelerde gösterilmesi gerekli hususlar belirtilmiş, 14. maddesinin 3. fıkrasında; dilekçelerin sırayla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği belirtilmiş; 15. maddenin 1. fıkrasının (d) bendinde dilekçelerde 14. maddenin 3/g bendine aykırılık görülmesi halinde otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde düzenlemek veya noksanları tamamlamak üzere dilekçenin reddine karar verileceği, 5. fıkrasında ise, 1. fıkrasının (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği; 7. maddesinin 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin ilan tarihini izleyen günden başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her iki işlem aleyhine birden dava açabileceği hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdari yargılama usulünde geçerli olan re’sen araştırma ve yazılılık ilkeleri gereği dava dilekçelerinin, 2577 sayılı Kanun’da belirtilen şekil kurallarına uygun bir biçimde ve yargılamanın gerektirdiği bilgileri içerecek nitelikte düzenlenmesi gerekmektedir. Bunu sağlamak için, dava dilekçelerinde; dava konusu edilen işlemlerin ve dava sebeplerinin, başka bir ifadeyle, idari işlemin içerdiği iddia edilen hukuka aykırılığın dayandığı hukuk kurallarının açık ve net bir biçimde somut olarak belirtilmesi şarttır. Ayrıca birden fazla işlemin davaya konu edilmesi halinde, söz konusu işlemlerin aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunması da yukarıda alıntısı yapılan düzenlemeler ile idari yargılama usulü ilkelerinin bir gereğidir.
Dava; İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, …Mahallesi, …ada, …parsel sayılı taşınmazın 316/2400 oranında hissedarı olan davacı tarafından, anılan taşınmazın 247/4000 oranında hissedarı olan dava dışı … tarafından inşa edildiği iddia olunan ruhsatsız yapılar hakkında, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen … tarihli, …numaralı yapı kayıt belgesinin, Kanun’a ve ilgili mevzuata aykırı düzenlendiğinden bahisle iptal edilmesi istemiyle, İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan … tarihli, …sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin, anılan yapı hakkında düzenlenen … tarihli, …numaralı yapı kayıt belgesinin ve 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı Tebliğ’in “Yapı malikleri; a) Yapı ruhsatı veya yapı kullanma izni bulunmayan yapılardaki aykırılıklarda, birinci fıkranın (c) bendi uyarınca yapının tamamı için hesaplanan Yapı Kayıt Belgesi bedeline, kendi bağımsız bölümünün kullanım durumuna göre eşit olarak katılmak zorundadır. Yapı ruhsatı veya yapı kullanma izni bulunmayan yapılardaki aykırılıklarda, Yapı Kayıt Belgesi bedelinin tamamı ödenmeden Yapı Kayıt Belgesi düzenlenmez. Yapı Kayıt Belgesi bedelinin tamamını ödeyen yapı maliki genel hükümler çerçevesinde diğer yapı maliklerinden kendi paylarına düşen miktarı talep etme hakkına sahiptir.” şeklindeki 5. maddesinin 3. paragrafının (5. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin) iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesine göre dava konusu işlemlerden 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin 3. paragrafının (5. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin) iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözüm yeri Danıştaydır.
Dava konusu edilen … tarihli, …numaralı yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi istemiyle İstanbul Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan … tarihli, …sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile anılan yapı hakkında düzenlenen … tarihli, … numaralı yapı kayıt belgesi ile ilgili uyuşmazlığın görüm ve çözüm yeri ise, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir.
Uyuşmazlıkta; dava konusu zımnen ret işlemi ve yapı kayıt belgesi düzenlenmesine ilişkin işlemin; 06/06/2018 tarihli, 30443 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı Tebliğ’in 5. maddesinin 3. paragrafı (5. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi) uyarınca 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen biçimde tesis edilen “uygulama işlemi” olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı; bu bağlamda, dava konusu birel işlemler ile düzenleyici işlem arasında, 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtilen şekilde maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, aralarında 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtilen şekilde maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmayan dava konusu işlemlere karşı aynı dilekçe ile dava açılmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
1. 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesi hükmüne uygun olmayan dava dilekçesinin aynı Kanun’un 15. maddesinin 1/d bendi gereğince bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde, her işleme karşı görevli ve yetkili yargı mercileri gözetilerek ayrı dava açmakta serbest olmak üzere REDDİNE,
2. Yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacıya duyurulmasına,
3. Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4- Artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, dava dilekçesi ve eklerinin bir örneğinin davacıya gönderilmesine, 20/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.