Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5504 E. , 2022/4619 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5504
Karar No : 2022/4619
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
(Mülga … Kurumu)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılardan …’in Bulanık Devlet Hastanesinde 02/05/2013 tarihinde yapmış olduğu normal doğum sonucunda davacıların müşterek bebeklerinin vefat etmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın karşılığı olarak 30.000,00 TL maddi ( miktar artırımı sonrası 107.538,97 TL) ve 35.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile Adli Tıp Kurumu … İhtisas Kurulunca düzenlenen raporun değerlendirilmesi neticesinde, hizmetin kusurlu işletilmesi nedeniyle ortaya çıkan zararın tamamının idarece tazmini gerektiği sonucuna varıldığı, davacıların her birinin destekten yoksun kalma tazminat tutarının hesaplanması amacıyla hazırlanıp dosyaya sunulan bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma tazminatının bebeğin annesi … için, 63.136,62 TL; babası … için, 44.402,36 TL olarak hesaplandığı, öte yandan olaydaki hizmet kusurunun ağırlığı da dikkate alınarak manevi tazminat miktarının, anne … için; 20.000,00 TL, baba … için ise 15.000,00 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle davacıların toplam 107.538,97 TL maddi tazminat talebinin (davacı … için; 63.136,62 TL, davacı … için; 44.402,36 TL) ve 35.000,00 TL manevi tazminat talebinin (davacı … için; 20.000 TL, davacı … için; 15.000 TL) kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun dava ehliyetinin sona erdiği bu sebeple davanın Sağlık Bakanlığı tarafından takip edileceği, olay tarihinden 1 yıl geçtikten sonra dava açıldığı, davanın süresinde olmadığı, kararda adli tıp kurumu raporuna yer verildiği ancak bu kararın idarelerine tebliğ edilmediği, raporda belirtilen hususlara itiraz edebilme imkanı verilmediği, adli tıp raporunda steril çarşaf bulundurulmaması bir kusur olarak belirtilse bile bu kusur ile ölüm hadisesi arasında illiyet bağının bulunmadığı, illiyet bağının varlığının tıbbi ve kesin delillerle ortaya konulmadan tazmin şartlarının gerçekleştiğinden ve idarenin tazmin yükümlülüğünden bahsedilemeyeceği, davacıya uygulanan tedavide herhangi bir kusur bulunmadığı iddialarıyla temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığı cihetle 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatını haiz bulunduğundan bakılan davada hasım mevkiine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’nun, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığı’nın hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle ele alınıp, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenerek dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacılardan … doğum sancıları nedeniyle 02/05/2013 tarihinde Bulanık Devlet Hastanesi’ne başvurmuş, gerekli kontroller yapılarak doğum süreci takip edilmiş, doğumun yaklaşması üzerine doğum masasına alınmıştır.
Saat 23.30 sıralarında hemşireler tarafından NST (Non Stress Test-fetusun iyilik halini gösteren test) yapılmış, bebeğin sıkıntıda olduğu tespit edilmesi üzerine doktora haber verilmiştir.
Doktor tarafından yapılan değerlendirmede, bebeğin rahim içinde sıkıntıda olduğu ve ameliyat gerektiğinin anlaşıldığı, ancak steril sezaryen seti (instrument ve çarşaflar) mevcut olmadığından davacının başka bir sağlık kuruluşuna sevkinin düşünüldüğü, fakat en yakın sağlık kuruluşu olan Malazgirt Devlet Hastanesinin 25-30 dakika mesafede olması ve bu yerde de anestezi uzmanı olmadığından sevkten vazgeçildiği, operatif vajinal doğum imkanı (forseps veya vakum) imkanı olmadığından normal doğumun denendiği belirtilmiş, netice itibariyle 03/05/2013 tarihi saat 00.30 sıralarında apgar skoru (bebeğin doğumdan sonraki iyilik durumunu gösteren, 10 üzerinden değerlendirilen skor) 3 olan erkek bebek dünyaya getirilmiştir.
Bebek çocuk uzmanına teslim edilmiş, 5. dakika apgar skoru 1 olan bebek, çocuk uzmanınca yapılan müdahalelere rağmen cevap alınamayarak vefat etmiştir.
Bunun üzerine davacılar tarafından 09/09/2014 tarihinde yaşanan olayda hizmet kusuru bulunduğu belirtilerek davalı idareye maddi ve manevi tazminat talepli başvuru yapılmış, başvurunun cevap verilmeyerek reddi üzerine de bakılan dava açılmıştır.
Ceza soruşturması sürecinde Bulanık Cumhuriyet Başsavcılığınca bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca düzenlenen … tarih ve … karar numaralı raporda, “bebeğin rahim içinde sıkıntıda olduğunun tespit edildiği, ameliyat kararının uygun olduğu ancak steril çarşaf bulunmadığından ameliyatın yapılamadığının anlaşıldığı, zorunlu olarak kristaller manevrası ile normal doğumun denendiği, hastanede steril çarşafın bulunmamasının nedenlerinin araştırılarak sorumlu ve kusurlu kişilerin adli tahkikatla aydınlatılabileceği” görüşüne yer verilmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatın hesaplanması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, dosyaya sunulan 30/05/2016 tarihli hesap raporunda; …’in destekten yoksun kaldığı tutar 63.136,62 TL, …’in ise 44.402,36 TL olarak tespit edilmiş, davacılar talep ettikleri miktarı bilirkişi raporu doğrultusunda artırmıştır.
Mahkeme tarafından anılan, bilirkişi raporları hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, davalı idarenin istinaf başvurusu reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; ancak, davanın ihbarının Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından resen yapılacağı kurala bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinin 1. fıkrasında, davanın taraflarının, müdahillerin ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu; 61. maddesinin 1. fıkrasında, taraflardan birinin, davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceği; 66. maddesinde ise, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği hükümleri yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; “Bilirkişi raporunun verilmesi” başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bakılan davada, davacılar tarafından, müşterek bebeklerinin doğumda vefat etmesi nedeniyle davalı idare aleyhine açılan tam yargı davasında yapılacak yargılama sonucunda idarenin tazmin yükümlülüğünün olduğuna hükmedilmesi halinde davalı idarenin dava konusu olaya ilişkin olarak sorumluluğu olan kişi veya kişilere rücu edebileceği dikkate alındığında, bu kişilerin menfaatlerinin bakılan davanın sonucundan etkileneceği açıktır.
Bu itibarla; yukarıda belirtilen Kanun hükümlerinde öngörülen davanın ihbarı için geçerli koşulların oluştuğu anlaşılmakta olup, esas hakkında karar verilmeden önce dava konusu olayda idare ile arasında rücu ilişkisi doğabilecek kişi veya kişilerin tespit edilerek davanın resen bu kişilere ihbar edilmesi gerekmektedir.
Öte yandan dosya kapsamında, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu raporunun taraflara tebliğ edilmediği görülmüş olup hukuki dinlenilme hakkı uyarınca dosya taraflarına raporun tebliğ edilerek rapora karşı itiraz ve beyanda bulunma hakkının verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, belirtilen hususlar gözetilmeksizin yapılan yargılama sonucunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kabulüne ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.