Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/1308 E. 2022/2931 K. 19.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1308 E.  ,  2022/2931 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1308
Karar No : 2022/2931

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/11/2021 tarih ve E:2017/4830, K:2021/4021 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/11/2021 tarih ve E:2017/4830, K:2021/4021 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu” ve “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden; davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, sınavlara örgütün hâkim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, murakıplık ve hâkim savcı staj dönemi ablalığı görevlerinde bulunarak örgüt içerisinde aktif görevler aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Çalışma evinde sınava hazırlanma hususu yönünden, … Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 08/11/2018 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağının değerlendirilmesinden, davacının hâkim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığının anlaşıldığı; davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hâkim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, adli yardım kabul kararının, karar kesinleşene kadar geçerli olduğu hâlde temyize konu kararda, yargılama giderinin tahsiline yönelik kesinleşme beklenmeden müzekkere yazılması yönünde karar verilmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu, Daire kararının vekâlet ücretine ilişkin kısmının hak arama özgürlüğü / mahkemeye erişim hakkı kapsamında ölçülü, makul ve orantılı olmadığı; ceza dava dosyasının kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmesi gerekirken dosyanın karara bağlanmasının bozma sebebi olduğu; anayasal, kanuni ve içtihadi güvencelere aykırı olacak şekilde meslekten çıkarılma gerekçesinin ne olduğunu bilmeksizin, isnadın nedeninden ve niteliğinden ayrıntılı olarak haberdar edilmeksizin, somut olay ve olgulara dayanan objektif bir delil gösterilmeksizin ve gerekçe tebliğ edilmeksizin, ilgili Kurum/Kurul huzurunda sözlü savunma alınması zorunlu olmasına karşın yazılı savunması alınmaksızın, kendini savunma imkânı verilmeksizin bir daha kamuda çalışamayacak şekilde meslekten çıkarılmasının davalı idarenin ön yargı ile hareket ettiğini gösterdiği, dava konusu işlem tarihinden sonra meydana gelen gelişmelerin veya vakıaların işlemin hukukiliğine vücut vermeyeceği; özel bilirkişi raporunda ByLock kullanıcısı olmadığı ortaya konulmasına, ByLock raporunda herhangi bir içerik de tespit edilmemesine rağmen, ByLock kullanıcısı olduğuna dair yetersiz belgeye dayanılarak eksik araştırmayla hüküm kurulduğu, bu durumun hukuk düzenince kabulünün mümkün olmadığı; itirafçı tanık ifadelerinin CMK’nın 148. maddesi ışığında yasa dışı delil niteliğinde olduğu, dikkate alınamayacağı, tanıkların hazır bulunduğu kamuya açık bir duruşmada ifadelerini tekrarlamadığı, ifadelerinde suç işlediğine dair herhangi bir iddiada bulunmadığı, bahsettikleri davranışların tamamının işlendiği zaman yasal olan faaliyetler olduğu, tanıklardan K.Ö. ve E.Ö.Y.’nin ifadelerini geri çekmelerine rağmen hükme esas alındığı, tanık ifadelerinin iftira içeren dedikodudan öte bilgi içermediği; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini gösteren hiçbir somut delilin dosyada bulunmadığı, hayatının hiçbir bölümünde FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak halinde olmadığı, hiçbir kişiselleştirme içermeyen kanun metninden ibaret basmakalıp ifadelerle, somut delil ve gerekçe gösterilmeksizin, kişisel kusur araştırılmaksızın anayasal prensiplere sadakat göstermediği iddiasında bulunulmasının bozma sebebi olduğu; hakkında verilen kararın ne usulüne uygun şekilde yürütülen bir disiplin soruşturmasına ne de bir ceza yargılaması sonucunda verilen mahkûmiyet hükmüne dayanmakta olduğundan, her yönden adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu; dava konusu işlem ve temyize konu karar ile özel hayata saygı hakkı, dernek kurma ve toplantı özgürlüğü, mülkiyet hakkı, çalışma hakkı, eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, Daire kararının “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” kısmının “Davacıya İlişkin Süreç” bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ”silahlı terör örgütüne üye olmak” isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/11/2021 tarih ve E:2017/4830, K:2021/4021 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 19/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.