Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2017/3127 E. , 2022/3772 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2017/3127
Karar No:2022/3772
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Fonu (Fon)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen 143.955.473,78-TL tutarlı … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 10/07/2001 tarih ve 24458 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan … tarih ve … sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararıyla, … Bank A.Ş.’nin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılarak Fon’a devredildiği, Fon Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile, … tarih ve … sayılı karar çerçevesinde; … Bank A.Ş.’den kaynaklanan Fon alacaklarının tahsili amacıyla ve tahsilde tekerrüre yer vermemek koşulu ile 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsiline karar verilen alacaklarla ilgili olarak bankadan kredi kullanmış olan şirketlerde yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunan kanuni temsilci sıfatını haiz şahıslar hakkında 6183 sayılı Kanunun Mükerrer 35. maddesine göre takip ve tahsil işlemlerine başlanılmasına karar verildiği, dava konusu işlem öncesinde aynı uyuşmazlıktan doğan borç hakkında davalı idarece ilk olarak 3.082.428,194-TL tutarlı, … tarih ve … sayılı ödeme emri ile dayanağı … tarih ve … sayılı ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, anılan ödeme emrinin iptali istemiyle … İdare Mahkemesi’nde açılan davada … tarih, E:…, K:… sayılı kararla söz konusu işlemin iptaline karar verildiği, davalı idare tarafından anılan iptal kararında belirtilen hususlar doğrultusunda gerekli işlemler yapılarak dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, davacı tarafından lehine verilmiş kararlar bulunduğundan bahisle davaya konu ödeme emrinin haksız ve hukuka aykırı olduğu iddia edilmişse de, … İdare Mahkemesi tarafından, davalı idareden kullanılan krediler hususunda, davacının yönetim kurulu üyesi olmakla kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu olduğunun sabit olduğu yönünde verilen kesinleşmiş kararı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemin … İdare Mahkemesi’nce verilen kararlar dikkate alınmak suretiyle gecikme zammı ve temerrüt faizi hususunda bu defa Yönergedeki hükümler yerine Yasal düzenlemeler dikkate alınmak suretiyle yeniden yapılan hesaplamalar neticesinde tesis edildiği anlaşıldığından dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında kesinleşen yargı kararlarının gerektiği şekilde uygulanmadığı, kanuni temsilci olarak görev yaptığı dönemden sonra şirketin muaccel hâle gelen alacaklarından sorumlu tutulamayacağı, takibe konu alacak miktarına dahil edilen kredi sözleşmelerinde imzasının bulunmadığı, dava konusu işlemde borç tutarının nasıl hesaplandığına ilişkin somut bilgilerin yer almadığı, görev yaptığı süre içerisinde şirketin mali yapısını bozan veya taahhütlerini yerine getirmesine engel olan herhangi bir işlem yapmadığı, … Bank AŞ’nin hakim ortağı olmaması nedeniyle hakkında 4389 sayılı Kanunun 15. maddesinin 3. fıkrasının uygulanmaması gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin ikinci derece sorumluluk sahibi olmaları nedeniyle şirket hakkında gerekli takip işlemleri yürütülmeden sorumluluğuna gidilemeyeceği, kanuni temsilci olarak görev yaptığı şirket hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda gerekli takip işlemlerinin yürütülmediği, Fon alacağının zaman aşımına uğradığı, sorumlu tutulduğu kredilerin bir kısmının kefaletten kaynaklanması nedeniyle hesaplamanın kefil olunan tutarı geçip geçmediğinin değerlendirilerek belirlenmesi gerekirken dava konusu işlemde bu konuda herhangi bir somut bilgiye yer verilmediği, asıl borçlu şirket ile Fon arasında imzalanan protokol gereğince takip işleminin protokole aykırı olduğu ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip yapılmasının Anayasaya aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin daha önce verilen yargı kararlarında belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda tesis edildiği, davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediği ve tahsil imkânının bulunmadığı, şirket ile imzalanan protokolde belirlenen borç tutarı ödenmediğinden söz konusu protokolün yürürlüğe girmediği, borç tutarının davacının kanuni temsilci olarak görev yaptığı süreler dikkate alınarak ayrıştırıldığı, faiz tutarının mevzuata ve yargı içtihatlarına uygun olarak hesaplandığı, 5411 sayılı Kanunun 141. ve Geçici 16. maddeleri gereğince alacak zaman aşımının yirmi yıl olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 20/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.