Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2732 E. 2022/3003 K. 20.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2732 E.  ,  2022/3003 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2732
Karar No : 2022/3003

TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI) : …
VEKİLİ: Av. …

II – (DAVALILAR) :
1- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Birliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2018/2288, K:2022/1319 sayılı kararının, davalı idareler tarafından esas yönünden, davacı tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 133. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “yan ödemeler hariç” ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2018/2288, K:2022/1319 sayılı kararıyla, davalı idarelerden Adalet Bakanlığının usule ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Anayasa’nın 124. maddesi, 3011 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrası, 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 33., 198. ve Geçici 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kurallar aktarılarak,
İdari yargıya özgü bir dava türü olan iptal davalarında idari işlemin hukuka uygunluk denetiminin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yapıldığı ve bu unsurlardan bir veya birkaçında hukuka aykırılığın tespit edilmesi halinde davaya konu edilen idari işlemin iptaline karar verildiği,
İdari işlemin şekil unsurunun; tesisi için yetkili idari makamca izlenmesi gerekli yöntemi ve idari işlemin hukuk düzeninde aldığı biçimi, maddi varlığı anlattığı, idari işlemin şekil unsuru bakımından hukuka uygun olmasının, bu yöntem ve biçim kurallarına uygun olarak tesis edilmiş bulunmasına bağlı olduğu,
Yetki ve usulde paralellik ilkesinin ise, bir idari işlemi yapmaya yetkili olan makamın veya organın söz konusu işlemi geri alma, kaldırma, değiştirme ve düzeltme konusunda da aynı usullere tabi olmak kaydıyla yetkili olacağını ifade ettiği,
Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 133. maddesinin 3. fıkrasına dava konusu “yan ödemeler hariç” ibaresinin eklenmesine ilişkin Türkiye Noterler Birliği tarafından hazırlanan Yönetmelik taslağının, 1512 sayılı Kanun’un Geçici 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Adalet Bakanının 17/09/1984 tarihli Oluru ile onaylandığı, Resmi Gazete’de yayımlanacak yönetmelikleri belirleyen Kanun’un kapsamı dışında kaldığı değerlendirilerek onay tarihinden on beş gün sonra (02/10/1984 tarihinde) yürürlüğe girmesinin kararlaştırıldığı,
1512 sayılı Kanun’un Geçici 6. ve 198. maddeleri uyarınca Türkiye Noterler Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanıp Adalet Bakanlığınca onaylanan Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 13/07/1976 tarih ve 15645 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı ve 138. maddesi gereği yayım tarihinden bir ay sonra yürürlüğe girdiği,
Söz konusu Yönetmelik’te bugüne kadar 10/11/1977 tarih ve 16109 sayılı, 30/04/1980 tarih ve 16975 sayılı, 20/12/1995 tarih ve 22499 sayılı, 26/06/2011 tarih ve 27976 sayılı, 07/04/2012 tarih ve 28257 sayılı ve 12/06/2012 tarih ve 28321 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’ler ile değişiklikler yapıldığı, 30/04/1980 tarih ve 16975 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile asıl Yönetmelik’in dava konusu 133. maddesinde değişiklik yapıldığı,
Bu durumda, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nde yapılacak değişikliklerin de usulde paralellik ilkesi gereği aynı usul izlenerek Resmi Gazete’de yayımlanma zorunluluğu bulunduğu açık olup, söz konusu şekil şartı yerine getirilmeden 1512 sayılı Kanun’un Geçici 6. maddesi uyarınca sadece Bakanlığın onayına tabi tutularak yürürlüğe konulan Yönetmelik değişikliği ile asıl Yönetmelik’in 133. maddesinin 3. fıkrasına eklenen “yan ödemeler hariç” ibaresinde şekil unsuru yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı,
Öte yandan, dava konusu Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin, kamuyu ilgilendiren bir Yönetmelik olması nedeniyle 3011 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca bu Yönetmelik’te yapılacak değişikliklerin de Resmi Gazete’de yayımlanması gerektiğinin açık olduğu gerekçesiyle Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 133. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “yan ödemeler hariç” ibaresinin iptaline,
Erzincan 1. Noterliğinin 14/06/2019 tarih ve 06820 yevmiye numaralı vekaletnamesinin davacı vekili tarafından dava dosyasına 20/04/2020 tarihinde sunulduğu, dava ve savunmaya cevap dilekçelerinin hazırlanmasında ve davanın dava konusu işlemin iptali ile sonuçlanmasında davacı vekilinin, müvekkili olan davacıya 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinin 1. fıkrası uyarınca avukatlık ücretini almasına hak kazandıracak herhangi bir hukuki yardımının bulunmadığı gerekçesiyle davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, avukat ile takip edilen ve iptal kararı verilen davada lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle Daire kararının vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

Davalı idare tarafından, Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 133. maddesinin 3. fıkrasına dava konusu “yan ödemeler hariç” ibaresinin eklenmesine ilişkin Türkiye Noterler Birliği tarafından hazırlanan Yönetmelik değişikliğinin, 1512 sayılı Kanun’un Geçici 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Adalet Bakanının onayı ile yürürlüğe girdiği, bu değişikliğin Resmi Gazete’de yayımlanacağına ilişkin Kanun’da bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle söz konusu Yönetmelik değişikliğinde şekil yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın esasa ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuş, davalı idareler tarafından ise savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 02/03/2022 tarih ve E:2018/2288, K:2022/1319 sayılı kararının esas ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde, davacının temyiz istemi yönünden oyçokluğu, davalı idarelerin temyiz istemleri yönünden oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY
X- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade etmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde, vekâlet ücretine yargılama giderleri arasında yer verilmiş ve 326. maddesinde, Kanun’da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı hüküm altına alınmıştır.
Bu Kanun hükümleri uyarınca; vekil aracılığıyla temsil edilen taraf lehine, esastan sonuçlanan davadaki haklılık durumuna göre, vekalet ücretine hükmedilmesi yasal bir zorunluluktur.
Temyize konu kararda ise, yargılama sürecinde vekil aracılığıyla temsil edilen ve lehine iptal kararı verilen davacı için vekalet ücreti yönünden hüküm kurulmadığından, bu haliyle temyize konu kararda usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyorum.

KARŞI OY
XX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı kuralına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Dairece dava konusu düzenlemenin iptaline karar verildiği ve davacı vekil ile temsil edilmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik söz konusu eksikliğin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi hükmü uyarınca, temyize konu kararın hüküm fıkrasına “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 4.500,00 TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine” ibaresi eklenmek suretiyle kararın düzeltilerek onanması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyorum.