Danıştay Kararı 10. Daire 2020/899 E. 2022/4627 K. 20.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2020/899 E.  ,  2022/4627 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/899
Karar No : 2022/4627

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendilerine asaleten …’ye velayeten …, …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılardan …’nin 07/05/2015 tarihinde Buca Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde yaptığı doğum sırasında küçük …’nin omuz bölgesindeki sinirlerde hasar oluşması ve kalıcı beden gücü kaybına uğramasında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığın ileri sürülen zarara karşılık … için 15.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi ile anne … ve baba … için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 265.000,00 TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıların doğumun gerçekleştiği 05/07/2015 tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekirken, bu süre geçtikten çok sonra, 13/10/2017 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine 29/12/2017 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, doğum tarihinde zararı öğrendiklerini gösterir kendileri tarafından imzalanmış bir belge ya da delil olmadığı, sürelerin sadece zararın öğrenilmesi ile değil zararın idari bir işlem ya da eyleme dayandığının, sağlık hizmetinin usulüne göre işletilmediğinin tam olarak ortaya çıkması ile başladığını, bu nedenle zararın idari eylemden doğduğunun öğrenildiği tarihin 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesi kapsamında … Noterliğinin … yevmiye numaralı başvuru yazısının düzenlendiği 11/10/2017 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği iddialarıyla temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan … 05/07/2015 tarihinde gün aşımı ve sancı şikayetleri nedeniyle Buca Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine başvurmuş, yapılan muayenesinin ardından doğumhaneye yatışı yapılmış, davacı küçük …’yi 05/07/2015 tarihinde doğurmuştur.
Doğum sonrası bebeğin sol kolunda zayıflık tespit edilmesi üzerine yenidoğan doktoru doğumhaneye çağrılmış, yeni doğan doktoru tarafından yapılan değerlendirmede bebeğin “solda yakalama refleksi+moro refleksi inkomplet (tam olmayan, düşük)” olduğu tespit edilerek davacılar konu hakkında bilgilendirilmiştir.
…’nin 13/08/2015 tarihinde Şifa Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan EMG tetkikinde, “bulguların solda brekial pleksusun üst ve orta turunkusunun ağır, alt trunkusunun hafif parsiyel aksonal lezyonuna işaret ettiği” belirilmiştir.
Özel … Hastanesinin 26/08/2015 tarihli durum bildiren raporunda, “doğum yaralanmasına bağlı erb paralizisi” tanısına yer verilmiş; Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Çocuk Nöroloji Ünitesinin 26/04/2016 tarihli raporunda ise, “sol üst ekstremiteye yönelik incelemede, median sinir duysal amplitudu ve iletim hızı düşük” olarak belirtilmiştir.
Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 30/03/2017 tarihli, 2 yıl geçerliliği olduğu belirtilen engelli sağlık kurulu raporunda, “sol brekial plexopati, brekial palsy sol omuz abd-flek 90 dereceye dek kaldırabiliyor. EMG:üst ve orta trukusun ağır tutulumu mevcut” tespitlerine yer verilerek, davacı …’nin özür oranının% 50 olduğu belirtilmiştir.
Bunun akabinde, davacılar tarafından doğum sırasında küçük …’nin omuz bölgesindeki sinirlerde hasar oluşması ve kalıcı beden gücü kaybına uğramasında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle 13/10/2017 tarihinde idare kayıtlarına giren dilekçe ile başvuru yapılmış, başvurunun zımnen reddi üzerine de 29/12/2017 tarihinde işbu dava açılmıştır.
İdare Mahkemesince, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacıların istinaf başvurusu reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması” başlıklı 13. maddesinde -ön karar başvurusu yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle- “İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Maddede yer alan, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve maddi olay ile yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur.
Bu itibarla; ancak zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve kesin sağlık raporları sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
İdari eylemlerin neden olduğu bedensel zararların, tedavi sürecinin tamamlanıp kesin sağlık raporunun alındığı tarihte öğrenilmiş sayılması, Kanun’da öngörülen sürenin kesin raporun ilgiliye verildiği tarihte işlemeye başlatılması gerektiği Danıştay’ın yerleşik içtihatlarındandır. Esasen, idari eylemin tamamlandığı ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtildiği üzere, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla, bedensel zararlara ilişkin tam yargı uyuşmazlıkları bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde belirtilen sürelerin zararın kesin ve net olarak ortaya konulduğu kesin sağlık kurulu raporunun alındığı tarihte başlaması gerektiği kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu durumda, …’nin vücudunda meydana gelen zararın tespitine yönelik Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 30/03/2017 tarihli raporunun geçerlilik süresinin 2 yıl olduğu, sürekli nitelikte olmadığı, tedavinin sürdüğü, zararın tam olarak ortaya çıkmadığı gözetildiğinde, zararın doğumdan hemen sonraki muayenede bebeğin sol omuz bölgesindeki araz hakkındaki bilgilendirme ile öğrenildiğinin kabulüne hukuki imkan bulunmamaktadır.
Bu itibarla, anılan rapor tarihinden itibaren 1 yıl içinde, 13/10/2017 tarihinde idareye başvuru yapılarak açılan dava süresinde olup, davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki … İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.