DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3083 E. , 2022/2997 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3083
Karar No : 2022/2997
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … adına vasisi …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2019/6673, K:2022/348 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun’un (667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2019/6673, K:2022/348 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin (ilk derece sıfatıyla) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddi ile anılan mahkumiyet kararının onanarak 18/11/2021 tarihinde kesinleştiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2005-2006 yıllarında örgütün İstanbul grubunun dönem abisi olduğuna, örgüt kontenjanından Danıştay üyeliğine seçildiğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Danıştay üyeliğine seçilmesinin ve FETÖ’nün yargıda etkin olduğu dönemde 2012-2013 yılları arasında yurt dışı ziyaretine gönderildiğine ilişkin tespitin, yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemlerde kişiselleştirme yapılmadığından suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği, söz konusu kararların alınmasından önce yazılı ve sözlü savunmasının alınmadığı, tanık dinletme ve delil sunma hakkının verilmediği, 667 sayılı KHK ile getirilen düzenlemenin suç ve ceza içeren düzenleme mahiyetinde olmasına rağmen geçmişe etkili olarak uygulanması nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ve suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edildiği, meslekten çıkarıldığı tarih itibarıyla üyesi olduğu iddia edilen örgütün terör örgütü olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamasına rağmen dava konusu işlemlerde terör örgütü üyesi olarak belirtilmesinin yargı bağımsızlığına ve masumiyet karinesine aykırı olduğu, suçüstü hali olmamasına rağmen genel hükümlere göre yürütülen soruşturma sonucunda yetkisiz olarak geçmişe dönük toplanan ve işbu dosyaya giren delillerin tamamının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, bu itibarla hükme esas alınamayacağı, Anayasal sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin somut herhangi bir delil bulunmadığı, dava konusu işlemlerin tesisinden sonra ortaya konulan delillerin dikkate alınamayacağı, aleyhine beyanda bulunan tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler olduğu, söz konusu tanıkların beyanlarının bir kısmının yasak sorgu yöntemleriyle alındığı, beyanların soyut, çelişkili ve yoruma dayalı olduğu, kovuşturma aşamasında yüzleştirme yapılmayan tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı, Danıştay üyeliğine seçilmesinin ve yurt dışı ziyaretine gönderilmesinin iltisak ve irtibat olarak kabul edilmesinin ön yargıdan ibaret olduğu ve söz konusu hususların delil olarak ileri sürülemeyeceği, dava konusu işlemlerle, özel hayata saygı hakkının ve adalete etkili erişim hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 08/02/2022 tarih ve E:2019/6673, K:2022/348 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.