Danıştay Kararı 9. Daire 2020/6273 E. 2022/4933 K. 19.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/6273 E.  ,  2022/4933 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6273
Karar No : 2022/4933

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, İzmir ili Balçova ilçesi … Mahallesi … ada … no’lu parselde kayıtlı taşınmazı 2016 yılında satın aldığı halde emlak vergisi bildirimi verilmediğinden bahisle, res’en tarh edilen; 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin arsa vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı, 2017 yılı için kesilen vergi ziyaı cezası ile 2016 yılı için bildirim verilmediği için kesilen usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirket tarafından 18.05.2016 tarihinde satın alınan taşınmazın niteliğinin ve dolayısıyla vergilendirme şeklinin belirlenebilmesi için … sayılı Arsa Sayılacak Parsellenmemiş Arazi Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı ile getirilen düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği, belediye mücavir alanı içinde, İzmir-Çeşme Otobanı ile büyük alışveriş merkezleri ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi yakınlarında kaldığı anlaşılan, belediye hizmetlerinden istifade eden söz konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kabulü için taşınmaz üzerinde zirai faaliyet yapıldığının, idare tarafından usulüne uygun olarak saptanmış olması gerektiğinden hareketle ihtilafa konu arazi parçasında yapılan 23.10.2017 tarihli yoklamada herhangi bir zirai faaliyetin olmadığı, 19.03.2018 tarihli yoklamada boş olan arazide sadece otsu bitkilerin yer aldığı ve 17.10.2018 tarihli yoklamada da arazinin, zirai faaliyet yapılmak amacıyla sürülerek tarıma hazır hale yeni getirildiğinin tespit edilmiş olmasının yanı sıra, davacı şirketten önceki malik tarafından dava konusu taşınmaza ilişkin arsa beyannamesi verilmesi üzerine vergi değerinin, arsa niteliği dikkate alınarak hesaplanmış olması ve ticari anlamda oldukça değerli bir konumda olduğu anlaşılan söz konusu alanın, faaliyet alanı emlak, yatırım ve inşaat olan davacı şirket tarafından zirai amaçla kullanılmak amacıyla satın alındığı ve bu amaçla kullanıldığı hususunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3’üncü maddesinde ifade edilen “…İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir…” kuralı uyarınca davacı şirket tarafından ortaya konulamadığı da dikkate alındığında davaya konu cezalar ve tarhiyatlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Parsellenmemiş arazilerden hangisinin arsa sayılacağına ilişkin hususların Cumhurbaşkanı Kararıyla belirleneceğine ilişkin Emlak Vergisi Kanunu 12. maddesi 3. fıkrasının anayasaya aykırı olduğu, taşınmazın nitelemesinin yanlış yapıldığı arsa sayılacak arazi olmadığı, meskun mahalde bulunmadığı, belediye hizmetlerinden yararlandığı yönünde soyut ifadelerle hüküm kurulduğu, önceki malik tarafından arsa beyanı verilmesinin uyuşmazlıkta dikkate alınmasının hatalı olduğu, ispat külfetinin de taraflarına yüklenmesinin usule aykırı olduğu, sadece davalı idarece sunulan belgeler dikkate alınarak hüküm kurulmasının yanlış olduğu, kesilen vergi ziyaı cezasının hukuka aykırı olduğu, vergisi ihtilaflı taşınmazda 2016-2017 yıllarında buğday tarımı yapıldığı, taşınmazın 3. derece doğal sit alanı içinde kalması nedeniyle imar planı uygulamasının durdurulduğu, koruma amaçlı imar planı yapılmamış olduğundan tasarrufun kısıtlanmış olduğu, diğer yandan taşınmazın üç yıllığına şirketlerince zirai faaliyet için kiraya verildiği, ekte sundukları çiftçi kayıt belgelerinden anlaşılacağı üzere, taşınmazda 01.03.2018-01.08.2018 tarihlerinde arpa/yeşil ot ekimi, 03.10.2018-31.12.2018 tarihlerinde ise enginar ekimi yapıldığından zirai faaliyet yapılması nedeniyle arsa vergisi alınmayacağı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacı adına, İzmir ili Balçova ilçesi … Mahallesi … ada … no’lu parselde kayıtlı taşınmazı 2016 yılında satın aldığı halde emlak vergisi bildirimi verilmediğinden bahisle, res’en tarh edilen; 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin arsa vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı, 2017 yılı için kesilen vergi ziyaı cezası ile 2016 yılı için bildirim verilmediği için kesilen usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Emlak Vergisi Kanunu’nun 4751 sayılı Kanunla kaldırılmadan önceki 10 ve 20. maddelerinde, bina ve arazi vergisinin, mükelleflerin yazılı beyanı üzerine tarh ve tahakkuk ettirileceği düzenlenmiş, aynı Kanun’un 4751 sayılı Kanunla değişmeden önceki 32. maddesinde de ek süreye rağmen beyanname verilmemesi halinde, verginin bu Kanun hükümlerine göre idarece tarh edileceği, şu kadar ki, gayrimenkulün maddi delillere göre tespit edilen değerinin beyan edilmesi gereken asgari değerden fazla olması halinde, bu değer üzerinden ikmalen vergi tarh olunacağı, beyannamesini ek süreye rağmen vermeyen mükellef adına vergi ziyaı cezası kesileceği, mükellefin beyanının maddi delillere göre tespit edilen rayiç bedelden düşük olması halinde, rayiç bedelle tarhiyata esas değer arasındaki fark üzerinden ceza uygulanmaksızın ikmalen vergi tarh olunacağı ifade edilmiştir.
Emlak Vergisi Kanunu’nda 4751 sayılı Kanun ile 09/04/2002 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yapılan değişiklikler sonucu beyan esası kaldırılarak sadece vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde bildirim verilmesi esasının getirilmesine paralel olarak, Kanun’un 32. maddesinde yeniden düzenleme yapılmış, buna göre emlak vergisi bildirimi verilmesi gereken hallerde mükellefin bildirim vermemesi durumunda, verginin idarece tarh edileceği, idarece tarhiyatta her yıla ilişkin vergi değerinin 29. madde hükmü dikkate alınarak hesaplanacağı belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin arsa vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ile 2016 yılı usulsüzlük cezası yönünden davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, 2017 yılı için kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmına yönelik davacı temyiz istemine gelince;
Yukarıda yer verildiği üzere, Emlak Vergisi Kanunu’nda 09/04/2002 tarihinde yapılan değişiklik öncesi beyanname verilmemesi halinde vergi ziyaı cezası kesileceği açık olarak belirtilmekte iken, 4751 sayılı Kanun ile yapılan değişikler sonucunda, 09/04/2002 tarihinden itibaren, beyan esasına ilişkin 20. madde kaldırılarak 23. maddede yapılan değişiklik ile Kanun’un 33. maddesinde belirtilen vergi değerini tadil eden sebeplerin meydana gelmesi halinde bildirim verilmesi esası getirilmiş, 32. maddede de bildirimin süresinde verilmemesi durumunda verginin idarece tarh edileceği belirtildiği halde, vergi ziyaı cezası kesileceğine dair bir ibareye yer verilmemiştir.
Bu durumda Emlak Vergisi Kanunu’nda 09/04/2002 tarihinden itibaren beyanname verme zorunluluğu kaldırılarak emlak vergisi bildirimi verilmesi gereken hallerde mükellefin bildirim vermemesi durumunda verginin idarece tarh edileceği kuralı benimsenmiş olup, vergi ziyaı cezası kesileceğine dair bir hükme yer verilmediğinden, 2002 yılı ve sonraki yıllar için vergi ziyaı cezası kesilmesi mümkün olmayıp, vergi mahkemesince bu kısım yönünden verilen davanın reddine ilişkin kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılılı kararının; 2017 yılı vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmının BOZULMASINA, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin arsa vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ile 2016 yılı usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Temyiz isteminde bulunandan, onanan kısım üzerinden 492 sayılı Kanuna bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nispi harcın alınmasına,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 19/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.