Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/2101 E. 2022/2926 K. 19.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2101 E.  ,  2022/2926 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2101
Karar No : 2022/2926

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …
Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 22/03/2022 tarih ve E:2017/1476, K:2022/1430 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: (Mülga) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından çıkarılan “Yargı Kararının Uygulanması” konulu 05/05/2017 tarih ve 99858683/ 641.01 sayılı genel yazı ile bu yazının dayanağını teşkil eden 05/05/2017 tarih ve 1236 sayılı Bakan Oluru’nun iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 22/03/2022 tarih ve E:2017/1476, K:2022/1430 sayılı kararıyla;
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 1 ve 2.; Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın 9. maddesinin dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâllerine yer verildikten sonra,
Danıştay Beşinci Dairesinin 28/02/2014 tarih ve E:2011/4869 sayılı kararıyla 5258 sayılı Kanun’un 8. maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Mahkemenin …tarih ve E:…; K:…sayılı kararıyla, kamu görevlisi statüsünde olan aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının, özlük hakları kapsamında bulunan izin hakkına ilişkin temel ilkelerin yönetmelikle düzenlenmesine imkan tanıyan kuralların, kamu görevlilerinin statülerinin kanunla düzenlenmesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği yönündeki anayasal ilkelerle bağdaşmadığı gerekçesiyle 5258 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasının “Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar…” ve “Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak, Sağlık Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” bölümlerinin “sözleşmeli aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının izin hakkı” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verildiği, söz konusu karara dayanılarak yönetmeliklerde aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine ilişkin olan düzenlemelere karşı açılan davalarda, izin düzenlemesinin Kanun ile yapılması gerektiğinden bahisle yürütmenin durdurulması ve iptal kararlarının verildiği, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının 10/01/2015 tarih ve 29232 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasına karşın yasa koyucu tarafından kararda ortaya konulan yasal boşluğun doldurulmadığı, bu suretle aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine ilişkin olarak uygulanabilecek bir mevzuat hükmünün kalmadığı,
Dava konusu düzenlemenin, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izin kullanabilmelerini teminen, anılan yargı kararlarının gerekçeleri dikkate alınarak çıkarıldığı; Bakan Oluru ile 5258 sayılı Kanun’da aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine yönelik bir düzenleme bulunmaması nedeniyle anılan Kanun’da bir düzenleme yapılıncaya kadar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B. maddesi çerçevesinde görev yapan sözleşmeli kamu görevlilerine ilişkin izin hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinin belirtildiği,
Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin 5258 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasına ilişkin olarak verdiği iptal kararı üzerine doğan hukuksal boşluğun yasama organı tarafından doldurulmasına kadar geçecek zaman zarfında, idari hizmet sözleşmeli kamu görevlisi olduğu açık olan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izni konusunda, kamu görevlilerine ilişkin genel kanun olması dolayısıyla, 657 sayılı Kanun’un sözleşmeli personelin izinleri için belirlenen hükümlerinin uygulanmasını öngören dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yargı kararlarında izinlerin haksız yahut yanlış olduğuna dair bir gerekçenin bulunmadığı, davalı idarece kıyas yoluyla 4/B’li personele ilişkin hükümlerin uygulanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu işlem ile aile hekimliği çalışanlarının Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinde belirlenen izin sürelerine göre kaybın söz konusu olduğu, açılan davaların nedeninin bu hakları kaybetmek değil, izin hakkını yasal bir zemine oturtmak olduğu, bu nedenle dava konusu düzenlemenin hukuki olmadığı; dava açıldıktan sonra 7151 sayılı Kanun ile 5258 sayılı Kanun’da düzenleme yapıldığı, Anayasa Mahkemesinin kararından sonra makul süre içerisinde düzenleme yapılmayarak çalışanları mağdur eden davalı idarenin uygulamasının hatalı olduğu, davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, taraflarına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerin hukuki ve maddi yönden mesnetsiz olduğundan temyiz talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 22/03/2022 tarih ve E:2017/1476, K:2022/1430 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 19/10/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.