DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2394 E. , 2022/2994 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2394
Karar No : 2022/2994
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2017/3803, K:2021/3822 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve …sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların hakediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun’un (667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2017/3803, K:2021/3822 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 17 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, “…Terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık(davacı) hakkında doğrudan ve yalnızca TCK’nın 58/9. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, uygulama maddesi olarak aynı Kanunun 58/6. maddesinin gösterilmesi, bozmayı gerektirmiş, sanık(davacı) müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükmün beşinci maddesindeki ‘TCK’nun 58/9. maddesi yollamasıyla hakkında hükmolunan cezanın TCK’nun 58/6. maddesi’ ibaresinin çıkarılarak yerine ‘TCK’nın 58/9. maddesi’ ibaresinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün …” düzeltilerek onanmasına karar verildiği ve anılan mahkumiyet kararının 09/05/2019 tarihinde kesinleştiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantı, sohbet ve kamplarına katıldığına, örgüt sohbetlerine kişileri davet ettiğine ve bu sohbetleri kendisinin yönettiğine, Konya ilinde hukuk fakültesi öğrencilerinin kaldığı örgüte ait evlerden sorumlu olduğuna, grup abiliği yaptığına, örgütün mütevelli heyetinde yer aldığına, örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde sınavlara hazırlandığına, hakim-savcı adaylığı döneminde örgüte ait staj evlerinde kaldığına, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde “bağımsız” adayları lehine program ve diğer çalışmaları yapan kişilerle birlikte hareket ettiğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan haklarında işlem yapılan ve ByLock abonelik bilgisi olan çok sayıda şahıs ile yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının, davacının dijital materyalleri içerisinde ByLock kalıntıları ile FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen’e ait video ve ses dosyalarına rastlanılması ve ikametgahında yapılan aramada örgüt liderinin kitabının bulunması hususunun ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olması sebebiyle kapatılmasına karar verilen Denge Hukukçular Derneğinin üyesi olarak görev yapmış olması hususunun, davacı hakkında yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların hakediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, olağanüstü hal döneminde, olağanüstü halin gerektirdiği ölçüde, olağanüstü hale neden olan konularla ve olağanüstü hal süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceğinden, dava konusu işlemin dayanağı olan 6749 sayılı Kanun’un (667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin) 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, 667 sayılı KHK’nin 3 . maddesinde yer alan düzenlemeler muğlak olduğundan hukuki öngörülebilirlik ve ulaşılabilirlik ilkesine aykırı olduğu, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı KHK’ye eklenen geçici 35. maddede kamu görevinden çıkarılmadan önce savunma hakkının tanınmasının öngörüldüğü, dolayısıyla 667 sayılı KHK ile aynı hukuki durumda olanlar yönünden getirilen lehe düzenlemenin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğu, hakimlik teminatı çerçevesinde hakkında soruşturma açılmadan ve savunması alınmadan kanaate dayalı olarak ihraç edilmesinin, temel hak ve özgürlüklerin durdurulmasının ölçülülük ilkesine uygun olmasını öngören Anayasa’nın 15. maddesine aykırı olduğu, hakkında verilen kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığından terör örgütü üyesi olduğu gerekçesine dayanılmasının masumiyet karinesinin ihlali sonucunu doğurduğu, usulüne uygun savunması alınmadan meslekten çıkarılması nedeniyle işlemin şekil unsuru yönünden sakat olduğu, meslekten çıkarılmasına ilişkin işleme karşı yeniden inceleme talebinde bulunma hakkının tanınmasının savunma hakkının kullandırıldığı sonucunu doğurmayacağı, dava konusu işlemde kişiselleştirme yapılmadığı, hakkındaki inceleme ve soruşturmanın 2802 sayılı Kanun hükümlerine göre başlatılması nedeniyle yetki ve usulde paralellik ilkesi uyarınca soruşturmanın devamının da aynı Kanun hükümleri uyarınca yapılması gerektiği, ihraç kararında anayasal sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğine dair bir gerekçe yer almadığından, anılan gerekçeye istinaden hüküm kurulamayacağı, aleyhine beyanda bulunan tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler olduğu, salt kendini kurtarma gayesi ile beyanda bulundukları ve beyanlarının soyut ve gerçek dışı olduğu, tanık beyanlarının hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmesi nedeniyle dikkate alınamayacağı, dava konusu işlemin Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu, bu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, adil yargılanma hakkının, çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin, masumiyet karinesinin, 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının, din ve vicdan hürriyetinin, ifade özgürlüğünün ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/11/2021 tarih ve E:2017/3803, K:2021/3822 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 20/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.