Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/3680 E. , 2022/5816 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3680
Karar No : 2022/5816
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda yardımcı doçent olarak görev yapan davacının, görev süresinin uzatılmayarak kadrosu ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin … Üniversitesi Rektörlüğü’nün … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem deneiyle mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının tarafına ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… K:… sayılı kararda; yöneticiler ve diğer doktorlarla davacı arasında vuku bulan problemler göz önüne alındığında, davacının bahsi geçen tutum ve davranışlarıyla, Tıp Fakültesindeki karşılıklı güven ve uyumun, hasta haklarını ve sağlığını etkileyecek ölçüde zarara uğratabileceği, ekip çalışması ve koordinasyonun bu derece önemli olduğu Tıp Fakültesinde görev yapan davacının görevlendirmesinin, fakültedeki çalışma barışı ve iş uyumunun sağlanması amacıyla 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun verdiği yetki doğrultusunda ilişiğinin kesilerek görev süresinin uzatılmamasının Üniversite Rektörü tarafından sona erdirildiği, uyuşmazlıkta davacının görev süresinin uzatılması uygun görülmediğinden yeniden Tıp Fakültesine atanamadığı, bu suretle idarenin takdir yetkisi kapsamında dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. İdarenin dava konusu işlemin tesisi sırasında sahip olduğu takdir yetkisinin idari yargı yerlerince denetlenebileceği açık olup, sağlık hizmetlerinin niteliği ve önemi gereği bu hizmetin öngörülen seviyede yürütülmesi için ihtiyaca göre belirli sayıda Tıp Fakültesi kadrosunda kalacak Akademik personel belirlenmesi konusunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, bu itibarla, … Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında doktor öğretim üyesi unvanıyla görev yapan davacı hakkında, 2547 sayılı Yasada öngörülen usule uygun olarak ilgili Anabilim Dalı Akademik Kurulunca yapılan değerlendirmeler ve Fakülte Yönetim Kurulu tarafından 10/07/2017 tarihinde bitecek olan görev süresinin uzatılmaması yönünde bildirilen görüş esas alınarak idarenin takdir yetkisi kapsamında hizmet gerekleri ve kamu yararı gözetilmek suretiyle tesis edildiği anlaşılan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, Bölge İdare Mahkemesince herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin istinaf isteminin reddine karar verildiği, Anayasanın 141. maddesi uyarınca tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğinden istinaf kararının tek başına bu haliyle dahi hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin organ nakli konusunda davalı üniversitenin dünya ve ülke çapındaki başarılarında katkısının bulunduğu, atandığı tarihten itibaren kendisine verilen her görevi layıkıyla yerine getirdiği, uzman hekimlerin eğitimlerine katkı sağladığı, tüm gayretli çalışmasına rağmen sözleşmesinin kişisel husumetlerle kötü niyetli olarak keyfi bir şekilde uzatılmadığı, müvekkili hakkında asılsız iddialarla soruşturmalar açıldığı, müvekkilinin üniversitede yapılan toplantılara katılmasına rağmen imza atmasının kasıtlı olarak engellendiği, katılamadığı günlere ilişkin de idareye sözel olarak bilgi verdiği, Ağustos 2015 tarihinde Organ Nakli Merkez Müdürü ve sorumlu uzman doktor olarak atanan yeni müdürün müvekkilini Organ Nakli Bölümü’nden uzaklaştırmak için haksız ve kötü niyetli olarak baskı ve mobing uyguladığını, dolayısıyla açıkça keyfi olarak sözleşmesinin uzatılmamasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, genel cerrahi alanında öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, akademik işbirliği içerisinde çalışma prensiplerine riayet etmeyerek birlikte çalıştığı ekip arkadaşlarıyla problemler yaşadığı, katılmak zorunda olduğu toplantılara katılmadığı, görev yaptığı organ nakli biriminde başka bir hekim kontrolünde olan ameliyatı planlanan hastayı ameliyathanede bir buçuk saat tuttuktan sonra hiçbir işlem yapmadan uyandırması sebebiyle hakkında disiplin soruşturması açıldığı, suçun sübuta erdiği kanaatine varılarak uyarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, davacının sorumlu olduğu araştırma görevlisi ve asistanların tez çalışmalarında yardımcı olmadığı ve bu kişilere karşı mobing uyguladığının belgelerle sabit olduğu, sonuç olarak, davacının görev süresi boyunca tutum ve davranışları ekip çalışması ve koordinasyonun önemli olduğu Tıp Fakültesinde çalışma barışı ve iş uyumunu bozduğu sonucuna varılarak sözleşmesinin uzatılmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda yardımcı doçent olarak görev yapmakta olan davacının, … Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalındaki görev süresinin 10.07.2017 tarihinden itibaren 2 yıl süreyle uzatılması için yapmış olduğu başvurusunun, Genel Cerrahi Anabilim Dalı Akademik Kurulu’nda … tarih ve … sayılı toplantıda görüşüldüğü, toplantı sonrası davacının görev süresinin uzatılmaması yönünde oyçokluğuyla karar alınması üzerine davacı tarafından alınan bu karara karşı yapılan itirazın da … Üniversitesi Tıp Fakültesi Yönetim Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine, davacının görev süresinin uzatılmayarak 10.07.2017 tarihi itibariyle kadrosu ile ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin iptali ve işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının ödenmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki haliyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Yardımcı Doçentliğe Atama” başlıklı 23. maddesinde; “a. Bir üniversite biriminde açık bulunan yardımcı doçentlik, isteklilerin başvurması için rektörlükçe ilan edilir. Fakültelerde ve fakültelere bağlı kuruluşlarda dekan, rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokullarda müdürler; biri o birimin yöneticisi, biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür kendi yönetim kurullarının görüşünü de aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama, rektör tarafından yapılır. Yardımcı doçentler bir üniversitede her seferinde ikişer veya üçer yıllık süreler için en çok 12 yıla kadar atanabilirler. “ hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdareye ataması uygun görülen ve görülmeyen akademik personelin belirlenmesi ve süresi dolan personelin görev sürelerinin uzatılıp uzatılmaması hususlarında takdir yetkisi tanındığı kuşkusuzdur.
Anayasa ve İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan, idarenin takdir yetkisini kaldıracak şekilde yargı kararı verilemeyeceği kuralı, takdir yetkisine dayanılarak yapılan işlemlerin yargı denetimi dışında kalacağı anlamına gelmemektedir. Bu sebeple, idarenin takdir yetkisinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığı, idari yargı mercilerince denetlenmektedir.
İdarelere takdir yetkisi tanınan hallerde idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı, diğer bir ifadeyle idari işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin sebep ve maksat bakımından yargı denetimine bağlı bulunduğu hususu açık
ise de, idarenin bu takdir yetkisinin denetiminde; görevin niteliği, hizmet alanı, gizliliği, özel durumu gibi şartların kamu yararı da gözetilerek değerlendirileceği tartışmasızdır.
Üniversitelerde sözleşmeli olarak çalışan akademik personelin, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemlerin gerekçelerinin davalı idarece açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Sözleşme uzatım taleplerinin değerlendirilmesi aşamasında, akademik personelin görev yaptığı dönemlerde göstermiş olduğu akademik başarısı ve mesleki yeterliliğinin yanında, daha önceden almış olduğu disiplin cezaları da göz önüne alınarak bir karar verilmesi kuşkusuzdur.
Dava dosyasında yer alan bilgi belgeler ile davalı idarece verilen savunma dilekçelerinin incelenmesinden, davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin gerekçe olarak, “davacının akademik işbirliği içerisinde çalışma prensiplerine riayet etmediği, öğretim üyesi olarak sorumlu olduğu araştırma görevlisi ve asistanların tez çalışmalarında yardımcı olmadığı, bu kişilere karşı mobing uyguladığı, bazı araştırma görevlilerini hiçbir şekilde ameliyatlarına sokmadığı hususunun araştırma görevlilerinin yakınmaları ile mevcut olduğu, araştırma görevlilerinin uzman olmasından sonra bile akademik unsurlar dışında aşırı davranışlarına devam ettiğine dair Dr. E.P’nin vermiş olduğu dilekçeden anlaşıldığı, görevli hekim olarak hastalarına mesleki özen ve dikkat göstermeyerek hastalarına zarar verdiği, idare tarafından hukuka uygun olarak yapılan görevlendirme ve işlemle ilgili olarak sürekli şikayet ve devlet memurlarını meşgul ederek kurumun çalışma sistemine zarar vermesi” gösterilmiştir.
Dosyada yer alan ve davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerin bir bütün olarak incelenmesinden, davacının bölümde uyumsuz tavırlar sergilemesi, sorumlu olduğu öğrencilere, araştırma görevlilerine ve öğretim üyelerine karşı akademik görevlerini gereken dikkat ve özen içerisinde yerine getirmediği iddialarıyla ilgili olarak herhangi bir disiplin soruşturması açılmadığı, dosyada sadece davacı hakkında o dönemde uzmanlık eğitimi gören Dr….’nin tez danışmanı olan davacının kendisine mobing uyguladığı ve bu sebeple tez danışmanın değiştirilmesine ilişkin dilekçe verdiği, davacı hakkında sorumlu olduğu diğer öğrenciler, araştırma görevlisi veya asistanlar tarafından şikayet dilekçesi verilmediği, davalı idarece de bu konunun araştırılması için resen herhangi bir soruşturma başlatılmadığı, sadece Dr. …’nin tez danışmanını değiştirmekle yetinildiği, aynı şekilde davacının bölümde yapılan toplantılara katılmamasına ilişkin de herhangi bir soruşturma başlatılmayarak bu hususların açıklığa kavuşturulmadığı görülmektedir.
Üniversitelerde sözleşme kapsamında görev yapan öğretim üyelerinin, görevleri esnasında disipline aykırı fiillerinin bulunması durumunda, bu fiiller ile ilgili disiplin soruşturması başlatılıp konu ile ilgili savunma alınarak disiplin cezasının verilmesi gerektiği tartışmasızdır. Sözleşme uzatılırken de bu hususlar göz önüne alınarak somut bir şekilde disipline aykırı fiilleri ortaya konulan öğretim elemanının sözleşmesinin uzatılıp uzatılmamasına davalı üniversitelerce karar verilecektir. Aksi takdirde disiplin soruşturması açılmayıp iddiaların somut bir şekilde araştırılmaması durumunda, sözleşme uzatım gerekçesinin de somut bir şekilde ortaya konulamayacağı sonucunu doğuracaktır.
Davalı idarece davacının sözleşmesinin uzatılmamasına ilişkin ileri sürülen gerekçelerin değerlendirilmesinden, sorumlu olduğu öğrenci, araştırma görevlisi veya asistanlar tarafından yakınmaların olduğu belirtilmesine rağmen bu yönde sadece o dönem asistan öğrenci olan Dr… tarafından şikayet dilekçesi verildiği, verilen dilekçe sonrasında herhangi bir soruşturma açılmaması sebebiyle bu hususun somut olarak yeterince ortaya konulamadığı, davacının ekip çalışmasına aykırı hareket ettiği ve toplantılara katılmadığı gerekçesi yönünden de, davalı idarece herhangi bir soruşturma başlatılmadığı, davalı idarece gönderilen yoklama listelerinden de davacının iddia ettiği mazeretlerinin tespit edilemediği, davacı hakkında sorumlu başka bir doktorun hastasına yapmış olduğu tıbbi müdahale sebebiyle açılan soruşturma sonucunda da davacıya daha önce herhangi bir cezası bulunmadığı gerekçesiyle herhangi bir disiplin cezası verilmediği görülmektedir.
Bu durumda; davalı idarece davacının sözleşmesinin uzatılmamasına gerekçe olarak gösterilen hususların somut olarak ortaya konulmadığı sonucuna varıldığından, sözleşmesinin uzatılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki karara yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte taraftan, yargı mercilerinde, akademik personelin sözleşmelerinin yenilenmemesine ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda; dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık tespit edilmesi halinde verilen iptal kararlarının hukuksal sonucu olarak tesis edilen işlemler ortadan kalkmakla birlikte; idare ile ilgili arasındaki sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle ortada bir sözleşme ilişkisi bulunmamakta olup, verilen iptal kararları üzerine davalı idarece, sözleşmenin yenilenmesi veya yenilenmemesi yönünde yeni bir karar alınması gerekmektedir.
Dava konusu olayda da, dava konusu işlemin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi, davacının görev süresinin doğrudan uzayacağı anlamına gelmemekte olup, davalı idarece yapılacak yeniden değerlendirme sonrasında başka sebeplerinde değerlendirilmesi neticesinde sözleşmenin uzatılıp uzatılmaması konusunda yeni bir karar verileceğinden, davacı hakkında kesin ve net olarak belirli olmayan parasal hak kayıplarına ilişkin olarak sözleşmenin yenilendiği varsayımı ile doğrudan bir kabul kararı verilmesi mümkün olmadığından, yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte tazmini istemi yönünden, bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)-Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bu nedenle, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.