Danıştay Kararı 13. Daire 2019/935 E. 2022/3713 K. 19.10.2022 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/935 E.  ,  2022/3713 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/935
Karar No:2022/3713

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı Müflis … A.Ş.’nin (…) kanuni temsilci olduğundan bahisle 6183 sayılı Kanun’un Mükerer 35. maddesi uyarınca davacı adına düzenlenen toplam 9.914.318-TL tutarlı …tarih ve E:…sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce verilen …tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve kefili Tasfiye Halinde …’ın Fon’a devredilen …A.Ş.’nin kredi borçlusu olduğu, …’ın kefaleti altında …’e 29/11/1999 tarihli genel kredi sözleşmesi ile teminat mektubu verildiği, bunun tazmin edildiği ve kredinin 08/11/2000 tarihinde düzenlenen ihtarname ile kat edildiği, söz konusu alacağın 10/08/2001 tarihli sözleşme ile Fon’a temlik edildiği, riskleri …A.Ş.’den devir ve temlik alınmış olan Müflis … hakkında … tarih ve …sayılı Fon Yönetim Kurulu kararına istinaden Fon alacağının tahsili için 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takibe başlanıldığı, amme borçlusu hakkında yapılan malvarlığı araştırması sonucunda amme alacağını karşılayacak düzeyde malvarlığı tespit edilememesi üzerine kanuni temsilciler …(davacı), …, …, …, … ve … hakkında … tarih ve …sayılı 1 No.lu Takip Değerlendirme Komisyonu kararına istinaden, 29/07/2016 tarihi itibariyle 26.976.692-TL Fon alacağının tahsili için, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi kapsamında takibe başlanıldığı, diğer taraftan amme borçluları adına 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre ödemeye çağrı mektubu ve ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edildiği, kanuni temsilci … tarafından … tarih ve E…sayılı ödemeye çağrı işlemin iptali istemiyle … İdare Mahkemesinin … esarına kayden açılan davada, Mahkemenin 26/01/2016 tarihli ara kararıyla, ” 4389 sayılı Kanun’un 15.3. maddesinde yer alan alacakların Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanacağı ve birikmiş alacak tutarına, 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı; 15/7-b maddesindeki alacaklar açısından ise, bu alacakların doğmasına sebebiyet veren haksız işlemin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı belirtilmesine rağmen alacağa, yukarıda belirtildiği üzere alacağın TMSF’ye temliki tarihi olan 10/08/2001 tarihinden sonra 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanması gerekirken, % 225 oranında temerrüt faizi uygulanması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı…” gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu karar doğrultusunda, davacı hakkında başlatılan takibin, …… tarih ve …sayılı 1 nolu Takip Değerlendirme Komisyon Ek Kararı ile sonlandırıldığı, yargı kararı ve mevzuat düzenlemesi kapsamında tekrar hesaplama yapıldığı, 29/07/2016 tarih itibariyle takip rakamının 9.914.318-TL olarak hesaplandığı, bu kapsamda … tarih ve …sayılı …No.lu Takip Değerlendirme Komisyonu kararına ek olarak alınan … tarih ve …sayılı karara istinaden davacının Müflis …’ın kanuni temsilcisi (6183 sayılı Kanunun Mükerrer 35.maddesi kapsamında) olması nedeniyle 29/07/2016 tarihi itibariyle toplam 9.914.318-TL fon alacağının ödenmesine dair tanzim ve tebliğ edilen … tarih ve E:… Sayılı ödemeye çağrı mektubu’nun iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, …’ın, 22/03/1999 tarihli 1998 Yılı olağan genel kurul toplantısında alınan ve 15/04/1999 tarih ve 4771 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan karar gereği, davacının müdür unvanı ile ikinci derece imza yetkilisi olduğu; yine 23/03/2000 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurulu toplantısında alınan ve 18/04/2000 tarih ve 319 Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan karar gereği, davacının müdür unvanı ile ikinci derece imza yetkilisi olduğu; … tarih ve … nolu yönetim kurulu kararında alınan ve 02/10/2001 tarih ve 5394 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan kararla, yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmiş olan …’nin yerine …’un TTK nun 315. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi olarak ilk genel kurula kadar görev yapmak üzere seçilmesine ve davacıya 1. derece imza yetkisi verilmesine karar verildiği görüldüğünden, davacının kanuni temsilci olarak göreve başladığı dönemden önce kullanılıp ödenmeyen ve davacının görevde olduğu dönemde de ödenmeyen 9.914.318-TL’lik Fon alacağından sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi … İdarî Dava Dairesince; …’ın, daha önce 23/03/2000 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurulu toplantısında alınan ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan karar gereği, davacının müdür unvanı ile ikinci derece imza yetkilisi olduğu, Bankanın temsil ve ilzamı ile Bankayı taahhüt altına sokacak her türlü evraklarla ilgili olarak münferiden ikinci derece imza yetkilisi sıfatı ile bir yetki tanınmadığı, bilahare … tarih ve … nolu yönetim kurulu kararında alınan ve 02/10/2001 tarih ve 5394 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan kararla, yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmiş olan …’nin yerine …’un TTK’nun 315. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesi olarak ilk genel kurula kadar görev yapmak üzere seçilmesine ve davacıya 1. derece imza yetkisi verilmesine karar verildiği, ancak bu tarihten önce, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun …tarih ve …sayılı kararı ile anılan Bankanın bankacılık yapma izninin kaldırıldığı, fakat mevduat kabul eden bir banka olmadığı için, mevduat kabul etme izninin kaldırılmasının söz konusu olmadığı, keza Bankanın 17/10/2001 tarihli olağan genel kurulunda Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca tasfiye kararı alındığı ve unvanının Tasfiye Halinde … olarak tescil edildiği, tasfiyeden önceki yönetim kurulu üyeleri olan kişilerin (…, …, …) tasfiye memuru olarak seçildikleri, kararların 31/12/2001 tarihinde tescil edilerek 07/01/2002 tarih ve 5459 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, nihayet … Asliye Ticaret Mahkemesi’nin … tarih ve E:… sayılı kararı ile iflasına karar verildiği, davacının yönetim kurulu üyeliğine seçildikten çok kısa bir süre sonra Bankanın tasfiye sürecine girdiği, esasen bankacılık işlemleri yapma yetkisinin de daha önce kaldırılmış olduğu gözetildiğinde, kamu yükümünün yerine getirilmemesi noktasında kendisi dışında bir fiili engel halinin olduğunun kabulü gerektiği, bunun yanı sıra kamu yükümünün doğmasında ve yerine getirilmemesinde herhangi bir kasıt ve ihmalinden de söz edilemeyeceği, bu haliyle davacının kamu alacağından sorumlu tutulmasının ve bu nedenle adına ödemeye çağrı mektubu düzenlenmesinin hukuka uygun olmadığı ve hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının birinci derece imza yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu, davacının kredilerin geri ödenmesi gereken süreç içerisinde şirketin kanuni temsilcisi olması dolayısıyla dava konusu kamu zararının tamamından sorumlu olduğu, dava konusu işlemin …Bankası’nın bankacılık faaliyetleri sebebiyle değil Bankanın … A.Ş.’deki riskleri dolayısıyla tesis edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, hissedar olmadığı, tek başına imza yetkisinin bulunmadığı halde ve kendi döneminde doğmamış bir borçtan sorumlu tutulmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yeni unvanı için imza beyanı vermediği, Fon’a devredilen bir bankanın ya da şirketin eski yöneticisi olmadığından hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca takip yapılmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
…AŞ tarafından …’a genel kredi sözleşmelerine istinaden 27/01/1999 tarihinde 250.000,00-TL, 28/04/1999 tarihinde 65.000,00-TL ve 45.000,00-TL, 17/05/1999 tarihinde 250.000,00-TL, 16/06/1999 tarihinde 400.000,00-TL, 05/12/1999 tarihinde 500.000,00-TL olmak üzere toplam 1.510.000,00-TL tutarında teminat mektubu verilmiştir.
Teminat mektuplarının 1.400.000,00.-TL’lik kısmının 20/11/2000 tarihinde nakde dönüşerek tazmin edilmesi üzerine 20/11/2000 tarihli kat ihtarnamesi ile borçlu …’dan 1.400.000,00.-TL nakit kredi borcunun ödenmesi ve teminat mektuplarından geriye kalan 110.000,00.-TL’lik gayrinakit kredi borcunun ise bankalarına depo edilmesi istenmiştir.
Alacağın ödenmemesi ve söz konusu banka hakkında yapılan takibin sonuçsuz kalması üzerine …’ın kanuni temsilcisi olduğundan bahisle … tarih ve E… sayılı ödemeye çağrı mektubu düzenlenerek davacıya gönderilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na 5766 sayılı Kanun’la eklenen Geçici 26. maddenin ikinci fıkrasında, “Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon’a intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar, yönetim ve denetimi Fon tarafından devralınan banka ve şirketlerin eski yöneticileri hakkında 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile Mükerrer 35. maddesinin uygulanmasında, ilgili kanun ve mevzuat veya ana sözleşmeleri uyarınca temsile yetkilendirilmiş veya tüzel kişilerin yetkili organlarınca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerden,
a) Fon bankalarının; yönetim ve denetimine sahip olduğu iştiraklerinden, hâkim ortağı olan tüzel kişilerden, gerçek ve tüzel kişi hâkim ortaklarının hâkim ortak olduğu şirketlerden, bu kişiler adına hareket eden veya onlar hesabına kendi adına para, mal veya hak edinen şirketlerden olan Fon alacaklarında, banka kaynağının kullanıldığı/kullandırıldığı tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
b) Fon bankalarının kurumsal kredilerinden kaynaklanan Fon alacaklarında, kredinin kat edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
c) Fon gelirlerinden kaynaklanan alacaklarda, Fon alacağının ilgili kuruluşa tebliğ edildiği tarihten itibaren borcun devam ettiği dönem boyunca,
Kanuni temsilci sıfatını haiz kişiler kanuni temsilci olarak addedilir.” kuralına yer verilmiştir.
6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesinde, “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanunî temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsî mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. …” kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Aktarılan kurallarda, amme alacaklarının tahsili bakımından kanunî temsilcilerin sorumluluğu düzenlenmektedir. Bu hükümler gereğince bir tüzel kişiden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen yahut tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından bu tüzel kişinin kanunî temsilcisi sorumlu tutulabilecektir. 6183 sayılı Kanun’un anılan maddesi gereğince amme alacağından sorumlu olacak kişinin belirlenmesinden sonra, sorumlu olan kişinin sorumlu olduğu dönem ve sorumluluk miktarı belirlenirken, 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35. maddesiyle birlikte 5411 sayılı Kanun’un Geçici 26. maddesinde yer alan düzenlemenin de göz önüne alınması gerekmektedir.
Bu değerlendirmeler bağlamında, Fon alacağı açısından kanunî temsilcinin sorumluluğu, kişinin kanunî temsilci olduğu dönemde yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan Fon alacakları veya ayrıca görev yaptığı dönemle sınırlı olmaksızın banka kaynağının ne kadarını edindiği veya edindirdiğiyle sınırlıdır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, 02/10/2001 tarih ve 5394 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 166. sayfasında yayımlanan … Bankası A.Ş. yönetim kurulunun …tarih ve … sayılı kararı ile davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa eden …’nin yerine ilk genel kurula kadar görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesi seçildiği ve birinci derece imza yetkisi verildiği görülmektedir.
Bu durumda, 27/01/1999, 28/04/1999, 17/05/1999, 16/06/1999, 05/12/1999, tarihlerinde kullanılan toplam 1.510.000,00-TL tutarındaki teminat mektuplarından kaynaklanan 1.400.000,00-TL borcun devam ettiği dönemde kanuni temsilci olan davacının sorumlu tutulabileceği açıktır.
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.