Danıştay Kararı 10. Daire 2019/5868 E. 2022/4564 K. 19.10.2022 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/5868 E.  ,  2022/4564 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5868
Karar No : 2022/4564

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …2- … 3- …4- …5- … 6- …7- ….8- …9- …10- …11- …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Huk. Müş. …

İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 31/03/2010 tarihinde, Van ili, Çaldıran ilçesi, … köyünde, davacılar murisi …’ın, … Hudut Alayı’na bağlı askerin silahından çıkan kurşun sonucu vefatı olayında idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık babası … ve annesi … için ayrı ayrı 100.000,00 TL maddi, annesi, babası ve kardeşlerinin her biri için 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 750,000.00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacılar murisinin de aralarında yer aldığı atlı grubun, sınırın İran tarafından kaçak mazot getirerek suç işledikleri, kaçakçılığı önlemek ve sınır güvenliğini sağlamakla görevli askerler tarafından yapılan ikazlara rağmen atlarını askerlerin üzerine sürerek kaçmaya çalıştıkları sırada kaçakçılardan birinin atıyla beraber bir askerin üzerine düşmesiyle askerin silahının ateş alması sonucu davacılar murisinin vefatı olayında idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, murislerinin ölümü ile ilgili olarak açılan ceza davasında sanık hakkında verilen beraat kararının Askeri Yargıtay tarafından bozulduğu, görülmekte olan ceza davasının bakılan davada bekletici mesele yapılması gerektiği iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
31/03/2010 tarihinde, saat 02.00 sularında, Van Çaldıran 6. Hudut Alayı’na bağlı askerler tarafından atlı bir grubun sınırın Türkiye tarafındaki … köyünden İran tarafına geçmek üzere olduklarının tespit edilmesi üzerine, askerlerin tim olarak olay yerine intikal ettiği, atlı grubun İran’dan dönüşünü beklemek amacıyla tim ekibinin iki gruba ayrıldığı, bir kısmının köy istikametinde bir kısmının ise tekrar İran tarafına kaçmalarını önlemek için sınır istikametinde pusu kurdukları, mazot kaçakçılığı yaptığı anlaşılan atlı grubun İran sınırından … köyü istikametine doğru hareket ettiği sırada pusuda bekleyen grup tarafından atlı gruba müdahale edilmesi üzerine köy istikametine gidemeyen grubun geri dönerek ters istikamete (sınır istikametine) doğru hareket etmesi neticesinde silah sesi duyulduğu ve atın üzerinde bulunan davacılar murisinin yere düşerek vefat ettiği dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacılar murisinin ölümü ile ilgili olarak açılan ceza davası sonucunda; Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce
… tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile sanık er … hakkında “kanun hükmünü icrada sınırın aşılması suretiyle ölüme sebebiyet vermek” suçundan beraat yolunda verilen kararın, (Kapatılan) Askeri Yargıtay … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bozulması üzerine, dosyanın gönderildiği … Asliye Ceza Mahkemesi’nce, … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ile, (Kapatılan) Askeri Yargıtay … Dairesi’nin bozma kararına uyularak, “sanığın el svaplarında atış artığı tespit edildiği, uzmanlık raporunda atışın uzak mesafeden yapılmış bir atış olduğunun belirtildiği, olay yerinde bulunan kovanların sanığın silahından atılmış olduğu, sanığın savunmalarında silahının emniyetinin kapalı olduğu, emniyetin düşerken açıldığı ve silahın ateş aldığı yönündeki beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik savunma olarak değerlendirildiği, sanığın silahla ateş ederken neticeyi öngördüğü ancak istemediği” gerekçesiyle “bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun’un “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesinde, Kanunun amacının T.C. Devleti kara sınırlarının korunması ve güvenliğinin sağlanması ile ilgili esas ve usulleri düzenlemek olduğu, Kanunun bu görevleri yerine getirecek Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve bu Komutanlık tarafından tefrik edilen birliklerle bu birliklerin emrine verilen veya desteğine tahsis olunan diğer birlikleri kapsadığı düzenlenmiştir. Aynı Kanunun “Görev, Yetki ve Görev İlişkileri” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının 2. alt bendinde, gümrük hattındaki giriş ve çıkış kaçakçılığı ile kara sınırları boyunca tesis edilen birinci derece askeri yasak bölge içerisinde suç teşkil eden eylemleri önlemek, suçluları yakalamak, bu bölgede işlenen meşhut suç faillerini ikinci derece askeri yasak bölgede de takip etmek ve yakalamak, failler hakkında zorunlu yasal işlemleri yapmak, yakalanan kişi ve suç delillerini ilgisine göre mahalli güvenlik kuvvetlerine teslim etmek görevinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ait olduğu ve bu görevin sınır birliklerince yerine getirileceği belirtilmiştir.
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun “Silah Kullanma Yetkisi” başlıklı 22. maddesinde, Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı ve yollardan başka yerlerden gümrük bölgesine girmek, çıkmak veya geçmek isteyen kişiye “dur” uyarısında bulunulmasına rağmen bu uyarıya uymaması halinde, havaya ateş edilmek suretiyle uyarının yineleneceği, ancak silâhla karşılığa yeltenilmesi ve sair surette meşru müdafaa durumuna düşülmesi halinde, yetkili memurların saldırıyı etkisiz kılacak oranda doğrudan hedefe ateş edebileceği düzenlenmiştir.
Öte yandan, Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik” başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, “Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.” hükmü; 2. fıkrasında, “Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir.
” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Davacılardan ‘…ın İstinaf İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Dava dosyasının incelenmesinden; … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulmasının talep edildiği, ancak UYAP sisteminden alınan nüfus kayıt örneğine göre davacı Gülseren Tançoban’ın 29/12/2019 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı Kanun’un 26. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir.” hükmünden kastedilen; münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalardır. Bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda; Mahkemece, davacının vefat etmiş olduğu ve uyuşmazlığın yalnız öleni ilgilendiren bir dava niteliğinde bulunmadığı gözetilerek, 2577 sayılı Kanun’un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Bölge İdare Mahkemesi Kararının Diğer Davacıların İstinaf İstemlerinin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Yukarıda aktarılan Kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kara sınırlarını korumak, güvenliğini sağlamak, gümrük hattındaki giriş ve çıkış kaçakçılığı ile kara sınırı boyunca tesis edilen birinci derece askeri yasak bölge içindeki suç teşkil eden eylemleri önlemek ve suçluları yakalamakla görevli güvenlik güçlerinin, bu görevlerini ifa ederken, silah kullanma yetkisine sahip olduğu açıktır.
Bununla birlikte, söz konusu yetkinin sınırsız olamayacağı, kanunla belirlenen sınırlar çerçevesinde, ölçülü bir şekilde kullanılması gerektiği kuşkusuzdur.
Buna göre, yasa dışı yollardan ülkeye girmek isteyen kişiye yönelik silah kullanma yetkisinin yasal sınırlarda kaldığından ve ölçülü olduğundan bahsedebilmek için, güvenlik güçlerince öncelikle “dur” ihtarında bulunulması, bu uyarıya uyulmaması halinde “havaya ateş” edilmek suretiyle uyarının yenilenmesi, buna rağmen kişinin “silahla karşılık vermesi” veya benzer bir sebeple “meşru müdafaa” durumuna düşülmesi gerekmektedir. Belirtilen koşulların hepsinin, aktarılan sırayla gerçekleşmemesine karşın silah kullanılması halinde, kanuni yetkinin aşılacağı, dolayısıyla hizmetin kusurlu işletilmiş olacağı açıktır.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacılar murisinin ölümüyle ilgili olarak açılan ceza davasında, … Asliye Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile er …’nin bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan mahkumiyetine hükmedildiği ve dosyanın şu an Yargıtay’da temyiz incelemesinde olduğu, ceza davası sonucunda verilecek kararın bakılmakta olan tam yargı davasında olayın aydınlatılması noktasında etki edeceği görüldüğünden; Bölge İdare Mahkemesince, sanık er … hakkında açılmış olan ceza davasında verilecek kararın kesinleşmesinin beklenilmesinin ardından, dava dosyası bir bütün halinde incelenerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, yeniden verilecek karar öncesi yapılacak incelemede; davalı idarenin olayda hizmet kusurunun bulunduğu kanaatine varılırsa, müteveffanın da kusur durumunun araştırılacağı tabiidir.
Bu itibarla, temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararının davacılardan … dışında kalan diğer davacıların istinaf istemlerinin reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının, davacılardan …’ın istinaf isteminin reddine ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası hükmünün uygulanmasını teminen BOZULMASINA, davacılardan … dışındaki diğer davacıların istinaf istemlerinin reddine ilişkin kısmının esas yönünden BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/10/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.