Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/3620 E. , 2022/5772 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/3620
Karar No : 2022/5772
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
VASİ : 2- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, takdir komisyonu kararları uyarınca, re’sen tarh edilen 2015 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2015/1-3 dönemi vergi ziyaı cezalı geçici verginin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının kısıtlı olduğu ve vesayet makamı tarafından dava açılması için izin alındığına ilişkin kararın veya vesayet makamından izin almak için başvuru yapılıp Mahkeme esas numarası ile tevzi formunun, “dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceği” ihtaratına yer verilen ve makul olarak belirlenen 15 (on beş) günlük ara karar cevap süresi geçtikten uzun bir süre sonraki işbu karar tarihi itibarıyla da sunulmadığı ve böylelikle davanın usulüne uygun olarak açılmadığı anlaşılmakla, 6100 sayılı Kanun’un 54/3. maddesi uyarınca dava açılmamış sayılması gerektiğinden işbu davanın esasının incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, işin esasının incelenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava açılış tarihinde, davacının ehliyetli olduğu, vesayet makamından bu konuda izin alınması gerekmediği, vasinin davaya devam etme iradesini ortaya koymuş olduğu buna göre işin esasının incelenmesi ve aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, iptal davaları, idarî işlemler hakkında menfaatleri ihlâl edilenler tarafından, tam yargı davaları da idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış; 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçelerinin, diğer ilk inceleme konuları yanında ehliyet yönünden de inceleneceği belirtilmiş; 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, 14. maddenin 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hâllerde davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hâkimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hâllerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sûkünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 51. maddesinde, dava ehliyetinin medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği belirtilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 14. maddesinde, kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı; 16. maddesinde, kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri; 407. maddesinde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her erginin kısıtlanacağı, cezayı yerine getirmekle görevli makamın, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlü olduğu; 413. maddesinde, vesayet makamının, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atayacağı; 462. maddesinde, vasinin dava açabilmesi için vesayet makamının izninin gerektiği; 471. maddesinde ise, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı belirtilmiştir.
Aktarılan kurallar uyarınca, bir yıl veya daha fazla süreli hapis cezasına mahkûm olanların cezalarını çekmeye başlamaları üzerine, hükmü icra ile görevli makamın durumu sulh hukuk mahkemesine hemen ihbar ederek vasi atanmasını sağlamakla yükümlü olduğu, kısıtlının, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davalar dışındaki davaları vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinin izni ile vasisi tarafından veya vasinin tayin edeceği vekil aracılığıyla açabileceği kuşkusuzdur.
Ancak bahsi geçen iznin, dava açılmasına yönelik olduğu ve açılmış olan davada, davaya devam etmek yahut usul işlemlerini yerine getirmek için ayrıca bir izin müessesinin düzenlenmediği de ortadır, nitekim kısıtlılık kararının, yenilik doğurucu bir karar olduğu doktrinde kabul gördüğü gibi dairemiz açısından da muteberdir.
Ayrıca, adil yargılanma ilkesi açısından düşünülünce, idari yargıda yerleşik olduğu üzere, vesayet makamından söz konusu iznin, mahkemelerce sorulması yoluna gidilmesi gerektiği de beklenmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davanın ilk olarak 22/12/2020 tarihinde açıldığı, davacının kısıtlanmasına ilişkin kararın, 18/03/2021 tarihinde verilmiş olduğu buna göre davayı açtığı sırada objektif ehliyeti bulunan davacının, dava devam ederken kısıtlandığının kabulü gerektiği, davacının vasisinin de davaya devam etme iradesini gösterdiği dikkate alındığında, davada işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekmekte olup yazılı gerekçeyle verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Dava dairesince verilecek kararda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45/5. maddesi kapsamında bir karar vermesi gerektiği de tabidir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 19/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.