Danıştay Kararı 5. Daire 2018/5293 E. 2022/7248 K. 18.10.2022 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2018/5293 E.  ,  2022/7248 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5293
Karar No : 2022/7248

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : … Başkanlığı / …
Vekili : …
İstemin Özeti : İkinci sınıf istihbarat uzmanı olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Dava konusu işlem tesis edilirken 667 sayılı KHK ile belirlenen usule riayet edilmediği, idari soruşturmada bahsi geçen GSM hattının kendisine ait olmadığı ve anılan hattı kullanmadığı, sinyal karşılaştırılmasının delil niteliğinin bulunmadığı, MİT mensuplarına ilişkin iletişimin tespitinde mevzuatta öngörülen usullere uyulmadığı, tesis edilen işlemle AİHS ve Anayasa ile sağlanan temel hak ve teminatların gözardı edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca davacının adli yardım istemi kabul edilerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla, davacının; “silahlı terör örgütü üyesi olma” suçundan yapılan yargılama sonucunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediğinin sübuta ermiş olması nedeniyle TCK’nın 314/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmiş ise de hakkında herhangi bir adli soruşturma ve yakalama işlemi bulunmaksızın öncesinde Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’na müracaat ederek gönüllü olarak teslim olup etkin pişmanlık kapsamında bildiklerini anlattığı, daha sonraki aşamalarda da tüm bildiklerini benzer şekilde anlattığı, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili işlenen suçlarla ilgili samimi bilgiler verdiği gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına, “siyasal veya askeri casusluk” suçundan ise anılan suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 328/1. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
Bununla birlikte, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında; FETÖ/PDY MİT mahrem yapılanmasında MİT imamı, temsilcisi, öğretmen ve öğrenciden oluşan dört katmanlı bir hiyerarşinin benimsendiği belirtilmiş, MİT imamı, F.GÜLEN’e doğrudan bağlı, onunla yüz yüze görüşme imkanı bulunan kişi; temsilci, MİT imamına doğrudan bağlı çalışan merkez ve bölge yapılanmalarının en başındaki yönetici; öğretmen, MİT bünyesinde görevli FETÖ/PDY mensupları ile doğrudan temas kurarak onları sevk ve idare eden sorumlu kişi; öğrenci ise kısa tabiriyle MİT içerisindeki FETÖ/PDY mensupları olarak tanımlanmıştır. MİT mahrem yapılanmasında öğrenci ile öğretmen-temsilci arasındaki temasların başlangıç yıllarında yüz yüze kurulduğu, ilerleyen yıllarda genişleyen yapı ile birlikte öğrenci-öğretmen-temsilci arasındaki görüşme/buluşma organizasyonlarının operasyonel hat (no name gsm veya patates hat olarak da sıklıkla tabir edilmektedir.) (Dipnot:Kullanıcısı ile bağ kurulamayacak yerli/yabancı şahıslar adına veya sahte isme açılmış, örgütsel faaliyetlerde kullanılan genellikle fazla ve uzun süreli görüşmesi olmayan GSM hatlarıdır.) vasıtasıyla yapılmaya başlandığı belirtilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca yayımlanan FETÖ/PDY Sözlüğünde “operasyonel hatlar”, “…; genel olarak başkası adına kayıtlı ya da örgüt kontrolündeki kurum/kuruluş adına kayıtlı olan, abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına kolaylıkla ulaşılamayan hatlardır. Örgüt operasyonel hat kullanma yöntemine sıklıkla başvurmaktadır. Bu yöntemde; genellikle yaklaşık 3 ayda bir yeni GSM hattı temin edilmekte ve eski hatla birlikte telefon cihazı da değiştirilmektedir. Telefonların değiştirilmesi sürecinde, eski telefonlar imha edilmekte ve parçalanarak farklı bölgelerdeki çöp kutularına vb. atılmaktadır. Bu işlerin kamera olmayan yerlerde yapılmasına dikkat edilmektedir. Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, tedbir ve gizliliğe çok önem veren örgüt mensuplarından özellikle ‘imam’ diye tabir edilen yönetici pozisyonundaki sorumlu örgüt mensupları bu yöntemi kullanmakta ve talimatları örgüt mensuplarına bu hatlar üzerinden iletmektedir.” şeklinde; “hususi”, “Fetullahçı terör örgütünün mahrem yapılanmaları dahilinde Yargı, Mülkiye, Emniyet ve MİT’te çalışan örgüt mensupları ile ilgilenen örgüt sorumlularını tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Mahrem ile aynı anlama gelmektedir.” şeklinde açıklanmıştır.
Davalı idare tarafından; “Davacının idareye bildirmediği tespit olunan gizli/operasyonel bir GSM hattının bulunduğu, açık/bilinen GSM hattı ile gizli/operasyonel hattının birlikte aynı tarih ve saatlere denk gelecek şekilde ve sadece davacının görevli olduğu Ankara ili ile sınırlı kalmayıp, bulunduğu farklı şehirlerde de mevcut baz istasyonlarından birlikte sinyal verdiğinin tespit olunduğu, davacı tarafından kullanılan bu gizli/opersyonel GSM hattı ile örgütün istihbarattan sorumlu “hususi abileri” tarafından kullanılan gizli/operasyonel GSM hatları arasında çok sayıda arama kaydının bulunduğu” yönündeki tespitlerin davacının terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisakı bulunduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında yer alan; “…Bilirkişi … tarafından düzenlenen 30.06.2020 tarihli raporun sonuç ve değerlendirme bölümünde “…… … tarafından kullanılan … hat ile birlikte yine kendisi tarafından gizli operasyonel hat olarak kullanıldığı belirtilen Ö.Ş. adına kayıtlı … numaralı GSM hattının 08.05.2011 tarihinde Kastamonu ilinde, 28.05.2011- 29.05.2011 tarihinde İstanbul ilinde, 17.07.2011 tarihinde Edime ilinde, 21.07.2011 tarihinde Tekirdağ ilinde, 09.07.2012 tarihinde Antalya ilinde, 13.07.2012 tarihinde Tekirdağ ilinde birlikte bulundukları… Ö.Ş. adına kayıtlı … numaralı GSM hattının 01.01.2011-31.10.2012 tarihleri arasında çoğunlukla kapalı halde tutulduğu, mobil hattın açıldığı ve baz sinyali aldığı tüm zamanlarda Ankara, Antalya. Edirne, İstanbul, Kastamonu ve Tekirdağ illerinde … … tarafından kullanılan … numaralı GSM hattı ile birlikte hareket ettikleri değerlendirilmiş ise de takdiri Sayın Mahkeme Başkanlığınıza aittir…” şeklinde hususların belirtildiği,
…Bu kapsamda dosyaya kazandırılan HTS kayıtları, MİT teftiş kurulu raporunda operasyonel hatta ilişkin yapılan tespitler ile konu hakkında düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler, sanığın ikrar içerir savunmaları ile tüm dosya kapsamıyla bir kül halinde değerlendirildiğinde, bahse konu bilirkişi raporunun hükme esas alınacak nitelikte olduğu, bu itibarla operasyonel amaçla kullanıldığı ifade edilen hat ile sanığın kullanımında olan hattın baz yakınlık (birliktelik analizi) durumu nazara alındığında, mezkur … nolu GSM hattının örgütsel iletişim amacına özgü operasyonel bir hat olarak sanık tarafından kullanıldığı…” tespitleri, “operasyonel hat”a ilişkin olarak yukarıda yer verilen açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.

Yine anılan Ağır Ceza Mahkemesi kararında; “…Dosyada mevcut MİT Teftiş Kurulu Başkanlığının raporu ile Teşkilatın cevabi yazıları, sanığın aşamalarda verdiği etkin pişmanlık talebini havi savunmaları, operasyonel hatta yönelik alınan bilirkişi raporu ile diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu Mahkememizce kabul edilen sanığın, örgüt ile temasının 1997 yılında bünyesine katıldığı MİT’ten önceki dönemde başladığı, münasebet içerisinde olduğu örgütün amaçları doğrultusunda 1997 yılında MİT’e katıldığı, bu kapsamda 1997-2016 yılları arasında İstanbul, Mardin, Bolu, Ankara ve Yurt dışında (Yunanistan) görev yaptığı, mezkur dönemde örgütün MİT mahrem yapılanması içerisinde “öğrenci” konumunda faaliyete bulunarak, örgüt hiyerarşisinde üstü konumunda olan mahrem abileri ile belirli periyotlar içerisinde yüz yüze ve operasyonel/gizli hat üzerinden görüşerek paylaşımda bulunmak amacıyla teşkilata ilişkin gizli bilgileri temin ettiği, bilahare örgüt irtibatının tespiti üzerine de Teşkilattan başka kurumda görevlendirilerek uzaklaştırıldığı,
… sanığın, 1997 yılında Teşkilatın eğitim ünitesinde kurs gördüğü, bu süreçte MİT mahrem yapılanmasında dönemin MİT imamı olarak görev yapan … kod M.K. ile irtibatlandırıldığı ve ihraç MİT mensubu olan G.C. ile gruplandırıldığı, sonrasında sanığın İstanbul’a tayin edildiği, bu dönemde de … kod M.K. ile örgütsel irtibatının devam ettiği, sanığın ifadelerinden anlaşıldığı üzere … olarak adlandırdığı örgüt abisi ile de görüşmelere devam ettiği, yine ihraç MİT mensubu A.B. ve İ.K. ile gruplandırıldığı, daha sonra sanığın Yunanistan ülkesine askeri ateşe olarak görevlendirildiği, tekrar yurda döndüğünde, Mardin iline tayin edildiği, bu süreçte de … kod M.K. ile irtibatının aynen devam ettiği ayrıca bir diğer MİT imamı … kod M.Ç. ile de irtibatlandırıldığı, bilahare Teşkilatın Bolu iline tayin olduğu, aynı şekilde MİT imamı S.K. ile irtibatının devam ettiği, buradan Ankara iline tayin olduğu ve bu tayinle birlikte … kod A.Ö. ile irtibatlandırıldığı ve ihraç MİT mensubu G.C. ile gruplandırıldığı, yine … kod M.K. ile temaslı olduğu, 2011 yılında Cumhurbaşkanlığı’na Milli İstihbarat Teşkilatı Temsilcisi olarak atandığı, bu örgütün MİT mahrem yapılanmasında yer alan … kod S.E. ile irtibatlandırıldığı, kendisine … kod S.E. tarafından operasyonel hat verildiği, görüşmelerini bazen yüz yüze bazen de operasyonel hat üzerinden gerçekleştirdiği, yine ihraç MİT mensupları G.C. ve A.Y. ile gruplandırıldığı, sanığın soruşturma aşamasında müdafi huzurunda vermiş olduğu ifadelerinden anlaşıldığı üzere örgüt abilerinin söz konusu görüşmelerde MİT’te çalıştığı birimle ilgili bilgileri istediğini beyan ettiği, ancak suçtan kurtulmak adına söz konusu bilgilerin grup arkadaşı olan A.Y. üzerinden sağlandığını ifade ederek atılı suçlamayı tevil yollu olarak ikrar ettiği, böylece örgüt abileri ile yapılan görüşmenin ve sanığın örgütsel anlamda takibinin asıl amacının çalışmış olduğu MİT’teki bilgileri sanık aracılığıyla temin etmek olduğu, nitekim sanığın da çalışmış olduğu birimle ilgili bilgileri, mahrem abileri ile görüşmeden önce mahrem abisine vermek için temin ettiği,…” gerekçesine yer verildiği görülmüştür.
Tüm bu anlatımlar ışığında, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler ile Ceza Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki yukarıdaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır
Açıklanan nedenlerle, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.