Danıştay Kararı 8. Daire 2020/108 E. 2022/5788 K. 20.10.2022 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/108 E.  ,  2022/5788 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No : 2020/108
Karar No : 2022/5788

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av…

KARŞI TARAF (DAVACI) …
VEKİLİ : Av…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … İli, … İlçesi, … Köyü’nde geçici köy korucusu olarak görev yapan davacı tarafından, Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği’nin 17’inci maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; … İli, … İlçesi ve … Köyü’nde … tarihinden itibaren icra edilecek olan operasyonlara katılmak üzere geçici köy korucularının görevlendirildiği, davacının da 16/02/2016 tarihinde icra edilecek olan operasyona katılmak üzere görevlendirildiğine dair tebliğ tebellüğ evrakı düzenlendiği, 05/03/2016 tarihinde düzenlenen tutanakta, 05/03/2016 günü yazılan göreve gelmediği tespit edilen davacının telefonla arandığı ancak kendisine ulaşılamadığının belirtildiği, yine 06/03/2016 tarihinde tanzim edilen tutanakta ise; davacının ifadesinin alınması için İdil İlçe Jandarma Komutanlığı’na çağrılmak üzere telefonla aranmasına rağmen kendisine ulaşılmadığının tespit edilmesi üzerine, 05/03/2016 tarihinde göreve çağrıldığı halde yapılan tüm ikazlara rağmen göreve gelmediğinden bahisle görevine son verildiği görülmekte ise de; 05/03/2016 tarihinde görevli olduğu ve göreve katılması gerektiği hususunun davacıya tebliğ edildiğine ya da anılan tarihte davacıya ulaşılmak suretiyle sözlü olarak göreve çağrıldığına dair herhangi bir bilgi, belge veya tutanağın dava dosyası içerisinde yer almadığı, 16/02/2016 tarihinde düzenlenen tebliğ tebellüğ evrakında ise davacının yine aynı tarih için (16/02/2016) görevlendirildiğinin belirtildiği, bahse konu tebliğ tebellüğ evrakında davacının 05/03/2016 tarihinde icra edilecek operasyonda görevlendirildiğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediği, öte yandan, anılan tebliğ tebellüğ evrakında Destek Tim Komutanı’nın, İç Güvenlik Unsur Komutanı’nın ve Jandarma Kıdemli Başçavuşu’nun imzası bulunmasına karşın, aynı evrakta davacının imzasının da bulunmadığı ya da imzadan imtina etmiş ise imzadan imtina edildiğinin tutanağa geçirilmediği, bunun yanında, bir örneği dava dosyasında bulunan 16/02/2016 tarihli … Devlet Hastanesi Baştabipliği Doğum Raporu’nda, davacının eşi …’ın 16/02/2016 tarihinde doğum yaptığı dolayısıyla kanunen mazeretli olduğu, bu durumda, … İli, … İlçesi, … Köyü’nde geçici köy korucusu olarak görev yapan davacının; 05/03/2016 tarihinde icra edilecek olan operasyonla ilgili usulüne uygun olarak yapılmış herhangi bir tebliğin bulunmamasına rağmen (16/02/2016 tarihli tebliğ tebellüğ tutanağında görev emrinin davacının kanunen mazeretli olduğu aynı gün olan 16/02/2016 tarihine ilişkin olduğu anlaşıldığından) çağrıldığı halde göreve gelmemek fiilini işlediğinden bahisle görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan; Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” hükmü uyarınca, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının hesaplanarak tazmini gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, parasal hakların davanın açıldığı 23/01/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği 12 ve Yönergenin 33. maddeleri gereği, korucuların çağrı üzerine en seri vasıta ile görev yerinde hazır bulunması gerektiği, yönetmelikte çağırma şeklinin yazılı olması gerektiğine dair düzenleme bulunmadığı, korucu başlarına yapılan tebliğin tüm korucular bakımından tebliğ niteliği taşıdığı, davacıya savunma vermesi için süre tanındığı, davacının savunma hakkını kullanmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı vekili tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine,
4. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.