Danıştay Kararı 13. Daire 2022/4239 E. 2022/3752 K. 20.10.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/4239 E.  ,  2022/3752 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/4239
Karar No : 2022/3752

YARGILAMANIN YENİLENMESİ
İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Mülkiyeti davalı idareye ait, İzmir ili, Karaburun ilçesi, … Mahallesi ve … Mahallelerinde bulunan bazı taşınmazların satışına ilişkin açık artırma usulüyle gerçekleştirilen ihalede, … Mahallesi, … ada, … numaralı parselde kain arsanın satışı üzerinde kalan davacı tarafından, ihalenin anılan taşınmaza ilişkin kısmının, ita amiri belediye başkanınca 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca “açık artırmada aynı bölgedeki taşınmazlara takdir edilen piyasa rayiç değerinin altında bir değerden pey sürüldüğü” gerekçesiyle iptal edilmesine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yönünde verilen … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı Danıştay Onüçüncü Dairesi kararının yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılması ve davanın reddine hükmedilmesi istenilmektedir.

DAVALININ İDDİALARI : Davalı tarafından, …adadaki … parselin tamamının ihalesinin iptal edildiği, Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce ihale konusu …adada bulunan ve aynı gün ihaleye çıkan … ve … parsel sayılı taşınmazların ihalelerinin iptalinin kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmadığına, ancak aynı adada bulunan … parsel sayılı taşınmazın ihalesinin iptal edilmesinde hukuki isabet bulunmadığına karar verildiği, her üç kararın da Danıştay Onüçüncü Dairesi’ne ait olduğu, kararların kesinleştiği, …ada …parsel için farklı, …ve …parsel için farklı karar verildiği, taşınmazların tamamının …adada bulunduğu, ihalelerin tamamının iptal edildiği, … parsel sayılı taşınmaz için verilen kararın … ve … parsel için verilen karara taban tabana zıt olduğu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla bu çelişkinin giderilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI : Davacı tarafından, usule ilişkin olarak, 2577 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi sebebinin olayda mevcut olmadığı, bu maddeye dayanılarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulabilmesi için öncelikle tarafların aynı olması gerektiği, oysa davalı idare tarafından taban tabana zıt olduğu belirtilen Danıştay Onüçüncü Dairesi kararlarının taraflarının aynı olmadığı, açılan bütün davalarda tarih ve sayısı farklı olan “idari işlemin iptali”nin talep edildiği, ihalelerin birbirinden bağımsız farklı taşınmazlar için yapıldığı ve farklı bedellerle gerçekleştiği, bu sebeple de davaların konu ve sebebinin aynı olduğundan bahsedilemeyeceği, esasa ilişkin olarak, yargılamanın yenilemesi talebinin hukuki mesnetten yoksun olduğu, Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce davalı idare tarafından ihalesi onaylanan en düşük bedelli (metrekaresi 4.149-TL) …ada …parselden daha yüksek bir bedelle ihale edilen …ada …ve …parselin ihalesinin iptal edilmesine ilişkin idari işlemlerin iptal edildiği, buna karşın …ada … parselden daha düşük bedelle ihale edilen …ada … ve … parselin ihalesinin iptal edilmesine ilişkin idari işlemlerin hukuka uygun bulunduğu, bu durumda kararların zıt olduğundan bahsedilemeyeceği, Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce ihalede kendi üzerinde kalan …ada … parselin imar durumu daha elverişsiz olmasına ve metrekaresi için 4.415-TL ödenmesine rağmen ihalesinin geçerlik kazanamamasına karşın imar durumu çok daha elverişli olan ve metrekaresi için 266-TL daha düşük bedel (4.149 TL) ödenen … ada … parselin ihalesinin geçerlik kazanması tezatına son verildiği belirtilerek yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye …’ın; “yargılamanın yenilenmesi talebinin öğretide de kabul edildiği üzere yeni bir dava olması ve yeni bir dava olarak adil yargılama ilkesinin bir unsuru olan iki dereceli yargılamanın gerçekleştirilmesi açısından ivedi yargılama usulü kapsamında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda öngörülen yargılama aşamalarının bu dava için de tamamlanması gerektiğinden yargılamanın yenilenmesi talebinin ilk derece Mahkemesince karara bağlanması, verilen karar üzerine temyiz incelemesinin Dairemizce yapılması gerektiği” şeklindeki usule ilişkin karşı oyuna karşılık esasın incelenmesine geçildi, gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Karaburun Belediye Meclisi’nin … tarih ve …numaralı kararıyla mülkiyeti davalı idareye ait İzmir ili, Karaburun ilçesi, …ve …Mahallelerinde bulunan bazı taşınmazların satışına karar verilmiş, bu taşınmazlar arasında yer alan dava konusu …Mahallesi, …ada …numaralı parselde kain 182 m² arsa için toplam tahmini bedel 546.000-TL olarak belirlenmiş, 22/10/2021 tarihinde gerçekleşen ihale 1.105.000-TL teklif eden davacının uhdesinde kalmış, ancak ihale 2886 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca ita amirince “açık artırmada aynı bölgedeki taşınmazlara takdir edilen piyasa rayiç değerinin altında bir değerden pey sürüldüğü” gerekçesiyle onaylanmayarak … tarih ve …sayılı karar ile iptal edilmiştir.
Söz konusu iptal kararının iptali istemiyle davacı tarafından açılan davada … İdare Mahkemesi’nce; 2886 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile itâ âmirine ihale komisyonu kararlarını onaylama zorunluluğu getirilmemesi nedeniyle, anılan madde ile itâ âmirine tanınan yetkinin ihaleyi onaylamama yönünde kullanılması hâlinde, bu yetkinin kamu yararına kullanıldığının ispatı bakımından, itâ âmirince hukuken kesin delil niteliği taşıyan belgelere dayanılması gibi bir zorunluluk bulunmadığı, bu nedenle ihaleyi onaylamama işleminin idari davaya konu edilmesi hâlinde gerek davalı idarenin mahkemeye yapacağı açıklamalar ve sunduğu belgeler ve gerekse mahkemece re’sen yapılacak araştırma sonucunda elde edilen bulgular, işlemde kamu yararına aykırılık bulunmadığını ortaya koyar nitelikte ise, ihaleyi onaylamama işleminin hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceği, İzmir ili ve çevresinde emlak fiyatlarının hızla artmakta olduğu, özel kişiler arasındaki emlak satışları baz alınarak ihale bedelinin düşük kaldığının tespit edildiği, takdir yetkisinin keyfi ve hukuka aykırı kullanıldığına ilişkin dava dosyasında herhangi bir bilgi belge bulunmadığı gibi, davacı tarafından da somut bilgi ve belge sunulamadığı, kaldı ki 94 adada satışa çıkan tüm parsellerin ihalesinin iptal edildiğinin açık olduğu, bu çerçevede, bir kamu malının satışından mümkün olduğunca en yüksek gelir elde edilmesi kamunun yararına olacağından, taşınmazın daha yüksek bir fiyatla değerlendirilebileceğine dair somut bulguların varlığı hâlinde, ita amirince ihalenin iptal edilmesi yolunda takdir yetkisinin kullanılarak ihalenin iptaline karar verilebileceği, bu itibarla, ihaleyi yapma, teklifleri değerlendirme, kârlılık ve verimlilik bakımından en uygun teklifi belirleme ve ihaleyi iptal etme konularında takdir yetkisi bulunan davalı idarece, ihalede rekabetin sağlanması ilkesi ile kamu yararı gözetilerek 2886 sayılı Kanun’un kendisine tanıdığı takdir yetkisi çerçevesinde ihalenin iptal edildiği anlaşıldığından, anılan ihalenin iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak 04/02/2022 tarih ve E:2021/2000, K:2022/272 sayılı karar ile dava reddedilmiştir.
Anılan kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce verilen 06/06/2022 tarih ve E:2022/1708, K:2022/2470 sayılı karar ile; aynı karar kapsamında ayrı ayrı ihalesi yapılan İskele Mahallesi 94 adada yer alan … ve … sayılı parsellerde bulunan arsa nitelikli taşınmazların imar durumunun E:0,30, …Mahallesi …adada yer alan …, …, … ve … sayılı parsellerde bulunan arsa nitelikli taşınmazların imar durumunun ise E:0,40 olduğu; her iki parsel için taşınmazlar arasında herhangi bir farklılık öngörülmeksizin tahmini metrekare bedelinin 3.000-TL olarak belirlendiği; işbu dava konusu …ada, … sayılı parselin metrekaresi 6.071-TL’den, aynı adada bulunan … sayılı parselin metrekaresi 4.065-TL’den, … sayılı parselin metrekaresi 3.405-TL’den, … sayılı parselin ise metrekaresi 4.415-TL’den; …adada bulunan … sayılı parselin metrekaresi 4.324-TL’den, … sayılı parselin metrekaresi 4.149-TL’den, … sayılı parselin metrekaresi 4.455-TL’den, … sayılı parselin metrekaresi 5.343-TL’den ihale edildiği; dolayısıyla bu somut bilgiler ışığında dava konusu taşınmazın aynı adada bulunan diğer taşınmazlardan daha farklı nitelikte olduğu yönünde bir iddia ya da somut veri olmadığı; bu çerçevede davalı idarenin, …adadaki taşınmazların ihalesinin taşınmazların rayiç değerlerine ulaştığı için onaylanmasına karar verildiği, ancak …adadaki taşınmazların rayiç değerlerinin çok altında kaldığı ve …adada diğer parsellerin ihalesinin onaylanıp sadece dava konusu … parsel sayılı taşınmazın ihalesinin iptal edilmesinin hukukî bir temeli bulunmadığından ve aynı adada bulunan taşınmazların ayrı ayrı ihale edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, aynı tahminî bedelle ihale edilen aynı mahalledeki imar durumu daha elverişli parsellerin bir kısmının dava konusu parselden daha düşük bir bedelle ihale edilerek ihaleleri onaylanmış olmasına rağmen, dava konusu parselin diğer taşınmazlara nazaran farklı özelliklerinin bulunması sebebiyle yüksek bir bedelle satılabileceği ileri sürülmeksizin itâ âmirince ihalenin onaylanmamasına ilişkin hukukî sebebin davalı idare tarafından ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılarak temyize konu kararın bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline kesin olarak karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından … İdare Mahkemesi’ne verilen dilekçe ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendindeki şartın oluştuğu ileri sürülerek Dairemiz kararının yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılması ve davanın reddine hükmedilmesinin talep edilmesi üzerine Mahkemece … tarih ve E:…, K:…sayılı karar ile yargılamanın yenilenmesi talebine konu esas kararın Dairemizce verilmiş olması sebebiyle, yargılamanın yenilenmesi isteminin iptal kararını veren Dairemizce karara bağlanması gerektiği sonucuna varılarak davanın görev yönünden reddi ile dava dosyasının Danıştay’a gönderilmesine karar verilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53. maddesinin birinci fıkrasında, yargılamanın yenilenmesi sebepleri ile buna ilişkin usul ve esaslar sayma suretiyle belirtilmiş; ikinci fıkrasında, “Yargılamanın yenilenmesi istekleri esas kararı vermiş olan mahkemece karara bağlanır.” kuralına yer verilmiştir. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi istemini karara bağlayacak yargı merciinin belirlenmesi için öncelikle “esas kararı vermiş olan mahkeme” kavramının irdelenmesi gerekmektedir.
2577 sayılı Kanun’a 18/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile eklenen “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinde ivedi yargılama usulünün uygulanacağı belirtilmiş, 2. fıkrasının (i) bendinde, “Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukukî noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.”; 6545 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Bu Kanunla idarî yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanun’un, bu Kanunla değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Daha sonra 6637 sayılı Kanun’un 19. maddesi ile Geçici 8. maddede değişikliğe gidilerek, 2577 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunla idari yargıda…” ibaresi, “İvedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idari yargıda…” şeklinde değiştirilmiş; bu düzenleme ile idari yargılama usulünde 6545 sayılı Kanun’la yapılan kanun yoluna ilişkin değişikliklerin ivedi yargılama usulünde uygulanması sağlanmıştır. Bu kanunî değişikliklerden sonra, ivedi yargılama usulünün uygulandığı uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararların temyizi hâlinde Danıştayca verilen gerek onama kararlarının gerek bozma üzerine esasa girilerek verilen nihaî kararların verildiği anda kesin olması nedeniyle bu kararlara karşı karar düzeltme isteminde bulunulamayacağı açıktır.
Davanın ivedi yargılama usulüne tabi olması ve Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce verilen 06/06/2022 tarih ve E:2022/1708, K:2022/2470 sayılı karar ile bozulması ve dava konusu işlemin iptaline kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere) karar verilmiş olması bakımından Dairemizin anılan kararına yönelik yargılamanın yenilenmesi isteminin İdare Mahkemesince değil Dairemizce karara bağlanması gerekmektedir. Zira İdare Mahkemesince verilen kararın bozulması üzerine dosya Mahkemeye gönderilmeyip esasa ilişkin olarak da nihaî karar Dairemizce kesin olarak verildiğinden, 2577 sayılı Kanun’un 53. maddesinde belirtilen “esas kararı vermiş olan mahkeme”nin bu olayın özelliği itibarıyla Dairemiz olarak kabulü gerekmektedir.
Davacının yargılamanın yenilenmesi istemine gelince;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Yargılamanın yenilenmesi” başlıklı 53. maddesinde, “Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir. … h) Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken, aynı mahkeme yahut başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması, …” kuralına, “Yargılamanın yenilenmesi usulü” başlıklı 55. maddesinde ise, “… 3. Yargılamanın yenilenmesi (…) istemleri, kanunda yazılı sebeplere dayanmıyor ise, istemin reddine karar verilir. ” kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, mülkiyeti davalı idareye ait İzmir İli, Karaburun İlçesi, …ve …Mahallelerinde bulunan bazı taşınmazların satışına ilişkin açık artırma usulüyle 22/10/2021 tarihinde gerçekleştirilen ihalede, …Mahallesi, …ada, …parselde kain arsanın satışı üzerinde kalan davacı tarafından, ihalenin anılan taşınmaza ilişkin kısmının, ita amiri belediye başkanınca 2886 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca “açık artırmada aynı bölgedeki taşınmazlara takdir edilen piyasa rayiç değerinin altında bir değerden pey sürüldüğü” gerekçesiyle iptal edilmesine dair işlemin iptali istemiyle açılan davada, davanın reddi yönünde verilen … İdare Mahkemesi’nin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca temyizen incelenmesi sonucunda, Dairemizce verilen Mahkeme kararının bozulması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki 06/06/2022 tarih ve E:2022/1481, K:2022/2472 sayılı kararı ile ilgili olarak, davalı tarafından; “ihale konusu …adada bulunan ve aynı gün ihaleye çıkan … parsel sayılı taşınmaz için verilen kararın … ve … parsel sayılı taşınmazlar için verilen karara taban tabana zıt olduğu, 2577 sayılı Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla bu çelişkinin giderilmesi gerektiği” ileri sürülerek yargılamanın yenilenmesinin istendiği anlaşılmaktadır.
Öğretide “dava” olarak nitelendirilen ve mevzuat gereği esas kararı vermiş olan Mahkemece karara bağlanması gereken yargılamanın yenilenmesi (iadesi) talebine ilişkin davanın üç safhada incelenmesi esas olup Mahkeme, ilk önce yargılamanın yenilenmesi davasının mesmu (dinlenmeye değer, esasa girmek için yeterli) olup olmadığını re’sen araştırır, genel dava şartları veya yargılamanın yenilenmesi davası şartlarından birinin mevcut olmadığı kanısına varılırsa, yargılamanın yenilenmesi davası esasa girmeden mesmu olmadığından reddedilir, birinci aşamada yargılamanın yenilenmesi davasının mesmu olduğu kanısına varılırsa, esasa girilerek, ileri sürülen yargılamanın yenilenmesi sebebinin doğru (vârit) olup olmadığı araştılır, bu araştırma sonucunda, ileri sürülen yargılamanın yenilenmesi sebebinin doğru olmadığı kanısına varılırsa, yargılamanın yenilenmesi davası reddedilir, ileri sürülen yargılamanın yenilenmesi sebebinin doğru olduğu kanısına varılırsa yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek asıl dava hakkında yeni bir karar verilir. (KURU, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2001, Cilt V, s.5245, 5254-5265)
Bu kapsamda öncelikle Dairemiz kararına ilişkin olarak yapılan yargılamanın yenilenmesi isteminin mesmu olup olmadığının tespiti gerekmekte olup davalı idare tarafından Dairemizce kesin olarak verilen karara ilişkin olarak 2577 sayılı Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendine dayanılarak bu bent için öngörülen süre içerisinde başvurulduğu görüldüğünden ileri sürülen yargılamanın yenilenmesi sebebinin doğru (vârit) olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
Davalı idarenin dayandığı 2577 sayılı Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendindeki sebep birbirine aykırı iki hükmün ortaya çıkması durumu olup bu sebebin gerçekleşmesi için ortada bir mahkeme kararının bulunması, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bu konu hakkında yeni bir mahkeme kararı verilmiş olması, kanuni bir dayanak olmamasına rağmen, ikinci kararın birinci karara aykırı olması ve birinci karara aykırı olan ikinci kararın ya aynı mahkeme ya da başka bir mahkeme tarafından verilmiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekir.
Somut olayda, ihale konusu …adada bulunan ve aynı gün ihaleye çıkılan işbu dava konusu 4 parsel sayılı taşınmaz için verilen kararın … ve … parsel sayılı taşınmazlar için verilen kararlar ile çeliştiği ileri sürülmekte olup bu kararlar açısından öncelikle tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması şartlarına bakıldığında, dava konusu …ada …parsele ilişkin olarak davacı …tarafından, …ada … parsele ilişkin olarak davacı … tarafından, …ada …parsele ilişkin olarak ise yine davacı … tarafından Karaburun Belediye Başkanlığı aleyhine dava açıldığı, dolayısıyla aynı davalı idareye ait farklı taşınmazların satışına ilişkin farklı davacılar tarafından açılan davalarda verilen ve çelişkili olduğu iddia edilen kararlar açısından tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması şartının gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
Ayrıca tarafları, sebebi ve müddeabihi aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması halinde, birinci hüküm lehine olan taraf kesin hükümden istifade etmekte olup bu nedenle yargılamanın iadesi talebi üzerine ikinci hükmün iptaline karar verilir. Bundan dolayı, sadece ikinci hükmün iptali için yargılamanın iadesi yoluna başvurulabilir; yoksa birinci hükmün iptali için yargılamanın iadesi istenemez. (KURU, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2001, Cilt V, s.5227) Fakat, ikinci hükmün yargılamanın iadesi yolu ile iptal edilebilmesi için, ikinci hükmü veren mahkemenin, ikinci hükmü verirken birinci hükümden haberdar bulunmamış olması gerekir. (KURU, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, 2001, Cilt V, s.5229)
Davalı idare tarafından yargılamanın yenilenmesi istemine konu edilen Dairemiz kararlarının aynı tarihte aynı karar kapsamında ayrı ayrı ihalesi yapılan …Mahallesi …adada yer alan …, …, … ve … sayılı parsellere ilişkin diğer dosyalar ile birlikte değerlendirilerek alınmış olduğu dikkate alındığında davalı idarece dayanılan yargılamanın yenilenmesi nedeninin bu açıdan da gerçekleşmediği açıktır.
Bu itibarla, davalı idare tarafından ileri sürülen 2577 sayılı Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde öngörülen yargılamanın yenilenmesi sebebi bakılan davada gerçekleşmediğinden, istemin reddi gerekmektedir.
Vekâlet ücreti yönünden;
2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde; “Yargılama giderleri şunlardır: … ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.(…)”, 326. maddesinde; “(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.(…)” kuralı yer almıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık Ücreti” başlıklı 164. maddesinde; “Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.”; kuralına yer verildiğinden, avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade etmektedir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu ile atıfta bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerine ilişkin kurallarına göre avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği ve avukatın yargılamadaki hukukî yardımının karşılıksız bırakılamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, Kanunda yargılamanın yenilenmesi istemlerinin reddi hâlinde vekâlet ücretine hükmedilmesini sınırlandıran veya yasaklayan bir kural bulunmamaktadır. Keza Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde de, yargılamanın yenilenmesinin talep edilmesi hâlinde vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği hususunda bir kurala yer verilmemiştir.
Yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yolları arasında düzenlenmekte ise de, esasen kanun yolu olarak niteliği tartışmalıdır ve diğer kanun yollarından ayrılır. Şöyle ki, nihâî bir kararın denetlenmesini sağladığından kanun yolları arasında düzenlenmekle birlikte, diğerlerinden farklı olarak kesinleşen bir kararın yeniden ele alınmasını sağlamakta ve dava şeklinde görülen bir hukukî çare olarak karşımıza çıkmaktadır. (ÖZEKES, Muhammed, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C. III, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.2324)
Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi’nin “Avukatlık ücretinin kapsadığı işler” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında, tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığı olduğu ifade edildiğinden, Mahkemece hükmedilen vekâlet ücretinin hüküm kesinleşinceye kadar avukatça yapılan hukukî yardımın karşılığı olduğu, hüküm kesinleştikten sonra yapılan hukukî yardımları kapsamadığı açıktır. Yargılamanın yenilenmesi istemi kesinleşen kararı yeniden ele almaya yarayan, yeni bir dava gibi tekemmül sürecine tâbi olan ve istemin reddi veya kabulü yönünde verilen kararın olağan kanun yolu incelemesine tâbi kılındığı bir hak arama yolu olduğundan, hükmün kesinleşmesinden sonra vâki olan yargılamanın yenilenmesi talebinin incelendiği safhada yapılan hukukî yardım Tarifenin anılan hükmüne göre yeni bir vekâlet ücretini gerektirmektedir.
2577 sayılı Kanun’un 55. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yargılamanın yenilenmesi istekleri karşı tarafın savunması alındıktan sonra incelendiğinden, yargılamanın yenilenmesi isteminin niteliği, Kanun’da belirlenen bu özel usûl ve tarifedeki ifade ile birlikte değerlendirilmelidir. Kesin hüküm elde edildikten sonra başvurulan ve yeni bir dava gibi görülen bu istem üzerine karşı tarafın avukat aracılığı ile savunma verdiği durumlarda yeni bir avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekmektedir.
Aksi yaklaşım, kesinleşmiş bir mahkeme kararının sınırlı sayıda sebeple yeniden tartışmaya açılmasına neden olan yargılamanın yenilenmesi isteminin olağanüstü ve istisnaî niteliği nazara alındığında da isabetli olmayacaktır. Zira, yargılamanın yenilenmesi talep edildiğinde kesinleşen mahkeme kararı nedeniyle karşı tarafın hukukî durumunda beklenmedik ve istenmeyen bir değişimin ortaya çıkması ihtimali söz konusu olacağından, karşı taraf bu hususa karşı savunma yapılması için bir avukatın hukukî yardımına başvurabilecektir.
Bu itibarla, yargılamanın yenilenmesi istemine karşı davacı vekili savunma verdiği için yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığından bahisle istemin reddedilmesi üzerine davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Nitekim, Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulu’nun 24/02/2020 tarih ve E:2020/48, K:2020/62 sayılı “Bölge İdare Mahkemesi Kararları Arasındaki Aykırılığın Giderilmesi İstemi Hakkında Kararı”nda, “… Mahkemece yargılama sonucunda, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiş olsa da, bu süreçte ilgili dava dilekçesinin kendisine tebliğinden sonra süresi içinde vekili aracılığıyla savunma veren tarafça yapılan hukukî yardımın karşılıksız bırakılamayacağı, dolayısıyla, söz konusu taraf lehine, uyuşmazlığın çözümünde göstermiş olduğu emek ve çabaların karşılığı olarak vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği…” belirtilmiştir.
Öte yandan, Yargıtay uygulamasının da yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığından bahisle reddi hâlinde vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönünde olduğu görülmektedir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 18/05/2022 tarih ve E:2022/3628, K:2022/4647 sayılı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 01/06/2022 tarih ve E:2022/3501, K:2022/5304 sayılı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 26/05/2022 tarih ve E:2021/1353, K:2022/2900 sayılı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 24/05/2022 tarih ve E:2021/4358, K:2022/3680 sayılı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 25/05/2022 tarih ve E:2022/5746, K:2022/6449 sayılı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 25/05/2022 tarih ve E:2022/2419, K:2022/7879 sayılı kararları)

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının yargılamanın yenilenmesi isteminin REDDİNE,
2. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. …-TL posta giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi yönünden oybirliği, davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi yönünden oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
(Vekâlet Ücreti Yönünden)

Yargılamanın yenilenmesi müessesesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararlara Karşı Başvuru Yolları” başlıklı Üçüncü Bölümünde düzenlenmiş olan ve Kanun’da yazılı sebeplerin varlığı hâlinde kesinleşmiş hükmün, yine hükmü veren Mahkeme tarafından ortadan kaldırılmasına ve “davaya yeniden bakılmasına”, uyuşmazlık ile ilgili olarak “yeni bir karar verilmesine” imkân tanıyan bir kanun yoludur.
Anılan Kanun’da bu müessese, Kanun’da sayılan şartlar gerçekleştiği zaman davanın yeniden incelenmesine imkan tanıyan “olağanüstü kanun yolu” olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine Mahkemece öncelikle yeni bir yargılamaya gidilip gidilemeyeceğine dair bir inceleme/değerlendirme yapılarak ilgili uyuşmazlığın yeniden dava konusu edilebilmesine ilişkin koşulların varlığı veya yokluğu tespit edilmektedir.
Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “İadei muhakeme” başlıklı 10. maddesinde de, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü üzerine cereyan edecek davaların, yeni davalar gibi harca tabî olduğu kurala bağlanmıştır.
Kanun koyucu, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü üzerine cereyan edecek davaları, “yeni bir dava” gibi nitelendirmiş ve bu noktada kesinleşmiş yargı kararının ortadan kaldırılarak davaya yeniden bakılmasını, yargılamaya yeniden başlanılmasını öngörmüştür.
Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesi durumunda ise, davaya yeniden bakılmasından ya da yeni bir yargılamadan ve yeni bir davanın varlığından söz etmek mümkün değildir. Çünkü yeniden yargılama yapılmasını gerektiren koşulların bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olduğundan, “kesinleşmiş yargı kararı” varlığını sürdürmektedir. Bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğindedir.
Bunun yanında, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde vekâlet ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 168. maddenin son fıkrasında ise vekâlet ücretinin takdirinde hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, Dairemizce başvuruya konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu ifade edilmiş, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın bu ücretin tamamına hak kazanacağı kuralı getirilmiş, ancak olağan ve olağanüstü kanun yollarında faydalanılan avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedileceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerin ve tarife hükümlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, bir davada haklı bulunan taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için avukatlık hizmetinin ilk derecede karar verilinceye kadar sunulmuş olması gerektiği, olağan ya da olağanüstü kanun yollarında verilen avukatlık hizmeti nedeniyle (duruşma yapılması hariç) vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulması üzerine karşı tarafın savunması alınmakla birlikte, istem kabul edilmedikçe davaya yeniden bakılamayacağından ortada görülüp karara bağlanmış yeni bir dava varmış gibi kabul edilerek vekâlet ücretine hükmedilmesi mümkün değildir. Yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiş olması, olağanüstü bir kanun yoluna başvurulup bir sonuç alınamaması anlamına geldiğinden karşı tarafın vekil aracılığıyla yaptığı savunma, taraf lehine olan kesinleşmiş yargı kararının varlığını sürdürmesine hukukî yardımda bulunulmasını ifade etmektedir.
Olağan kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma nedeniyle kanun yolu başvurusunun reddi üzerine vekâlet ücretine hükmedilmiyorsa, olağanüstü kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma nedeniyle istemin reddi üzerine de vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekir. Zira olağan kanun yolunun kullanılması üzerine yapılan savunma için vekâlet ücretine hükmedilmemesi noktasında idari yargı yerleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Bu itibarla, olağan kanun yolu ile olağanüstü kanun yolu aşamasında yapılan savunma nedeniyle istemin reddi durumunda vekâlet ücretine hükmedilmemesi noktasında bir farklılık olmaması gerekir. Savunma ile yapılan hukuki yardımın birisi kesin hüküm elde edilmesine, diğeri de kesin hükmün korunmasına yönelik olup sağladığı hukuki fayda aynı niteliktedir. Aksine bir yorum, aynı kesin hüküm için bir yerine iki kez vekâlet ücretine hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır.
Bu kapsamda, Dairemizce yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan tarafça ileri sürülen sebepler yerinde bulunmayarak istemin reddedilmesi nedeniyle yeni bir yargılama sürecinin başlamasına gerek görülmediğinden, bir başka deyişle, bu aşamaya kadar olan süreç eski yargılamanın devamı niteliğinde olduğundan, karşı taraf lehine vekâlet ücreti takdirinde isabet bulunmamaktadır.
Davalının yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair kararda karşı taraf lehine vekâlet ücretine takdir edilmemesi gerektiği sonucuna ulaşılmakla, çoğunluğun verdiği karara bu yönden katılmıyorum.