Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2752 E. 2022/2998 K. 20.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2752 E.  ,  2022/2998 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2752
Karar No : 2022/2998

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E:2019/4764, K:2021/4758 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararıyla 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve … sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine, bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E:2019/4764, K:2021/4758 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun meslekten çıkarma cezası yaptırımını düzenleyen 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller” ibaresi ile kasdedilen eylem ve davranışların ne olduğu hususunun yoruma açık ve soyut olarak düzenlendiği,
Hâkimlik ve savcılık mesleğinin kariyer bir meslek olduğu, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklandığı, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliğinin, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılı olduğu, hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değerin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin onur ve şerefinin, hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği,
Hukuk devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, kanun koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağladığı,
Olayda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu ve bu bağlamda kamuoyunda “Şemdinli İddianamesi” olarak bilinen iddianameyi hazırlayan cumhuriyet savcısı F.S.’nin hakkında yapılan soruşturma sırasında alınan ifadesinde, adalet müfettişi olarak görevlendirilmiş olan davacının, adı geçen cumhuriyet savcısına “bu soruşturma nedeniyle kendisine bir şey olmayacağını” söylediği iddiası üzerine başlatılan soruşturma sonucunda davacının anılan eylemiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak FETÖ/PDY lehine görevini kötüye kullandığı ve anılan eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki soruşturmayla ilgili olarak dönemin Van Cumhuriyet Savcısı F.S.’nin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatıyla alınan 24/07/2016 tarihli tanık ifade tutanağında; “Nisan ayında hakkımdaki soruşturma için bir başmüfettiş ve bir müfettiş görevlendirildi. başmüfettiş İ.K. ile müfettiş …’de Fetullah Gülen cemaatinden olduğunu ben sonradan öğrendim. Soruşturma sırasında görüştüm. Bana bir şey olmayacağını söylediler.” şeklinde beyanda bulunduğu, adı geçenin şüpheli sıfatıyla Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce alınan 07/11/2018 tarihli ifadesine ilişkin teşhis tutanağında; “… …, örgüt üyesidir. 2006 yılında Şemdinli soruşturması dosyasını mahkemeye verince teftiş için Adalet Bakanlığından görevlendirilen müfettişler geldi. Gelen müfettişlerden bir tanesidir. Ben kendisine bu soruşturma ile ilgili bir ceza alırız dediğimde hayırlısı olsun inşallah bir şey olmaz diyen ve Üniversite yıllarında ismen hatırladığım şahsen görüşmediğim bu kişinin FETÖ/PDY ye ait yurtlarda kaldığını hatırlamaktayım. …” şeklinde beyanda bulunduğu, öte yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında, … Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında 07/03/2019 tarihinde yapılan duruşmada, tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan F.S.’nin, “… beni çağırdılar sarı zarf savunmamı istenen zarfı verdiler, ben tabi endişeliydim yani ilk defa hayatımda bir soruşturma geçiriyordum. Tabi çok önemli bir soruşturmaydı, kamuoyuna yansımış bir soruşturmaydı. Kendilerine ben efendim diye hitap ediyordum. … Yine her ikisine de efendim ben bu soruşturma dolayısıyla bir ceza alırım dedim. Kendim alacağım dedim. Yani hem İ.K. hem de kendisi hayırlı olsun Savcı bey, inşallah bir sıkıntı olmaz, bir sorun olmaz diye böyle temennide bulundular. … ben arz ettiğim gibi tedirginliğimi söyledikten sonra İ.K. dedi tabii ki, ya inşallah hayırlısı olsun. Bir şey olmaz dedi, kendisi de ona katıldı. İnşallah bir şey olmaz Savcı bey dedi. …” şeklinde beyanı olduğunun görüldüğü,
Öte yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında ;”… Sanıklardan elde edilen digital materyallerin imajlarının incelenmesi neticesinde 29/10/2017 tarihinde düzenlenen Bilirkişi Heyet Raporu içeriğinde özetle, sanıklar … ve A.N.G.’den elde edilen, … Marka S/N(Trans Memory …) numaralı USB belleğin export kopyalarının yapıldığı, … 2.0 TB HDD içerisinde yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen dökümanların içerikleri üzerinde yaplan tespit ve değerlendirmelerde, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlarından dolayı haklarında idari/adli soruşturmalar başlatılan ve atamaya tabii tutulan HSYK üyeleri, hakim ve savcılar hakkında MAĞDUR ABİLER İÇİN SÜREÇ adı altında döküman tespit edildiği, söz konusu döküman içeriğinde, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlarından dolayı haklarında adli/idari soruşturmalar atama/yer değiştirme işlemleri yapılan Hakim ve Savcıların izleyecek yol haritasının belirlendiği, …” tespitlerine yer verildiği,
Davacıdan ele geçirilen dijital materyaller içerisinde “mağdur abiler için süreç” adlı döküman tespit edildiği, söz konusu döküman içerisinde FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlarından dolayı haklarında adli/idari soruşturmalar ve atama/yer değiştirme işlemleri yapılan hakim ve savcıların izleyecekleri yol haritasının belirlendiği, yapılacak itirazlar için toplu hareket edilmesinin ve müracaat etmeyenlerin mutlaka başvuru yapmalarının gerektiğinin vurgulandığı dikkate alındığında, haklarında FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlarından dolayı adli/idari soruşturmalar ve atama/yer değiştirme işlemleri yapılan hakim ve savcıların korunması amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak girişimlerde bulunulduğunun anlaşıldığı,
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma ve kovuşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının hakkında soruşturma yürüttüğü F.S.’ye söz konusu soruşturma nedeniyle kendisine bir şey olmayacağı yönündeki söylemini, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak FETÖ/PDY lehine gerçekleştirdiği, bu kapsamda anılan eyleminin “mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” olduğu, öte yandan davacıya isnat edilen eylemin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğunun anlaşıldığı,
Bu durumda, davacının eylemi “mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” olduğundan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca verilen meslekten çıkarma kararının kaldırılması istemiyle yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 19/06/2019 tarih ve 2019/217 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, cumhuriyet savcısı F.S. hakkında başlatılan ve adalet müfettişi olarak görevlendirildiği soruşturmada, adı geçene söylediği iddia edilen beyana ilişkin iddianın, çelişki içeren soyut nitelikte bir iddia olduğu, soruşturma aşamasında iddia sahibinin beyanına başvurulmadığı ve başkaca araştırma yapılmadığı, iddiaya ilişkin tanıkların dinlenilmediği, gerçek anlamda savunma yapma imkanı tanınmadan hakkında karar verildiği, cumhuriyet savcısı F.S.’nin hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması için husumete ve menfaate dayalı şahsi nedenlerin olduğu, zira adı geçen hakkında ceza verilmesi gerektiği yönünde rapor düzenlediği ve söz konusu şahsın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebi doğrultusunda ismini verdiği, yürütülen soruşturma süreci incelendiğinde iddianın doğru olmadığının anlaşılacağı, öte yandan soruşturmaya konu iddianın hukuki nitelendirmesinin hatalı olduğu, ağır ceza mahkemesinde derdest olan davasının aleyhine delil olarak gösterilemeyeceği, aynı iddia ve nitelendirme ile hakkında iki ayrı meslekten ihraç kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, iddiaya ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğu, hakkında disiplin cezalarının affına ilişkin yasal mevzuatın uygulanmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/12/2021 tarih ve E:2019/4764, K:2021/4758 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.