Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/5326 E. , 2022/7249 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5326
Karar No : 2022/7249
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalılar) : 1- … / …
2- … Başkanlığı / …
Vekili: Hukuk Müşaviri …
İstemin Özeti : 4. sınıf istihbarat uzmanı olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti:: 667 sayılı KHK hükümlerine göre, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amir tarafından kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilebilecek iken, hakkında tesis edilen işlemde birim amirinin teklif ve imzasının yer almadığı, bu itibarla dava konusu işlemin şekil bakımından hukuka aykırı olduğu, davalı idarece kullandığı belirtilen hattın kendisine ait olmadığı ve kullanmadığı, sinyal verilerine dair analizde hangi örgüt mensubu ile nasıl bir iletişim kurulduğunun ortaya konulmadığı, iletişimin tespitinde MİT personeline özgü mevzuatta öngörülen usullere uyulmadığı, dava konusu işlemin somut verilere dayanmadığı, gerekçesiz olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarelerin Savunmalarının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca Cumhurbaşkanlığı hasım mevkiinden çıkarılarak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca davacının adli yardım istemi kabul edilerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının; “silahlı terör örgütü üyesi olma” ve “açıklanması yasaklanan gizli bilgileri casusluk maksadıyla temin etme” suçlarından anılan suçları işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2. ve 335/1. maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
Bununla birlikte, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; FETÖ/PDY MİT mahrem yapılanmasında MİT imamı, temsilcisi, öğretmen ve öğrenciden oluşan dört katmanlı bir hiyerarşinin benimsendiği belirtilmiş, MİT imamı, F.GÜLEN’e doğrudan bağlı, onunla yüz yüze görüşme imkanı bulunan kişi; temsilci, MİT imamına doğrudan bağlı çalışan merkez ve bölge yapılanmalarının en başındaki yönetici; öğretmen, MİT bünyesinde görevli FETÖ/PDY mensupları ile doğrudan temas kurarak onları sevk ve idare eden sorumlu kişi; öğrenci ise kısa tabiriyle MİT içerisindeki FETÖ/PDY mensupları olarak tanımlanmıştır. MİT mahrem yapılanmasında öğrenci ile öğretmen-temsilci arasındaki temasların başlangıç yıllarında yüz yüze kurulduğu, ilerleyen yıllarda genişleyen yapı ile birlikte öğrenci-öğretmen-temsilci arasındaki görüşme/buluşma organizasyonlarının operasyonel hat (no name gsm veya patates hat olarak da sıklıkla tabir edilmektedir.) (Dipnot:Kullanıcısı ile bağ kurulamayacak yerli/yabancı şahıslar adına veya sahte isme açılmış, örgütsel faaliyetlerde kullanılan genellikle fazla ve uzun süreli görüşmesi olmayan GSM hatlarıdır.) vasıtasıyla yapılmaya başlandığı belirtilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca yayımlanan FETÖ/PDY Sözlüğünde “operasyonel hatlar”, “…; genel olarak başkası adına kayıtlı ya da örgüt kontrolündeki kurum/kuruluş adına kayıtlı olan, abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına kolaylıkla ulaşılamayan hatlardır. Örgüt operasyonel hat kullanma yöntemine sıklıkla başvurmaktadır. Bu yöntemde; genellikle yaklaşık 3 ayda bir yeni GSM hattı temin edilmekte ve eski hatla birlikte telefon cihazı da değiştirilmektedir. Telefonların değiştirilmesi sürecinde, eski telefonlar imha edilmekte ve parçalanarak farklı bölgelerdeki çöp kutularına vb. atılmaktadır. Bu işlerin kamera olmayan yerlerde yapılmasına dikkat edilmektedir. Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, tedbir ve gizliliğe çok önem veren örgüt mensuplarından özellikle ‘imam’ diye tabir edilen yönetici pozisyonundaki sorumlu örgüt mensupları bu yöntemi kullanmakta ve talimatları örgüt mensuplarına bu hatlar üzerinden iletmektedir.” şeklinde; “hususi”, “Fetullahçı terör örgütünün mahrem yapılanmaları dahilinde Yargı, Mülkiye, Emniyet ve MİT’te çalışan örgüt mensupları ile ilgilenen örgüt sorumlularını tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Mahrem ile aynı anlama gelmektedir.” şeklinde açıklanmıştır.
Davalı idare tarafından; “Davacının Teşkilata bildirmediği gizli/operasyonel bir GSM hattı bulunduğu, bahse konu iki GSM hattının şahsın görevli olduğu Malatya, Tunceli, Ankara illerinde ev ve iş yerinin bulunduğu mahallerde bulunan baz istasyonlarından birlikte sinyal vermekle kalmayıp, anılan şahsın yıllık izinlerinde ve seyahatlerinde gittiği şehirlerde de birlikte hareket ettiği ve aynı baz istasyonlarından birlikte sinyal verdiği, şahsın bahse konu gizli/operasyonel GSM hattı üzerinden ayrı bir temas ve iletişim ağı kullanmak suretiyle FETÖ/PDY’nin “isthbarata bakan hususi abilerinden” olan şahıslarla çok sayıda arama ve görüşme kaydının mevcut olduğu” yönündeki tespitlerin davacının terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisakı bulunduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan; “…Sanığın adına kayıtlı … nolu GSM hattı ile sanığın operasyonel hat olarak kullandığı belirtilen … adına kayıtlı … nolu GSM hattının irtibat ve ortak baz analizine ilişkin alınan bilirkişi rapor içeriğine göre sanığın adına kayıtlı … nolu GSM hattı ile … adına kayıtlı … nolu GSM hattını sanık … tarafından kullandığının tespit edildiğinin belirlendiği, Bahse konu tespitlere göre sanığın kullandığı bilinen … nolu GSM hattı ile sanığın operasyonel hat olarak kullandığı iddia edilen … adına kayıtlı … nolu GSM hatlarının Kasım 2009 ila Eylül 2011 tarihleri arasında sanığın görev yaptığı Malatya’dan, daha sonra ise Tunceli’ye atanması kapsamında Eylül 2011 ila Şubat 2013 yılları arasında genellikle Tunceli’deki baz istasyonlarından sinyal aldıkları, sanığın yıllık izinlerini kullandığı 29 Ekim-22 Kasım 2011, 04-16 Haziran 2012, 05-15 Kasım 2012 tarih aralıklarında Malatya ve Tunceli illeri dışında da birlikte sinyal aldıkları, daha sonra ise tekrar birlikte sinyal almaya devam ettikleri…” tespitleri, “operasyonel hat”a ilişkin olarak yukarıda yer verilen açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.
Yine anılan Ağır Ceza Mahkemesi kararında; “…Sanığın, tanıkların gerek soruşturma gerekse kovuşturmadaki anlatımları, HTS-baz analizine ilişkin alınan bilirkişi raporlarına göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 2014 yılına kadar kullanmış olduğu operasyonel hat kullanma metodunu uygulayarak operasyonel hat kullandığı ve örgütün MİT mahrem yapılanması içerisinde kendisinden sorumlu hiyerarşik olarak öğretmen(…) konumunda bulunan diğer örgüt mensubu şahıslarla irtibat kurduğu, tanık anlatımlarından sanığın örgüt mahrem imamları ile toplantılara katıldığı, yine örgüt himmet adı altında yardımda bulunduğu, örgütle irtibatını darbe girişimi sonrası devam ettirdiği, bilirkişi raporları, tanıkların beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yukarıda açıklandığı şekilde sanığın MİT mahrem yapılanması içerisinde hiyerarşik konumunun öğrenci (…) olduğunun anlaşıldığı,
…Sanığın dosya içerisindeki bilgi ve belge içeriklerinden 2008-2016 yılları arasında MİT başkanlığında çeşitli birimlerde görev yaptığı, dinlenen tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre örgütün mahrem imamları ile toplantılara katılarak ifa ettiği kamu görevi sebebiyle çalıştığı kurumun niteliği ve sanığın görev yaptığı birimde açıklanması yasaklanmış olan bilgilere görevi nedeniyle vakıf olduğu mahkememizde dinlenen tanık anlatımlarından sanığın hem kendi masası ile ilgili hem de çalıştığı yerdeki diğer personellerle ilgili açıklanması yasaklanmış bu bilgileri mahrem imamlara çeşitli tarihlerde birden fazla kez aktardığı…” gerekçesine yer verildiği görülmüştür.
Tüm bu anlatımlar ışığında, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler ile Ceza Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki yukarıdaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.