Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/3410 E. , 2022/4560 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2018/3410
Karar No : 2022/4560
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
Av. …
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün “Açık Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin cep telefonu kullanması” konulu, 08/06/2017 tarih ve 69621 sayılı Genel Yazısının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, … Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu dönemde, örgün eğitim kapsamında üniversitede yüksek lisans ve bu eğitim çerçevesinde staj yaptığı, eğitimi süresince sabah erken ve akşam geç saatlerde toplu taşıma aracını kullanmak durumunda kaldığı ve bu nedenle telefon ihtiyacının olduğu, kurum dışında kullanılan cep telefonunun yasak eşya olarak değerlendirilemeyeceği, ceza infaz kurumu dışında cep telefonu kullanılamayacağına ilişkin dava konusu işlemin kanunilik ilkesine ve eğitim hakkına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 66. maddesinin 4. fıkrası ile Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 88. maddesinin 5. fıkrasında, hükümlülerin açık ve kapalı kurumlarda, cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramayacakları ve kullanamayacaklarının düzenlendiği, işlemin bu hükümlerin uygulamasına yönelik bir takım açıklamalardan ibaret olduğu, örgün eğitim veya başka bir nedenle kurum dışına çıkartılan hükümlülerin hükümlü sıfatının devam ettiği, örgün eğitim gören hükümlülerin diğer mahkumlardan ayrıcalıklı bir konumlarının bulunmadığı, dava konusu işlemin üst normlara ve kanunun amacına uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; … Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacı tarafından Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün “Açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin cep telefonu kullanması” konulu 08/06/2017 tarihli, 69621 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 3. maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç; öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olarak gösterilmiştir.
5275 sayılı Kanun’un 14. maddesinin 1. fıkrasında, “Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır.” şeklinde tanmlanmış; “Öğretimden yararlanma” başlıklı 76. maddesinin 1. fıkrasında da: “Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden yararlanmaları sağlanır.” kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu işleme dayanak oluşturan anılan yasanın “Hükümlülerin telefonla görüşme hakları” başlıklı 66. maddesinin 2. fıkrasında, “Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde hükümlüler, ücretli telefonlarla serbestçe görüşme yapabilirler.”; 4. fıkrasında ise, “Hükümlüler açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk eğitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramaz ve kullanamazlar.” kuralı yer almıştır. Bu kurallar 06/04/2006 tarih ve 26131 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 88. maddesinin 3. ve 5. fıkralarında aynı şekilde düzenlendiği gibi “Öğretimden yararlanma” başlıklı 106. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenlemenin daha sonra 5275 sayılı Kanun’un 76. maddesine aynı başlık altında 1. fıkrasına yansıtıldığı görülmektedir.
Ayrıca; dava tarihinden sonra yürürlüğe giren ve 29/03/2020 tarihli, 31083 sayılı Resmî Gazete yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Öğretimden yararlanma” 89. maddesinin 1. fıkrası aynı şekilde düzenlenirken “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74. maddesinde 4 ve 5. fıkralarında: “Açık kurumlar ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlüler, ücretli telefonlarla sesli veya görüntülü olarak serbestçe görüşme yapabilirler. Çocuk hükümlülerin telefonla konuşması hiçbir şekilde kısıtlanamaz ve engellenemez. Hükümlüler, açık ve kapalı kurumlarda, çocuk eğitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramaz ve kullanamaz.” kuralları getirilmiş; önceki düzenlemelerden farklı şekilde görüntülü olarak görüşme yapılmasına olanak sağlanmış bulunmaktadır.
Uyuşmazlık; davacı özelinde olduğu gibi açık ceza infaz kurumunda bulunan ve serbestçe ücretli telefonlardan görüşebilen hükümlünün, örgün ve yaygın öğretimden yararlanması halinde, kurum dışında cep telefonundan yararlanıp yararlanamayacağına ilişkindir.
Cep telefonu, sesli ve yazılı görüşmenin yanı sıra görüntülü görüşme, görüntülü mesaj, müzikçalar, video oyunları, internet, veri transferi, ofis uygulamaları gibi tüm diğer bilgisayar işlevlerini kullanıcısına ulaştırabilen cihazlardandır. Literatürde dijital ya da sayısal dönüşüm; hızla gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin sunduğu olanaklar ve değişen toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda, organizasyonların daha etkin, daha verimli hizmet vermek üzere insan, iş süreçleri ve teknoloji unsurlarında gerçekleştirdiği bütüncül bir değişim olarak ifade edilmektedir.
Açık ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülere tanının “öğretimden yararlanma” hakkı kapsamındaki “örgün ve yaygın öğretim” alanı da sayısal dönüşüm geçirmekte olup, günümüzde cep telefonunun görüşme yapmanın ötesinde bilgi ve iletişim teknolojisinin bir parçası olarak üstlendiği rol, Dünya genelinde yaşanan ve pandemi olarak nitelenen salgınla birlikte kaçınılmaz olarak daha da ön plana çıkmış, eğitim ve öğretimin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
Bu haliyle, açık ceza infaz kurumlarında yasayla tanınan serbestçe telefonla görüşme hakkının, hükümlünün öğretimden yararlanmak amacıyla kurum dışında olduğu sırada ve ‘hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen söz konusu kurumun amacına da uygun olarak, hızlı şekilde sayısal dönüşüme konu olan eğitim ve öğretimin bir parçası şeklinde işlev üstlenen “cep telefonu”nu bulundurmanın sınırlandırılması öğretimden yararlanmanın kısıtlanması sonucunu doğuracağından, tüm bu hususları değerlendirmeksizin tesis edilen dava konusu işlem hukuka uyarlık taşımamaktadır.
Ayrıca, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin 75. maddesiyle kapalı ve açık kurumlar ile çocuk eğitimevlerinde ancak eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde kurum yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç ve gereçlerinin kullanımına izin verilebileceği, eğitim ve iyileştirme programları gerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten yararlanılabileceği ve Bakanlığın uygun görmesi hâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak bilgisayarın kuruma alınmasına izin verilebileceği yolunda düzenleme yapılmış olup, sayısal dönüşümün bir yansıması olarak dava konusu işlemden sonraki düzenleyici işlemde eğitim ve iyileştirme programları kapsamında açık ve kapalı ceza infaz kurumunda belirli sınırlar içerisinde bilgisayar ve internet kullanılmasına olanak sağlandığı, bu değişime uygun yaklaşım üretilmesi yoluna başvurulduğu görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptali gerektiği düşülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı, … Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu sırada, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 27/07/2011 tarihli ve 46/1 sayılı Genelgesinin “Eğitim-Öğretim Çalışmaları” başlıklı dördüncü bölümünün “F-Yüksek Öğretim Çalışmaları” başlıklı kısmının 4. fıkrası uyarınca, üniversitedeki yüksek lisans derslerine kurum görevlisinin nezareti olmaksızın kişisel imkanları ile gidip gelmek suretiyle katılmıştır.
Bu süreçte ceza infaz kurumu dışında olmasına rağmen cep telefonu kullanmasını, hukuki dayanağı bulunmaksızın yasakladığından bahisle Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 08/06/2017 tarih ve 69621 sayılı Genel Yazısının iptali istemiyle bakılan davayı açmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlülerin telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66. maddesinin 4. fıkrasında, “Hükümlüler açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk eğitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramaz ve kullanamazlar.” hükmüne yer verilmiş; işlem tarihinde yürürlükte olan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 3. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, “kurum”, ceza infaz kurumları; (g) bendinde de, “ceza infaz kurumları”, kapalı, yüksek güvenlikli kapalı, kadın kapalı, çocuk kapalı, gençlik kapalı, açık ceza infaz kurumları ile gözlem ve sınıflandırma merkezleri ve çocuk eğitimevleri olarak tanımlanmış; “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 88. maddesinin 5. fıkrasında ise, Kanun’un 66. maddesinin 4. fıkrası aynen tekrar edilmiştir.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce yürürlüğe konulan dava konusu 08/06/2017 tarih ve 69621 sayılı Genel Yazıda, yukarıda aktarılan hükümlere atıf yapıldıktan sonra, “Açık ceza infaz kurumu hükümlülerinin özel izinde bulundukları günler hariç, ceza infaz kurumu içerisinde veya (cezanın infazının ve hükümlülük durumlarının halen devam ettiği dikkate alınmak suretiyle) çalışma veya eğitim dahil herhangi bir nedenle kurum dışında bulundukları esnada cep telefonu bulundurmaları ve kullanmalarının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu çerçevesinde adli ve disiplin soruşturması gerektireceği açıktır.” düzenlemesine yer verilmiş; konu ile ilgili olarak herhangi bir hak kaybına meydan verilmemesi, hükümlülerin düzenli aralıklarla bilgilendirilmesi, uyarı levhalarının asılması ile kurumlarda yapılacak aramalarda gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi, yazı esaslarına göre uygulama yapılması amacıyla Genel Yazı, İl Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilerek yargı çevrelerindeki Cumhuriyet başsavcılıkları ile Cumhuriyet savcılarına, izleme kurullarına ve ceza infaz kurumu müdürlüklerine durumun bildirilmesi istenilmiştir.
Ayrıca 5275 sayılı Kanun’un, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülere uygulanacak disiplin cezalarının düzenlendiği sekizinci bölümünde yer alan “Hücreye koyma” başlıklı 44. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, “cep telefonu, telsiz ve sair elektronik haberleşme aracını kuruma sokmak, bulundurmak, kullanmak”, onbir günden yirmi güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler olarak sayılmış; bu suretle, Kanun’un 66. maddesinin 4. fıkrasındaki hükümle paralel düzenlemeye yer verilerek, 66. maddenin 4. fıkrasında yasaklanan eyleme, 44. maddenin 3. fıkrasının (g) bendi ile yaptırım öngörülmüştür.
Öte yandan; aynı Kanun’un, yine sekizinci bölümünde yer alan “Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları” başlıklı 37. maddesinin 1. fıkrasına 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunla eklenen cümlede, “Hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerler de bu fıkranın uygulanması bakımından kurum olarak kabul edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık, cezalarının infazı açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilen hükümlülerin, -özel izinde bulundukları günler hariç- sağlık, eğitim ya da çalışma dahil herhangi bir nedenle ceza infaz kurumu dışında bulundukları sırada cep telefonu bulundurma ve kullanma hakkı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
5275 sayılı Kanun’un yukarıda aktarılan hükümlerinin irdelenmesinden; kanun koyucunun, açık ya da kapalı ceza infaz kurumunda bulunması veya ceza infaz kurumu içinde ya da dışında olması fark etmeksizin bütün hükümlülerin cep telefonu, telsiz ve sair elektronik haberleşme aracını bulundurmasının ve kullanmasının; kullanım amaç ve sınırlarının takip edilmesindeki güçlük, infazın temel amaçlarından olan “hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirme ve toplumu suça karşı koruma” hususları da gözetilerek yasaklanmasını amaçladığı sonucuna varılmış olup; aksi yorumun, kurum içinde sürdürülecek yasağın, kurum dışında uygulanmaması suretiyle anlamını yitirmesine neden olacağı açıktır.
Esasen, 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesinde tanımlandığı üzere, açık ceza infaz kurumlarının, güvenlik bakımından hükümlülerin sürekli olarak kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi altında bulunduğu yerler olduğu dikkate alındığında; kurum içindeki söz konusu güvenlik koşulları altında dahi yasaklanan cep telefonu bulundurma ve kullanma eyleminin, söz konusu denetimin azaldığı veya hiç olmadığı kurum dışında evleviyetle geçerli olacağının kabulü gerekmektedir.
Nitekim, davacının yüksek lisans programı derslerine kurum görevlisinin nezareti olmaksızın kişisel imkanları ile gidip gelmek suretiyle katıldığı da göz önünde bulundurulduğunda, kurum dışında cep telefonu kullanım amaç ve sınırlarının takip edilmesindeki güçlük ve bu bağlamda kanun koyucunun kurum içi veya dışı ayrımı yapmadan getirdiği yasaklamanın amacı somut olayda da açıkça ortaya çıkmaktadır.
Kaldı ki, 14/4/2020 tarihli ve 7242 sayılı Kanunla, 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesinin 1. fıkrasına eklenen cümle ile bu amaç açıkça vurgulanmış ve hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerler de “kurum” olarak kabul edilmiştir.
Her ne kadar anılan hükümde, “bu fıkranın uygulanması bakımından” denilmek suretiyle yalnızca disiplin cezaları yönünden kurum tanımının genişletildiği ileri sürülebilir ise de; cep telefonu, telsiz ve sair elektronik haberleşme aracı bulundurma ve kullanma eyleminin, Kanun’un 66. maddesinin 4. fıkrasıyla yasaklandığı, 44. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi ile de yaptırıma bağlandığı dikkate alındığında; iki maddenin, başka bir ifadeyle yasaklamaya ve disiplin cezasına ilişkin hükümlerin bütünlük oluşturduğu ve ayrı düşünülemeyeceği, dolayısıyla kurum tanımındaki genişletici kuralın, yasaklama hükmü bakımından da uygulanması gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Buna göre, ceza infaz kurumu içerisinde veya (cezanın infazının ve hükümlülük durumlarının halen devam ettiği dikkate alınmak suretiyle) çalışma veya eğitim dahil herhangi bir nedenle kurum dışında bulundukları esnada cep telefonu bulundurmaları ve kullanmalarının kanunen mümkün olmadığı yolundaki dava konusu düzenlemenin, yukarıda anılan Kanun ve Tüzük hükümlerinin uygulanması amacıyla tesis edildiği anlaşılmakta olup; bu haliyle dava konusu düzenlemede mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırılık görülmemektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.