Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2022/466 E. 2022/2965 K. 19.10.2022 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/466 E.  ,  2022/2965 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/466
Karar No : 2022/2965

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … Şarapçılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2015/6235, K:2021/3338 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı düzenleyici kararı ile anılan kararın ekinde yer alan davacıya ait “…”, “…”, “…”, “…”, “…”, “…” ve “…” isimli alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı işleminin, Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 19. maddesinin iptali ile 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun 6. maddesinin 9. fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2015/6235, K:2021/3338 sayılı kararıyla;
Davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak, işin esasına geçilmiş,
4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 3. maddesinin 1. fıkrasının (a), (e), (l) ve (m) bentleri; 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun 6. maddesinin 9. fıkrası, Geçici 1. maddesinin 3. fıkrası ve Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 19. maddesine yer verilerek,
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 19. maddesi yönünden;
4733 sayılı Kanun ile 4250 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemelerden, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun, alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin alkollü içkilerde kullanılmamasını sağlamaya yönelik olarak ikincil düzenlemeler yapmaya, bu düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde alkollü içki piyasasında kullanılan markaların, kanun hükümlerine uygun hâle getirilmesini ve uygun olmayan ürünlerin bu tarihten itibaren piyasaya arz edilmemesini sağlamaya yetkili kılındığının anlaşıldığı,
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 19. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinin “alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz.” şeklinde olduğu ve birebir kanun maddesi ile aynı olduğu, aynı fıkranın devamında yer alan (a), (b) ve (c) bentlerinin ise düzenlemeyle ilgili uygulamanın nasıl olacağına dair somut bir çerçeve çizmeye yönelik düzenlemeler içerdiğinin anlaşıldığı,
Bu nedenle, kanun maddesi ile aynı düzenlemeyi içeren ve kanun maddesi ile ortaya konulan hükmün uygulanması ile ilgili somut kıstaslar ortaya koyan, kanun maddesi ile çizilen çerçeve dahilinde uygulamanın somut ve belirli bir şekilde yürütülmesine yönelik olarak düzenleme içeren dava konusu Yönetmelik maddesinde üst hukuk kurallarına aykırılık bulunmadığı,
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı düzenleyici kararı yönünden;
4733 sayılı Kanun uyarınca piyasaya ilişkin faaliyetleri düzenlemeye ve denetlemeye yetkili bulunan davalı idare tarafından, çerçevesi kanunla çizilmiş alanda düzenleme yapılabileceği; davalı idarenin tütün ve alkol tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ya da tıbbî nitelikteki her türlü zararlı etkileri önleyecek düzenlemeleri yapmak, bunlarla ilgili kararları almak konusunda yetkili olduğu; 4250 sayılı Kanun ile Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, gereklilikleri taşımayan mevcut ürünlerin, bu maddenin Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirileceği kuralı dikkate alındığında, dava konusu işlem ve Kurul kararı ile kullanılması yasaklanan alkollü içki markalarına ait ürünlerin 31/12/2015 (16/12/2015 tarihli karar ile uygulama tarihi 30/06/2016 olarak değiştirilmiştir) tarihinden sonra piyasada bulundurulmamasına ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Davacıya ait “…”, “…”, “…”, “…”, “…”, “…” ve “…” isimli alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı işlemi yönünden;
Davacıya ait “…”, “…”, “…”, “Kermes”, “…”, “…” ve “…” isimli alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına yönelik dava konusu işlemin, Anayasa, kanun ve ilgili Yönetmelik düzenlemelerine uygun bulunan … tarih ve … sayılı düzenleyici Kurul kararında belirlenen ilke ve esaslara uygunluğunun irdelenmesi amacıyla Dairelerinin 17/03/2021 tarihli ara kararıyla Türk Patent ve Marka Kurumundan, “…”, “…”, “…”, “…”, “…”, “…” ve “…” adıyla başvurusu yapılmış, tescil edilmiş, koruma süresi devam eden veya süresi sona ermiş bütün marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretlere ilişkin başvuru, tescil ve sona ermeye yönelik tüm bilgi ve belgeler istenildiği, istenilen belgelerin anılan Kurumun 17/05/2021 tarihli cevabi yazısı ekinde gönderildiği,
Dosyanın incelenmesinden,
-“…” isimli alkollü içki markası için 22/04/2008 tarihinde tescil başvurusunda bulunulduğu, anılan markanın tescil tarihinin 01/07/2009 olduğu, buna karşılık “…” isimli alkollü içki dışındaki başka bir ürün markasının tescilinin 25/07/2005 tarihinde gerçekleştirildiği ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte süresi yenilenmiş durumdaki anılan markanın koruma altında olduğu;
-“…” isimli alkollü içki markası için 15/02/2013 tarihinde tescil başvurusunda bulunulduğu ve anılan markanın tescil tarihinin 03/01/2014 olduğu, davacıya ait “…” isimli alkollü içki markasının tescil tarihinde 07/12/2004 tarihinde tescil edilmiş alkollü içki dışındaki ürün markasının 10 yıllık koruma süresinin dolmuş ve yenileme talebinde bulunulmamış olduğu, davacıya ait “…” markasının tescil tarihinde bu marka adı ile çatışan başka bir ürüne ait marka adını taşıyan tescilin bulunmadığı;
-“…” isimli alkollü içki markası için 03/04/2008 tarihinde tescil başvurusunda bulunulduğu, anılan markanın tescil tarihinin 04/05/2009 olduğu, buna karşılık “… memba suyu” isimli alkollü içki dışındaki ürün markasının tescilinin 03/07/1991 tarihinde gerçekleştirildiği ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte süresi yenilenmiş durumdaki anılan markanın koruma altında olduğu;
-“…” isimli alkollü içki markası için 22/10/2010 tarihinde tescil başvurusunda bulunulduğu, anılan markanın tescil tarihinin 27/02/2012 olduğu, buna karşılık aynı ismi taşıyan alkollü içki dışındaki başka bir ürün markasının tescilinin, 10/03/1993 tarihinde gerçekleştirildiği ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte süresi yenilenmiş durumdaki anılan markanın koruma altında olduğu;
-“…” isimli alkollü içki markası için 27/10/2004 tarihinde tescil başvurusunda bulunulduğu ve anılan markanın tescil tarihinin 02/01/2006 olduğu, davacıya ait “…” isimli alkollü içki markasının yasaklanmasına yönelik dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte 29/05/2005 tarihinde tescil edilip 10 yıllık koruma süresi dolan ve yenileme talebinde bulunulmayan alkollü içki dışındaki ürün markasının … tarih ve … sayılı düzenleyici Kurul kararında “Müddet” olarak belirtilen nitelikte olduğu ve koruma kapsamında olmadığı;
-“…” isimli alkollü içki markası için şekil ve “…” ibarelerini içeren marka tescilinin 01/02/1999 tarihinde gerçekleştirildiği ve 10 yıllık koruma süresinden yararlanmak üzere 10/08/2007 ve 14/08/2017 tarihlerinde yenileme başvurusunda bulunulduğu, “Öküzgözü” isimli markanın davacı adına tescil edildiği tarihte aynı isimli başka herhangi bir markanın tescil edilmiş durumda olmadığı, davacının “…” marka adının dava konusu yasaklama işleminin tesis edildiği tarihte tescilli ve koruma altında olduğu;
-“…” isimli alkollü içki markası için şekil ve “…” ibarelerini içeren marka tescilinin, 18/02/1999 tarihinde gerçekleştirildiği ve 10 yıllık koruma süresinden yararlanmak üzere, 14/01/2008 ve 29/01/2018 tarihlerinde yenileme başvurusunda bulunulduğu, “…” isimli markanın davacı adına tescil edildiği tarihte aynı isimli başka herhangi bir markanın tescil edilmiş durumda olmadığı, davacının “…” marka adının dava konusu yasaklama işleminin tesis edildiği tarihte tescilli ve koruma altında olduğunun anlaşıldığı,
Bu durumda, davacıya ait alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına ilişkin dava konusu … tarih ve … sayılı Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı işleminin “…”, “…”, “…” ve “…” isimli alkollü içki markalarına ilişkin kısmında hukuka uygunluk; “…”, “…” ve “…” isimli alkollü içki markalarına ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
Dava konusu Yönetmelik’in 19. maddesi, … tarih ve … sayılı düzenleyici Kurul kararı ve Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin “…”, “…” ve “…” isimli alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin “…”, “…”, “…” ve “…” isimli alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, alkollü içki markaları ile ilgili mutlak tescil engeli niteliğindeki 4250 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 9. fıkrasının, yasakçı içeriği ile hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, ölçülülük ve eşitlik ilkelerini ihlal ettiği, alkollü içki markasına sahip üreticinin mülkiyet hakkına zarar verdiği, uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, bu nedenlerle, 4250 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 9. fıkrasının iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulmasına karar verilmesi gerektiği; Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “Reklam ve tanıtım” başlığını taşıyan 19. maddesiyle 4250 sayılı Kanun’da bulunmayan, “ayniyet”, “benzerlik”, “çağrıştırma”, dolaylı tanıtma”, “teşvik etme”, özendirme”, “karşılaştırılacak unsurları kullananlar arasında hukuki veya fiili bir bağlantı ya da menfaat bağı” gibi, sınırlarının belirlenmesi imkansız kriterler getirilerek, alkollü içki markalarının kullanılması veya yeni alkollü içki markası tescilinin imkansız hale getirildiği; 19. maddenin, ithal edilen alkollü içki markalarına uygulanmaması nedeniyle, ülke içinde üretim yapan alkollü içki üreticisinin üretim yapmaktan vazgeçmesine hatta işyerini kapatmasına neden olduğu, bu durumun, alkollü içki tüketimini azaltmadığı, yerli üreticinin zarar görmesinin yanında ülkemize kaçak yollardan alkollü içkilerin girmesine neden olduğu; TAPDK Kararı ile “Piyasaya arz etmeyi” de içine alacak şekilde “Piyasada bulundurma” denilerek, düzenlemenin sınırlarının hukuka aykırı olarak genişletildiği; yapılan düzenleme ile, tescil edilmiş ve uzun süredir kullanılmakta olan alkollü içki markasının, kendisinden önce tescil edilmiş benzer markanın olması gerekçesiyle kullanımının yasaklandığı, soyut mülkiyet hakkı niteliğindeki marka hakkının, yönetmelikte yapılan düzenleme ve kurul kararı ile engellenmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu; Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı işleminin dayanağı olan 9782 sayılı TAPDK Kararının, ilgili yönetmelik hükümlerinin ve 4250 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 9. fıkrasının hukuka aykırı olduğu, mülkiyet hakkı kapsamında olan ve uzun süredir kullanılmakta olan alkollü içki markasının kullanımının sonradan yürürlüğe giren ve üstelik Anayasa’ya aykırı düzenleme ile yasaklamanın da açıkça hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığı işleminin, dayanağı Kanun hükmüne uygun olarak tesis edildiği belirtilerek, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : 4250 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 9. fıkrasının uygulanmasıyla sınırlandırılan mülkiyet hakkı ile kamu yararı amacı arasındaki adil denge bakımından uyuşmazlık irdelendiğinde, alkollü içki markalarının kullanılamayacağı diğer ürünler ifade edilirken önce “alkolsüz içki” ibaresi kullanılmış, ardından “sair ürünler” denilmiştir. Dolayısıyla kanun koyucunun amacının öncelikle alkolsüz içeceklerle alkollü içkiler arasında ilişki kurulmasını engellemek olduğu anlaşılmaktadır. Alkolsüz içki ibaresinden sonra “sair ürünler” denilmek suretiyle “diğer” anlamına gelen “sair” ibaresiyle “alkolsüz içki”ye benzer ürünlerin mi yoksa alkolsüz içecek dışındaki her türlü ürünün mü kastedildiği noktasında bir belirsizlik söz konusudur. Bu belirsizlik, kanun hükmünün gençlerin veya toplumun alkollü içkilerin zararlı etkilerinden korunması adına alkollü içki markaları ile herhangi bir tanıtıcı veya ayırt edici işaret benzerliği bulunmasa dahi alkollü içki markası dışındaki her türlü marka isminin, alkollü içki markası olarak kullanılmasının yasaklanması için yeterli olmaktadır. Bu durum, kanun koyucunun toplumun alkolün olumsuz etkilerinden korunması amacı ile bireylerin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin hakkaniyete aykırı ölçüde bozulmasına neden olabilecektir.
Öte yandan, kanunun lafzı, bu Kanun’un uygulanmasında aykırılık için yeterli kabul edilecek, yönetmelikle getirilen analize gerek duyulmayarak yalnızca “marka adına” bakılarak işlem yapılmasına izin verecek ölçüde geniş bir kapsama sahiptir. Bu nedenle, alkolün zararlı etkilerinden toplumun korunması meşru amacı ile alkollü içki marka sahiplerinin mülkiyet hakları arasında hakkaniyetli bir denge kurulamamıştır.
Bu itibarla, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi bulunarak, davada uygulanacak 4250 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 9. fıkrasıyla geçici 1. maddesinin 3. fıkrasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali yolundaki Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 18/10/2021 tarih ve E:2015/6235, K:2021/3338 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 19/10/2022 tarihinde, Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden ise oybirliği ile karar verildi.

(XXX)
KARŞI OY
X- 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun 24/05/2013 tarih ve 6487 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile yeniden düzenlenen 6. maddesinin 1. fıkrasında; alkollü içkilerin her ne surette olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımının yapılamayacağı, bu ürünlerin kullanılmasını ve satışını özendiren veya teşvik eden kampanya, promosyon ve etkinlik yapılamayacağı, ancak, münhasıran alkollü içkilerin uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik ihtisas fuarları ile bilimsel yayın ve faaliyetler düzenlenebileceği, alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayanların, her ne surette olursa olsun hiçbir etkinliğe ürünlerinin marka, amblem ya da işaretlerini kullanarak destek olamayacakları, açık alkollü içki satışı yapmaya ilişkin izin belgesi olan işletmelerde servis amaçlı materyallerde marka, amblem ve logo kullanılabileceği, televizyonlarda yayınlanan dizi, film ve müzik kliplerinde alkollü içkileri özendirici görüntülere yer verilemeyeceği; 9. fıkrasında; alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin de alkollü içkilerde kullanılamayacağı, ancak, ihraç amaçlı üretilenlerde bu fıkra hükmünün uygulanmayacağı; Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, 6. maddenin 8, 9 ve 10. fıkraları kapsamına giren ürünlerin, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirileceği, uygun olmayan ürünlerin bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 11/08/2013 tarih ve 28732 Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’le değişen ”Reklam ve Tanıtım” başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında, “Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz. Kurumca bu fıkranın uygulanmasında;
a) Karşılaştırılacak iki unsurun, ambalaj veya içerik yönünden aynı şekil ve tasarıma sahip olup olmadığı veya iki unsur arasında marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretlerin içerdiği ögeler yönünden açık ve doğrudan bir ayniyet, benzerlik veya çağrıştırma olup olmadığı,
b) Karşılaştırılacak iki unsurun, doğrudan veya dolaylı olarak bir alkollü içkiyi tanıtmayı veya başka bir ürün veya firmaya ait unsurlar üzerinden alkollü içkileri dolaylı olarak tanıtmayı amaçlayıp amaçlamadığı ya da alkollü içki kullanımını doğrudan veya dolaylı olarak teşvik edip etmediği veya özendirici etkisinin olup olmadığı,
c) Karşılaştırılacak unsurları kullananlar arasında hukuki veya fiili bir bağlantı ya da menfaat bağı olup olmadığı, hususlarından birinin mevcudiyeti aykırılık için yeterli kabul edilir.”; Geçici 8. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin 13. maddesinin yedinci ve 19. maddesinin birinci fıkralarında yer alan gereklilikleri taşımayan mevcut ürünler, bu maddenin Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirilir. Uygun olmayan ürünler, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemez.” kuralına yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenlemenin ilk cümlesi, “Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz.” şeklinde olup aktarılan Kanun maddesini aynen tekrar etmekte, aynı fıkranın devamında yer alan (a), (b) ve (c) bentleri ise düzenlemeyle ilgili uygulamanın nasıl olacağına dair somut bir çerçeve çizmeye yönelik düzenlemeler içermektedir. Dolayısıyla, alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin de alkollü içkilerde kullanılamayacağı kanunla belirlenmiş olmakla birlikte, alkollü içki markalarının kanunla belirlenen çerçevede kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesinin tespiti amacıyla Yönetmelik ile bazı kıstaslar getirilmiştir.
Yönetmelik ile, karşılaştırılacak iki unsur, ambalaj ve içerik yönünden aynı şekil ve tasarıma sahip ise, iki unsur arasında marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretlerin içerdiği öğeler yönünden açık ve doğrudan bir ayniyet, benzerlik veya çağrıştırma var ise; ya da karşılaştırılacak iki unsur doğrudan ya da dolaylı olarak bir alkollü içkiyi tanıtmayı veya başka bir ürün veya firmaya ait unsurlar üzerinden alkollü içkileri dolaylı olarak tanıtmayı amaçlamakta ise ya da alkollü içki kullanımını doğrudan veya dolaylı olarak teşvik etmekte veya özendirmekte ise; karşılaştırılan unsurları kullananlar arasında hukuki veya fiili bir bağlantı ya da menfaat bağı bulunuyorsa, alkollü içkilerin; marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin alkolsüz içki ve sair ürünlerde ya da aksi durumda alkolsüz içki ve sair ürünlerin hiçbir marka, tanıtıcı veya ayırt edici işaretinin alkollü içkilerde kullanılamayacağı açıklığa kavuşturulmuştur.
Uyuşmazlıkta ise, davalı idare tarafından detaylı bir inceleme yapılmadığı, kanun hükmünün yalnızca marka isimleri yönünden ele alındığı, markalar arasında kanunun aradığı anlamda bir benzerliğin varlığının yönetmelikte belirlenen ölçütler kullanılarak analiz edilmediği, markalar arasındaki benzerlik veya ayniyetin ancak yönetmelikte belirlenen ölçütler uyarınca bir araştırma ve analiz yapılarak ortaya konulabileceği, bu itibarla, davacı şirkete ait alkollü içki markalarının yasaklanmasına ilişkin Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığının 11/11/2015 tarih ve 134/30486 sayılı işleminde hukuka uygunluk bulunmadığından, Daire kararının anılan işlemi yönünden davanın reddine yönelik kısmının bozulması, iptale yönelik kısmının ise bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

KARŞI OY
XX-Anayasa’nın”Gençliğin korunması” “başlıklı 58. maddesinin 2.fıkrasında, Devletin gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alacağı kurala bağlanmıştır.
4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun 6. maddesinin 9. fıkrasında, “Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz.”; Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, “6. maddenin sekiz, dokuz ve onuncu fıkraları kapsamına giren ürünler, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirilir. Uygun olmayan ürünler, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemez.” kuralına yer verilmiştir.
Kanun’un metni ve düzenleniş biçimi dikkate alındığında, alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işaretinin alkolsüz içki ve sair ürünlerde kullanılamayacağına ilişkin yasaklayıcı hüküm getirilmesiyle amaçlanan hususun, gençlerin alkol bağımlılığından korunması ve kamu düzeninin sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Bu amacın da kamu yararına dönük olduğu açıktır.
Kanun koyucunun amacının, gençlerin veya toplumun alkollü içkilerin zararlı etkilerinden korunması, alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırtedici hiçbir işaretinin alkollü içkilerde kullanılmaması ve böylece alkollü içkilerin reklam ve tanıtımının yapılmasına imkan verecek uygulamaların engellenmesidir. 4250 sayılı Kanun’un 6. maddesindeki düzenlemenin, alkollü ve alkolsüz içecekler ile sair ürünlerde kullanılacak marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretler yönünden yanıltıcı olmamak ve alkollü içkilerin reklam ve tanıtımının yapılmasına imkan vermemek amacını taşıdığı da açıktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde, Daire tarafından, davacıya ait bazı alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına ilişkin Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi, marka hukuku yönünden ele alınmak suretiyle, tescilli/koruma altında olma durumuna göre bir değerlendirme yapılmışsa da, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve bu KHK’yı yürürlükten kaldıran 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca markanın koruma altında olması ile gençlerin veya toplumun alkollü içkilerin zararlı etkilerinden korunması, marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretler yönünden yanıltıcı olmamak ve alkollü içkilerin reklam ve tanıtımının yapılmasına imkan vermemek amacı ile getirilen 4250 sayılı Kanun ile güdülen amacın farklı olduğu dikkate alındığında, 4250 sayılı Kanun ile amaçlanan kamu yararının gerçekleştirilebilmesi için tescil tarihine göre bir belirleme yapma zorunluluğundan söz edilemez. Nitekim burada amaçlanan marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretler yönünden yanıltıcı olmamak ve alkollü içkilerin reklam ve tanıtımının yapılmasına imkan vermemek olduğundan, tescil tarihi dikkate alınarak yapılacak değerlendirmenin, Kanun’un amacına ve ruhuna da uygun düşmeyeceği açıktır.
Kanun’un amacına uygun şekilde alkollü içkiler ile sair ürünlerin karşılıklı olarak birbirini tanıtan ya da ayırtedici nitelikte olan marka ve işaretleri kullanamayacağı açık olduğundan, davacıya ait bazı alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına ilişkin Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi hukuka uygun olup, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

KARŞI OY
XXX-4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun 6. maddesinin 9. fıkrasında, “Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz.”; Geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında, “6. maddenin sekiz, dokuz ve onuncu fıkraları kapsamına giren ürünler, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımından itibaren on ay içinde anılan fıkralardaki hükümlere uygun hâle getirilir. Uygun olmayan ürünler, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemez.” kuralına yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulunun 09/09/2015 tarih ve 9782 sayılı kararı üzerine, Kurumda kayıtlı alkollü içki üreticilerinin piyasaya arz ettiği tüm markaların, Türk Patent Enstitüsü web sitesinden kontrol edildiği ve markaların tescil tarihleri dikkate alınarak davacıya ait bazı alkollü içki markalarının kullanımının yasaklanmasına ilişkin Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
4250 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 9. fıkrası; alkollü içki markalarının, alkollü içki markası olmayan ürünlerle ilişkilendirilerek, bireylerin zihninde, alkollü içki markalarının yer ederek, dolaylı, örtülü, gizli reklam aracı olarak kullanılmasını engellemek ve marka, tanıtıcı ve ayırt edici işaretler yönünden yanıltıcı olmamak amacıyla getirilmiş olup, alkollü içki markalarının kullanımına yönelik işlemlerin, bu amacın gerçekleştirilebilmesine imkan sağlayacak biçimde tesis edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, markaların tescilsiz olarak da kullanılabilmesinin mümkün olduğu hususu dikkate alınmaksızın, bu konuya ilişkin herhangi bir değerlendirme ve tespit yapılmaksızın, sadece markaların Türk Patent Enstitüsü web sitesinden kontrol edilmek suretiyle, tescil tarihleri dikkate alınarak tesis edilen işlemin Kanun ile güdülen amacı gerçekleştirme noktasında eksik bir inceleme sonucu verildiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ile tesis edilen, davacı şirkete ait bazı alkollü içki markalarının yasaklanmasına ilişkin Alkollü İçkiler Piyasası Daire Başkanlığının … tarih ve … sayılı işleminde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının anılan işlem yönünden davanın reddine yönelik kısmının bozulması, iptale yönelik kısmının ise bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.