Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1175 E. 2022/2973 K. 19.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1175 E.  ,  2022/2973 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1175
Karar No : 2022/2973

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2017/2719, K:2021/3796 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle iadesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3. ve 10.maddelerinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2017/2719, K:2021/3796 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiasının 6749 sayılı Kanun’un 10. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle Kanun’un 10. maddesine ilişkin Anayasa’ya aykırılık iddiası hakkında karar verilmesine imkan bulunmadığından, aynı Kanun’un 3. maddesine yönelik Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
Davacı tarafından bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairelerinin E:2016/43953 sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının taraflarının ve konusunun aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talebi ise, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda, davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem de yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile reddedildiği, … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile anılan kararın onandığı ve 17/12/2019 tarihinde mahkumiyet kararının kesinleştiği,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu”nun ve “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; “… ” ID numarasıyla kullanıcı adı almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu, ayrıca davacı tarafından … GSM numarasından, … , … IMEI numaralı cihazlarla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt içerisinde grup başkanlığı yaptığına, örgüt içerisinde gizlice haberleşmek amacıyla Tango isimli programı kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğunun değerlendirildiği,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde İdare Mahkemesi Başkanı olarak görevlendirilmesinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin birinci savunmasına cevap verirken duruşma talebinde bulunmuş olmasına rağmen duruşma yapılmaksızın ve Yargıda Birlik Platformunun öncülerinden olan üyenin katılımıyla karar verilmesinin usule aykırı olduğu; meslekten çıkarma cezasına ilişkin idari işlemin asli unsurlarından olan savunma hakkı tanınmadığı ve Dairece bu eksikliğin yargılama aşamasında giderilebileceğine ilişkin yapılan yorumun kabul edilemeyeceği; dava konusu işlem tesis edilirken herhangi bir kişiselleştirme yapılmadığı; işlemin tesis edildiği tarihte mevcut olmayan, işlemin tesisinden sonra sunulan deliller esas alınarak işlemin hukuka uygunluk denetiminin yapılmasının hukuka aykırı olduğu; 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘UN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından, usulüne uygun duruşma isteminde bulunulmuş olmasına karşın, duruşma yapılmaksızın uyuşmazlık hakkında karar verilmesinde usul hükümlerine uyarlık bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Duruşma” başlıklı 17. maddesinde;
1. (Değişik: 5/4/1990-3622/7 md.) Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır.
2. Temyiz ve istinaflarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlıdır.
3. Duruşma talebi, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir.
4. (Değişik: 5/4/1990-3622/7 md.) 1 ve 2 nci fıkralarda yer alan kayıtlara bağlı olmaksızın Danıştay, mahkeme ve hakim kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.
5. Duruşma davetiyeleri duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara gönderilir.” hükmü yer almış,

Aynı Kanun’un “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde, “Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” bozma nedeni olarak sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı Kanun’un 17. maddesinde, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağı hükmü yer almaktadır. Anılan Kanun hükmüne göre, ilk derece mahkemelerinde bakılan iptal davalarında, tarafların, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda istemiş olmaları koşuluyla duruşma yapılması yasal zorunluluktur.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, davalı idarenin birinci savunmasına karşı süresi içinde verilen savunmaya cevap dilekçesi ile duruşma yapılması talebinde bulunulmasına rağmen, duruşma yapılmadan uyuşmazlığın esasının incelenerek karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, usulüne uygun duruşma isteminde bulunulmuş olmasına karşın, duruşma yapılmaksızın uyuşmazlık hakkında karar verilmesinde usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/11/2021 tarih ve E:2017/2719,K:2021/3796 sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4.Kesin olarak, 19/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.