Danıştay Kararı 7. Daire 2019/647 E. 2022/3992 K. 19.10.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/647 E.  ,  2022/3992 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/647
Karar No : 2022/3992

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tekstil Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına 2015 yılında tescilli muhtelif tarih ve sayılı 57 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın kıymetinin, kayıt belgesinde belirlenen eşik değerden beyanı üzerine tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergilerinin fazlaya isabet eden kısımlarının 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 211. maddesine göre iadesi talebinin reddine dair karara vaki itirazın zımnen reddine dair işlemin iptali ile fazladan ödenen tutarın hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na göre, gümrük kıymeti gerçek satış bedeli olduğundan gözetim önlemlerinin yanlış uygulanması nedeniyle fazla tahakkuk ettirilen vergilerde hukuka uyarlık bulunmadığı; fazladan ödenen tutarın Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca yasal faiziyle iadesinin gerektiği; her beyanname için ayrı ayrı açılan beş adet davanın birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonucu haklı çıkan davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Seri davalarda ücret” başlıklı 22. maddesinde toplamda yirmi dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine hükmedileceği kurala bağlandığından, beş adet vekalet ücretine hükmedilmesinin icap ettiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali ile fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmiş ve davacı lehine beş tam avukatlık ücreti tutarında vekalet ücretine hükmedilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kayıt belgesi uygulaması ile ithal edilen eşyanın cinsinin ve kalitesinin kayıt altına alınmasının amaçlandığı, vergilendirmeyi etkileyecek bir kıymet kriterinin getirilmediği, kayıt belgesi alan davacının, yurt dışı gider beyan etmek suretiyle matrah yükseltmeye zorlanmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME ve GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 232. maddesinde, konusu ve yükümlüsünün aynı olması, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık bulunması şartıyla; birden fazla işleme veya beyannameye ilişkin gümrük vergileri ve para cezalarına tek tahakkuk ve ceza kararının düzenlenebileceği belirtilmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Aynı dilekçe ile dava açılabilek haller” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı, ancak aralarında maddi ve hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesinde, hakimin yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu, 57. maddesinde, davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hallerinde birden çok kişinin ihtiyari dava arkadaşı olarak birlikte dava açabilecekleri gibi, aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği; 166. maddesinde, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaların, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan mahkeme kararının verildiği tarihte geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 8. maddesinde, bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunacağı, 22. maddesinde ise, ihtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda onbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine hükmedileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’un 22. maddesi ile değişik 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, konusu ve yükümlüsü aynı olan, aralarında maddi ve hukuki yönden bağlılık bulunan birden fazla işlem için idarelerce tek kararın alınabileceği ve aralarında bağlılık veya sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılabileceği, ihtiyari dava arkadaşlığının, birden çok kişinin birlikte dava açmaları veya aleyhlerine birlikte dava açılması hallerinde söz konusu olabildiği ve ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olması halinde, seri davadan bahsedilebileceği, aynı düzey ve sıfattaki farklı mahkemelerde açılmış davaların birleştirilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, muhtelif serbest dolaşıma giriş beyannamesine ilişkin geri verme taleplerinin reddine ilişkin kararlara kaşı tek bir dilekçe ile yapılan itirazın zımnen reddedildiği, farklı beyannamelerden kaynaklanmakla birlikte, aynı maddi olay ve uyuşmazlık nedeniyle tesis edildiği anlaşılan işlemin, belirli sayıda beyanname gruplarına bölünmek suretiyle birden fazla davaya konu edildiği, Mahkemece dava dilekçeleri üzerine birleştirilme kararı verilerek uyuşmazlığın tek dosya üzerinden tekemmül ettirildiği ve davacı hakkında tesis edilen idari işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Olayda, seri davaya konu olabilecek birden çok kişi hakkında tesis edilen bir işlem bulunmadığı gibi, birleştirilen dava dilekçelerinin ayrı ayrı incelenmesini gerektiren maddi ve hukuki neden de bulunmamaktadır. Davaların etkin ve hızlı bir şekilde çözümlenmesine ilişkin kurala diğer bir deyişle usul ekonomisine uygun değildir. Bu bakımdan, davacı adına tesis edilen aynı idari işlemde yer alan beyannamelere ilişkin olarak ayrı ayrı açılan dava dosyalarının birleştirilmesi suretiyle yargılama yapılması sonucunda birleştirilen işbu davada, haklı çıkan davacı lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf istemi reddedilen ilk derece mahkeme kararında yer alan vekalet ücreti tutarının “1.210 TL ” şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.