Danıştay Kararı 9. Daire 2020/916 E. 2022/4957 K. 20.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/916 E.  ,  2022/4957 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/916
Karar No : 2022/4957

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Müdürlüğü-…

KARŞI TARAF (DAVACI) : …Teknik Cam Endüstri ve Tic A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirketin 2015 yılı işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen vergi inceleme raporuyla, ilgili dönemde ticaret odalarınca belirlenen fire oranlarının üzerinde gerçekleşen firelerini kanuni zorunluluk olan takdir komisyonu kararı olmadan dönem maliyetine kaydederek bilanço karını eksik hesapladığı ve amortisman tutarını olması gerekenden fazla hesapladığının tespit edildiği gerekçeleriyle, fazla hesaplandığı belirtilen mamüller maliyeti ile fazla ayrıldığı belirtilen amortismandan oluşan “Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler” toplamının 2.368.933,38-TL (2.367.278,38-TL+1.655,00-TL) olarak hesaplanmak suretiyle “Gelecek Yıla Devreden Cari Yıl Zararı”nın 2.486.555,78-TL’den 129.083,31-TL’ye azaltılmasına ilişkin işlem ile “Kurum zararı ve katma değer vergisi” konulu beyannamelerde davacı kurum tarafından düzeltme yapılması istemine ilişkin …tarih ve …sayılı yazının iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; davanın davacı kurumun 2015 yılında ticaret odalarınca belirlenen fire oranlarının üzerinde gerçekleşen firelerin kanuni zorunluluk olan takdir komisyonu kararı olmadan dönem maliyetine kaydederek vergi matrahının hesaplanmasına doğrudan etki eden bilanço karını eksik hesaplandığı ve belirlenen matrah farkının 2015 yılı dönemi kurumlar vergisi beyannamesine “Kanunen Kabul Edilmeyen Gider” olarak eklenmesi gerektiği gerekçesiyle kurumlar vergisi beyannamesinin yeniden düzenlenmesi kısmı incelendiğinde; davacı kurumun üretiminde kullandığı, 4 mm, 5 mm ve 6 mm camlara uygun olan Kayseri Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Odası tarafından yayınlanan fire oranlarının, 8 mm camlar için ise Ankara Ticaret Odası tarafından yayınlanan fire oranlarının ortalaması dikkate alınmak suretiyle yapılan randıman çalışması neticesinde üretime sevk edilen cam hammaddesinin 155.369,83 m² olarak hesaplandığı, kayıtlı üretimde kullanılan fire dahil toplam brüt cam miktarının ise 107.930,42 m² olarak hesaplandığı, ikisi arasında 47.439,41 m² fark bulunduğu, ortaya çıkan bu 47.439,41 m² camın üretime sevk edilmesine rağmen dönem içi üretim faaliyeti sonucunda kayıtlı üretilen mamüller arasında olmadığının görüldüğü, davacı kurumun ticaret odalarınca belirlenen fire oranlarının üzerinde firelerin gerçekleştiğini beyan etmesine karşılık zayi olan (anormal fire) camlar için imalat defteri tutulmadığı için camların hangi proses aşamasında zayi olduğunun (yarı mamül aşamasında mı yoksa mamül aşamasında mı) bilinemediği, bu hususta mükellefin yasal zorunluluk olan takdir komisyonuna başvurmayarak belgelendirme zorunluluğunu yerine getirmediği ve takdir komisyonunca belgelendirilmiş bir vesikanın da bulunmadığı anlaşıldığından, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca ispat külfeti kendisinde olan davacının iddialarını somut delillerle ortaya koyamadığı, tüm bu açıklamalar uyarınca, imalat sürecinde veya o malın tüketiciye arzına kadar geçen süre içinde kendi doğal akışı içinde fiziksel kayıp söz konusu olmadığından bahse konu emtialarda ticaret odalarınca belirlenen firenin üzerindeki kayıplar 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 278. maddesi uyarınca; bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar mahiyetinde değeri düşen mal olduğu, kıymeti düşen malların emsal bedelinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 267. maddesi çerçevesinde saptanması gerektiği, vergi inceleme elemanının matrah tespit yöntemi ve hesaplamalarının hukuka uygun olduğu, bu durumda bu malların takdir komisyonu veya yetkili idarelerce oluşturulan komisyon nezdinde tutanağa bağlanarak imha edilmeksizin ve bu yola başvurulmak suretiyle emsal bedeli ile değerlenmeden “Satılan Mamüller Maliyeti” hesabına yansıtmak suretiyle doğrudan sonuç hesaplarına gider olarak aktarılan 2.367.278,38-TL tutarındaki matrah farkının 2015 hesap dönemi kurumlar vergisi beyannamesine “Kanunen Kabul Edilmeyen Gider” olarak eklenmesi ve tüm bu tespitler uyarınca gelecek yıla devreden cari yıl zararının azaltılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacının davacı kurumun 2015 yılında fazladan hesapladığı 1.655,00-TL tutarındaki amortismanı “730-Genel Üretim Giderleri” hesabına yansıtarak vergi matrahının hesaplanmasına doğrudan etki eden bilanço karını eksik hesapladığı ve belirlenen matrah farkının 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesine “Kanunen Kabul Edilmeyen Gider” olarak eklenmesi gerektiğinden bahisle 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin yeniden düzenlenmesine ilişkin kısmı yönünden; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 315. maddesinin verdiği yetki uyarınca Maliye Bakanlığınca çıkarılan 389 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ne göre sabit ve gezer vinçler ile tavan vinçlerinin faydalı ömrünün 10 yıl olduğu ve normal amortisman oranının %10,00 olarak düzenlendiği, davacı kurumun ise bu süreyi 5 yıl olarak dikkate almak suretiyle 1.655,00-TL tutarında fazladan amortisman ayırdığı, davacı kurum temsilcisi tarafından bunun sehven yapılmış olan bir hatadan kaynaklandığını belirttiğinden anılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından bu kısım yönünden davanın reddine, davanın, “Kurum zararı ve Katma Değer Vergisi” konulu beyannamelerde davacı kurum tarafından düzeltme yapılması istemine ilişkin …tarih ve …sayılı davalı idare yazısına ilişkin işlem yönünden yapılan incelemede ise; davacı tarafından, davacının dönem zararının ve devreden katma değer vergisi tutarının azaltılmasına yönelik olarak düzenlenen raporların ve yapılan işlemlerin safahatinin bildirildiği 26/04/2018 tarih ve 2372 sayılı davalı idare yazısına karşı açılan davada, daha önce Mahkemelerinin …tarih ve E:…; K:…sayılı kararı ile davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği ve her iki davada elde edilmek istenen hukukî yararın aynı olduğunun anlaşılması karşısında, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bu davanın, derdestlik nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle bu kısmının incelenmeksizin reddine karar vermiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Mahkeme kararının “Kurum zararı ve Katma Değer Vergisi” konulu beyannamelerde davacı kurum tarafından düzeltme yapılması istemine ilişkin …tarih ve …sayılı işlem yönünden davanın incelenmeksizin reddine kısmı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmadığından kesinleştiği, davacı kurumun 2015 yılında fazladan hesapladığı 1.655,00-TL tutarındaki amortismanı “730-Genel Üretim Giderleri” hesabına yansıtarak vergi matrahının hesaplanmasına doğrudan etki eden bilanço karını eksik hesapladığı ve belirlenen matrah farkının 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesine “Kanunen Kabul Edilmeyen Gider” olarak eklenmesi gerektiğinden bahisle 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin yeniden düzenlenmesi ilişkin olarak davanın reddi yönündeki Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun olduğundan bu kısım yönünden davacının istinaf başvurusunun reddine, davacı kurumun 2015 yılında ticaret odalarınca belirlenen fire oranlarının üzerinde gerçekleşen firelerini kanuni zorunluluk olan takdir komisyonu kararı olmadan dönem maliyetine kaydederek vergi matrahının hesaplanmasına doğrudan etki eden bilanço karını eksik hesapladığı ve belirlenen matrah farkının 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesine “Kanunen Kabul Edilmeyen Gider” olarak eklenmesi gerektiği gerekçesiyle mükellef kurumun 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin yeniden düzenlenmesi yönünden yapılan incelemede; davacı şirket hakkında yapılan incelemede, 2015 yılında üretimde kullanılan cam emtia alışları ve satışı gerçekleştirilen nihai ürünlerin miktar ve tutarlarıyla ilgili bir eleştiri getirilmediği; raporda şirketin kayıt dışı hasılatının olamayacağının kabul edildiği; üretim sonucunda fire nedeniyle ortaya çıkan kayıplar veya zayi olduğu kabul edilen emtialar yönünden ekonomik bir değere sahip olup olmadığı yönünde bir tespit yapılmadığı; randıman hesabı yapılırken, davacı şirketin üretim faaliyeti sonucunda ürettiği, farklı bir üretim tekniği gerektirdiği anlaşılan ürünlerinin (ankastre cihazlarda kullanılan işlenmiş cam emtiaları) üretimiyle ilgili olarak bu üretim şekline özgü bir fire oranı bilgisi elde edilmediği, farklı üretim şekillerine yönelik fire oranlarının kıyasen değerlendirmeye esas alındığı, yapılan hesaplamaya göre belli oranda gerçekleştiği kabul edilen fireleri aşan miktarın, değeri düşen mal veya zayi olan mal kapsamında değerlendirildiği, bu itibarla, belirtilen hususlar dikkate alınmadan yapıldığı anlaşılan randıman çalışması ve değerlendirmeler doğrultusunda düzenlenen eksik incelemeye dayalı rapor dayanak alınarak, davacı şirketin 2015 yılında üretimini yaptığı cam emtiasının bir kısmının zayi olduğundan bahisle bu cam emtiasına isabet eden kısmın kanunen kabul edilmeyen gider olduğu ve kurum kazancının tespitinde indiriminin kabul edilemeyeceğinden bahisle mükellef kurumun 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin yeniden düzenlenmesi neticesinde “Gelecek Yıla Devreden Cari Yıl Zararı”nın azaltılmasında hukuka uyarlık bulunmadığından, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının bu kısmının kaldırılmasına, anılan kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Fire oranları ve davacı kurumun üretimi sırasında kullandığı hammaddeye ilişkin fire miktarı hesabının yerinde olduğu, randıman incelemesi sonucunda, davacının beyanına göre bulunan fark nedeniyle yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.…Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 20/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.