Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1180 E. 2022/3011 K. 20.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1180 E.  ,  2022/3011 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1180
Karar No : 2022/3011

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/12525, K:2021/3984 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/11/2021 tarih ve E:2017/12525, K:2021/3984 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”ndan, davacının … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dahil olduğunun anlaşıldığı,

Davalı idare tarafından dosyaya sunulan ve davacının yargılandığı Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan ByLock kullanıcıları … ID (R.Ü) ile … ID (H.S.) arasında geçen yazışmalarda davacının ve oğlunun adına ve FETÖ/PDY terör örgütü yapılanması içerisinde gerçekleşen olaylara açıkça yer verilmesinin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının üniversite döneminden beri örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçildiğine, örgüt yapılanması içinde olduğunun bilindiğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan Asya Katılım Bankasının mali durumuna destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı sonrasında davacının eşine ait hesaba gerçekleştirilen para yatırma işlemlerinin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu,
FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde İstanbul Özel Yetkili Mahkemelerde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmasının ve örgüt kontenjanından Yargıtay üyeliğine seçilmesinin, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlem tarihinde Yargıtay Üyesi olduğu, bu nedenle uyuşmazlıkta 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca disiplin soruşturması başlatılıp işlem tesis edilmesi gerekmekte iken, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca tesis edilen meslekten çıkarma kararının yetki yönünden hukuka aykırı olduğu, meslekten çıkarma kararının verildiği tarihte FETÖ’nün silahlı terör örgütü olduğuna dair herhangi bir yargı kararı bulunmadığından, silahlı terör örgütüne mensubiyet, irtibat ve iltisaktan da bahsedilemeyeceği, 667 sayılı KHK’nın yayım tarihinden önceki olaylara uygulanma imkanının bulunmadığı, hakkında aynı iddialarla yürütülen soruşturmaların mevcudiyetinin FETÖ ile iltisak ve irtibatın delili olarak kabul edildiği, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin 1. fıkrası uyarınca meslekten çıkarma kararı verilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu, 667 sayılı KHK, Anayasa ve TBMM İç Tüzüğü’ne uygun biçimde yürürlüğe girmediğinden, yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğu, dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde göreve son verme işlemi olduğu, soruşturma yapılmadan, deliller bildirilmeden ve savunma hakkı tanınmadan işlem tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, bağımsızlığı ve tarafsızlığı şüpheli hakimler tarafından aleyhinde karar verildiği, meslekten çıkarma kararının sonradan toplanan delillere göre verildiği, 667 ve 668 sayılı KHK’lar ile getirilen sorumsuzluk düzenlemelerinin dava konusu kararı Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı hale getirdiği, şahsıyla ilgisi olmayan görev almadığı yargısal işlemlerde var olduğu iddia edilen hukuksuzlukların meslekten çıkarma kararına gerekçe yapılamayacağı, dava konusu meslekten çıkarma kararını doğrudan ilgilendiren AİHM prensiplerinin görmezden gelindiği, yargılama aşamasında talep ettiği belge ve delillerin toplanmadığı ve dava dosyasının tarafına gönderilmediği, söz konusu beyanlarına yönelik hiçbir gerekçeye yer verilmediği, yargılama aşamasında Danıştay Beşinci Dairesinin tarafsızlığını yitirdiği, dava konusu kararın ön yargı ile hareket eden merciler tarafından istihbari çalışmalara dayalı olarak alındığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, dava ile ilgili yasal sürelere riayet edilmediği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Diğer yandan, UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile hükmün 13. fıkrasındaki “ve 600 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.135,00 TL’den” ibaresi çıkarılıp yerine “olmak üzere toplam 535 TL’den” ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilerek onanıp kesinleştiği anlaşılmaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/11/2021 tarih ve E:2017/12525, K:2021/3984 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.