Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/1817 E. , 2022/5227 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1817
Karar No : 2022/5227
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı, kadro iptaline ilişkin Bakanlar Kurulunun 05/05/2014 günlü, 2014/6303 sayılı kararının Danıştay Onikinci Dairesi tarafından yürütmesinin durdurulduğundan bahisle Mayıs 2014 tarihi itibarıyla 3. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine terfi ettirilmesi istemiyle yaptığı 21/08/2015 günlü başvurunun reddine ilişkin … günlü, … sayılı işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; kadroların değiştirilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının Danıştay tarafından hukuka aykırılığı tespit edilerek yürütmesinin durdurulmuş olması ve ayrıca 2014 yılı Yüksek Değerlendirme Kurulu kararı ile 371 adet 2. sınıf emniyet müdürünün 1. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmesi sonucu 371 adet 2. sınıf emniyet müdürü kadrosu ve zincirleme olarak da daha alt rütbelerde boş kadro oluşacak olması karşısında, davacının Mayıs 2014 tarihi itibarıyla 3. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine terfi ettirilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurusunun reddine ilişkin … günlü, … sayılı işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, bu kararın, davacının 3. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirileceği yolunda bir sonuç doğurmayacağı, davalı İdarece Yüksek Değerlendirme Kurulu tekrar toplanarak personelin liyakat yönünden terfiye layık olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılması sonucunda verilecek karara göre davacı hakkında yeniden bir işlem tesis edileceği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kamu yararı ve Emniyet Teşkilatının nitelikli amir ihtiyacı göz önünde bulundurularak liyakatli personelin belirlendiği, kadro durumu da dikkate alınarak liyakatli personel arasından en liyakatli olanların bir üst rütbeye terfi ettirilmesinin amaçlandığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının, gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının “Ortak Hükümler” kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada; dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
… İl Emniyet Müdürlüğünde 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı, 21/08/2015 günlü başvurusuyla Emniyet Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra birimlerine ait bazı kadroların iptal edilmesine ilişkin 2014/6303 sayılı Bakanlar Kurulu kararının, Danıştay Onikinci Dairesinin 17/12/2014 günlü, E:2014/6587 sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğinden bahisle Mayıs 2014 tarihi itibarıyla bir üst rütbeye terfi ettirilmesi istemiyle davalı idareye başvurmuş, … günlü, … sayılı davalı idare işlemi ile başvurusunun reddi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu vurgulanmış ve 138. maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.” hükmü ile de Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “Hukuk Devleti” ilkesine uygun bir düzenleme getirilmiştir
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “Hukuk Devleti” ilkesinin doğal sonucu olarak idarenin mahkeme kararlarını “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü, idareye, kararın tebliğ tarihinden başlayıp otuz günün dolmasına kadar geçen sürede kararı uygulamama yetkisi tanıyan bir hüküm değildir. Aksine söz konusu düzenlemede kararların derhal uygulanması ilkesi benimsenmiş olup, her durumda bu sürenin otuz günü aşamayacağı, kararların uygulanması için idarelerin gereksinim duydukları sürenin nihayet otuz günle sınırlı bulunduğu hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan Anayasa’nın 11. maddesinde de Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu belirtilerek Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü vurgulanmıştır.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 4638 sayılı Yasa ile değişik 55. maddesinde; terfilerin kıdem ve liyakata göre yapılacağı, her bir rütbe için belirlenen zorunlu bekleme süreleri sonunda bir üst rütbeye terfi edebilmek için bekleme süresi kadar olumlu sicil alınması ve bir üst rütbede boş kadronun olması gerektiği; kıdem sırasının her yıl duyurulacağı; polis amirlerinin bir üst rütbeye terfiinde bu rütbedeki fiili çalışma süresinin esas alınacağı ve kıdem sırasının tesbitinde bulunulan rütbeye terfi tarihinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Yasaya dayanılarak 10/08/2001 günlü, 24489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışmalarına İlişkin Yönetmelik’in 9. maddesinde de, polis amirlerinin rütbelere terfilerinin aynı Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen şartları taşımak kaydıyla kıdem ve liyakata göre yapılacağı; 11. maddesinde, polis amirlerinin bir üst rütbeye yükselmesi için, üst rütbede boş kadronun bulunmasının; bulunduğu rütbede 10. maddede gösterilen bekleme süresi kadar fiilen çalışmış olmanın; bekleme süresi içerisinde, zorunlu en az bekleme süresi kadar olumlu sicil almış olmanın gerektiği; 15. maddesinde, kıdemin tespitinde, polis amirlerinin bulundukları rütbeye atandıkları tarih ve rütbe terfiinde değerlendirilen çalışma sürelerinin esas alınacağı; 16. maddesinde, kıdem sırasının tespitinde; bulunulan rütbeye atanma tarihi önce olanın, aynı tarihte terfi edenlerden, bulundukları rütbedeki zorunlu en az bekleme sürelerinde almış oldukları son üç yıl sicil notlarının ortalaması yüksek olanın, sicil notlarının eşitliği halinde bulunduğu rütbede ödül ve takdirnamesi fazla olanın, ödül ve takdirnamelerin sayıca eşitliği halinde ise sicil numarası daha küçük olanın, diğerine göre daha kıdemli sayılacağı; 24. ve 25. maddelerinde ise, Merkez veya Yüksek Değerlendirme Kurullarının, terfi edecek personel hakkında; bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, adli mercilerce verilen kararlar ve bu kararlara dayanak olan fiillerini, bulunduğu rütbede, affa uğramış olsa bile, disiplin kurullarınca verilen disiplin cezalarına veya soruşturma bilgilerine ve bu soruşturmalara dayanak olan fiil ve hareketlerini, performans değerlendirme, ödül ve başarı belgesi bilgilerini, meslek içerisindeki bilgi, beceri ve davranışlarını değerlendirerek edinecekleri kanaate göre oy çokluğu ile karar verecekleri kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda yer verilen Yasa ve Yönetmelik kurallarının birlikte değerlendirilmesinden; bir amirin bir üst rütbeye terfi ettirilip ettirilemeyeceği konusundaki temel iki ölçütün, kıdem ve liyakat olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, bir terfi döneminde terfi etmeyi hak eden amirlerin kıdemlerine göre sıralanmasından sonra, belirlenen sıralamaya göre her birinin liyakat yönünden değerlendirilmesi, liyakat yönünden yeterli görülenlerin terfi ettirilmesi, yeterli görülmeyenlerin ise terfi ettirilmemesi gerekmektedir. Liyakatin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinde ise personelin aldığı sicil, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi, beceri ve davranışlar ile geçmişte alınmış cezalar, geçirilen ve devam eden soruşturmaların niteliği bir bütün olarak dikkate alınmalıdır.
Öte yandan; düzenleyici işlemler, aynı hukuki statüde bulunan tüm bireyler için sonuç doğurduğundan, bu işlemlerin iptali veya yürütmesinin durdurulması durumunda, hüküm sadece davanın tarafları açısından değil, düzenlemeden etkilenen herkes açısından sonuç doğuracaktır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının terfi ettirilmemesine gerekçe olarak gösterilen ve 10/05/2014 günlü, 28996 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/6303 sayılı bazı kadroların iptal edilmesine yönelik Bakanlar Kurulu Kararının, Danıştay Onikinci Dairesince yürütmesinin durdurulduğu, bilahare Danıştay Onaltıncı Dairesince de iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Düzenleyici işlemin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin kararın, anılan davanın tarafı olmasa dahi davacı ve onunla aynı konumda bulunan tüm personel için etki ve sonuç doğurduğu ve aynı durumda olan tüm personelin menfaatini ilgilendirdiği dikkate alındığında, davacının 2014 yılı itibarıyla bir üst rütbeye terfi ettirilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yönündeki idare mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; Dairemizce yukarıda belirtilen gerekçeyle dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunun saptanmış olmasının, davacının, doğrudan 3. sınıf emniyet müdürü rütbesine terfi ettirilmesi sonucunu doğurmayacağı; davalı idarece ilgili hakkında aynı durumda bulunan rütbeli personel arasında kıdem ve liyakat durumuna göre “yeniden” değerlendirme yapılarak terfi ettirilip ettirilmeyeceğine dair yeni bir işlem tesis edilmesi gerektiği de açıktır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren (15) onbeş gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.