Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/4217 E. , 2022/7239 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/4217
Karar No : 2022/7239
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davalı) : … Başkanlığı / …
Vekili : I. Hukuk Müşaviri …
İstemin Özeti : İstihbarat uzmanı olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: 667 sayılı KHK hükümlerine göre, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amir tarafından kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilebilecek iken, hakkında tesis edilen işlemde birim amirinin teklif ve imzasının yer almadığı, bu itibarla dava konusu işlemin şekil bakımından hukuka aykırı olduğu, davalı idarece kullandığı belirtilen hattın kendisine ait olmadığı ve kullanmadığı, sinyal verilerine dair analizde hangi örgüt mensubu ile nasıl bir iletişim kurulduğunun ortaya konulmadığı, iletişimin tespitinde MİT personeline özgü mevzuatta öngörülen usullere uyulmadığı, dava konusu işlemin somut verilere dayanmadığı, gerekçesiz olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının; “silahlı terör örgütü üyesi olma” ve “siyasal veya askeri casusluk” suçlarından anılan suçları işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2. ve 328/1. maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine …Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddedildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
Bununla birlikte, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; FETÖ/PDY MİT mahrem yapılanmasında MİT imamı, temsilcisi, öğretmen ve öğrenciden oluşan dört katmanlı bir hiyerarşinin benimsendiği belirtilmiş, MİT imamı, F.GÜLEN’e doğrudan bağlı, onunla yüz yüze görüşme imkanı bulunan kişi; temsilci, MİT imamına doğrudan bağlı çalışan merkez ve bölge yapılanmalarının en başındaki yönetici; öğretmen, MİT bünyesinde görevli FETÖ/PDY mensupları ile doğrudan temas kurarak onları sevk ve idare eden sorumlu kişi; öğrenci ise kısa tabiriyle MİT içerisindeki FETÖ/PDY mensupları olarak tanımlanmıştır. MİT mahrem yapılanmasında öğrenci ile öğretmen-temsilci arasındaki temasların başlangıç yıllarında yüz yüze kurulduğu, ilerleyen yıllarda genişleyen yapı ile birlikte öğrenci-öğretmen-temsilci arasındaki görüşme/buluşma organizasyonlarının operasyonel hat (no name gsm veya patates hat olarak da sıklıkla tabir edilmektedir.) (Dipnot:Kullanıcısı ile bağ kurulamayacak yerli/yabancı şahıslar adına veya sahte isme açılmış, örgütsel faaliyetlerde kullanılan genellikle fazla ve uzun süreli görüşmesi olmayan GSM hatlarıdır.) vasıtasıyla yapılmaya başlandığı belirtilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca yayımlanan FETÖ/PDY Sözlüğünde “operasyonel hatlar”, “…; genel olarak başkası adına kayıtlı ya da örgüt kontrolündeki kurum/kuruluş adına kayıtlı olan, abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına kolaylıkla ulaşılamayan hatlardır. Örgüt operasyonel hat kullanma yöntemine sıklıkla başvurmaktadır. Bu yöntemde; genellikle yaklaşık 3 ayda bir yeni GSM hattı temin edilmekte ve eski hatla birlikte telefon cihazı da değiştirilmektedir. Telefonların değiştirilmesi sürecinde, eski telefonlar imha edilmekte ve parçalanarak farklı bölgelerdeki çöp kutularına vb. atılmaktadır. Bu işlerin kamera olmayan yerlerde yapılmasına dikkat edilmektedir. Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, tedbir ve gizliliğe çok önem veren örgüt mensuplarından özellikle ‘imam’ diye tabir edilen yönetici pozisyonundaki sorumlu örgüt mensupları bu yöntemi kullanmakta ve talimatları örgüt mensuplarına bu hatlar üzerinden iletmektedir.” şeklinde; “hususi”, “Fetullahçı terör örgütünün mahrem yapılanmaları dahilinde Yargı, Mülkiye, Emniyet ve MİT’te çalışan örgüt mensupları ile ilgilenen örgüt sorumlularını tanımlamak için kullanılan bir ifadedir. Mahrem ile aynı anlama gelmektedir.” şeklinde açıklanmıştır.
Davalı idare tarafından; ” davacının Teşkilata bildirmediği gizli/operasyonel bir GSM hattı bulunduğu, açık/bilinen GSM hattı ile gizli/operasyonel hattının farklı ter ve zamanlarda aynı baz istasyonlarından birlikte/eş zamanlı sinyal verdiği ve söz konusu kesişmelerin tesadüfi olamayacak kadar fazla sayıda olduğu, her iki GSM hattının sadece görev yaptığı yerlerde değil, anılanın izne çıktığı sırada yaptığı şehir değişikliklerinde ve izne giderken kullandığı güzargah üzerinde de birlikte sinyal vermeye devam ettiği, gizli/operasyonel GSM hattı vasıtasıyla FETÖ/PDY’nin istihbarattan sorumlu hususi (mahrem hizmet) abisi “…” ile 306 defa temas ve iletişim kurduğu” yönündeki tespitlerin davacının terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisakı bulunduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan; “… Bilirkişi … tarafından düzenlenen 01.04.2021 tarihli raporun sonuç ve değerlendirme bölümünde; …Sanık … Tarafından kullanıldığı belirtilen adına kayıtlı …Nolu GSM hattı ile … adına kayıtlı … (Operasyonel Hat) hatların Erzurum ve Ankara ilerinde Ortak Birlikte Baz verdikleri Örnek olarak alınan konumlarda birbirlerini zaman dilimi olarak takipte %100 uyumlu oldukları analiz edilmiştir…Yapılan HTS incelemesinde; elde edilen verilerden 7.04.2011-16.05.2014 Tarihleri Arasında belirtilen … adına kayıtlı … (Operasyonel) Gsm hattının Sanık … tarafından kullanıldığı kanaatine varılmıştır. HTS İnternet İletişim Verilerinin Tarih, Saat, Süre, Imei Numarası ve Baz istasyonu bakımından yapılan karşılaştırmasında, UYUM SAĞLADIĞI görülmüştür. Yapılan tespitler yukarıda ayrıntılı olarak anlatılmış olup, takdir mahkemenizindir…” denildiği,
…Bu kapsamda dosyaya kazandırılan HTS kayıtları, tanık anlatımları, MİT teftiş kurulu raporunda operasyonel/gizli hatta ilişkin yapılan tespitler ile konu hakkında düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler tüm dosya kapsamıyla bir kül halinde değerlendirildiğinde, bahse konu bilirkişi raporunun hükme esas alınacak nitelikte olduğu, bu itibarla operasyonel amaçla kullanıldığı ifade edilen hat ile sanığın kullanımında olan hattın baz yakınlık (birliktelik analizi) durumu nazara alındığında, mezkur … nolu GSM hattının örgütsel iletişim amacına özgü operasyonel bir hat olarak sanık tarafından kullanıldığı…” tespitleri, “operasyonel hat”a ilişkin olarak yukarıda yer verilen açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.
Yine anılan Ağır Ceza Mahkemesi kararında; “…Dosyada mevcut MİT Teftiş Kurulu Başkanlığının raporu ile Teşkilatın cevabi yazıları, bilirkişi raporları, tanık …’nın mahkememizce … itibar edilen beyanları ile diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu Mahkememizce kabul edilen sanığın, örgüt ile temasının 2009 yılında bünyesine katıldığı MİT’ten önce henüz okul yıllarında başladığı, münasebet içerisinde olduğu bu örgütün amaçları doğrultusunda 2009 yılında MİT’e iltihak ettiği, eğitim dönemini müteakiben Teşkilatın Erzurum Bölge Başkanlığına, sonrasında Ankara Bölge Başkanlığı’na, tayin edildiği, mezkur dönemde örgütün MİT mahrem yapılanması içerisinde “öğrenci” konumunda faaliyete bulunarak, örgüt hiyerarşisinde üstü konumunda olan mahrem abileri ile belirli periyotlar içerisinde yüz yüze veya örgütün verdiği gizli/operasyonel hat aracılığıyla kurulan iletişim marifetiyle paylaşımda bulunmak amacıyla teşkilata ilişkin gizli bilgileri temin ettiği, sanığın Teşkilatın 2016 yılı atamalarında, (Ankara) Açık Kaynaklar Daire Başkanlığı emrinde görevlendirildiği, bilahare örgüt irtibatının tespiti üzerine de kamu görevinden çıkarıldığı,
Değinildiği üzere sanığın 2009 yılında Teşkilatın eğitim ünitesinde (kurs evresi) göreve başladığı, Erzurum ve Ankara ünitelerinde görev yaptığı, bu süre içerisinde; MİT mahrem yapılanmasında yer alan … kod …, … kod …., … kod …., … kod … ve … kod …. adlı örgüt abilerine bağlı faaliyet yürüttüğü, sanığın MİT’te görev yaptığı dönem boyunca teşkilata ilişkin edindiği bütün bilgileri, MİT personellerinin bilgilerini mahrem abilerine aktarmak kastı ile temin ettiği, özellikle Erzurum ünitesinde görevli olduğu sırada öncesinde … kod …’ye bağlı faaliyet yürüttüğü, sonrasında … kod …’ya bağlı faaliyet yürüttüğü, bu süre içerisinde MİT mahrem temsilcisi … kod …’nın altında öğretmen konumunda faaliyet icra eden Aydın kod … ile de irtibatlandırıldığı, sanığın bu evrede, bilhassa tanık …’nın aşamalarda alınan “… bu süre içerisinde … isimli şahıs ile birlikte grup yaptık ve grup yaptıktan sonra da ikisi ile beraber kendisi ile görüşmeye başladık, bu görüşme içerisinde kendileri çalıştıkları konularla alakalı olan bilgileri bizlerle birebir paylaştılar, yani kuruma vermiş olduğu bilgilerin aynılarını aynı şekilde bizlerle de paylaştılar, bu bilgi aktarımı hem çıktı getirme hem flash getirme şeklinde de oldu, başkanım, aynı zamanda bizim biyografik istihbarat dediğimiz MİT içerisinde çalışan diğer personellerle alakalı amiyane tabir ile fişleme dediğimiz MİT personeli ile alakalı bilgilerin elde edilmesi, şahıslarla alakalı zaafları nelerdir, etnik kökenleri var mıdır, yada başka bunlarla alakalı neler öğrenilebilir gibi bilgileri de dolayısıyla bütün MİT personeli ile alakalı olan bilgileri de bizlerle paylaşmış oldu, bu süre içerisinde MİT’e bilgi getirip götürün elemanların bilgilerini de bizlerle paylaşmış oldu…” şeklindeki beyanları ile teyit edildiği üzere MİT’te çalıştığı dönemde mahrem abilerine aktarmak kastı ile çalışmış olduğu birimdeki MİT’in faaliyet alanına ilişkin bilgileri, MİT personellerinin bilgilerini, MİT’in faaliyetleri kapsamında bilgi temin edilen şahıslara ilişkin bilgileri mahrem abilerine belirlemiş oldukları periyotlar içerisinde yaptıkları görüşmelerde vermek amacıyla temin ettiğinin sabit olduğu, MİT’e çalıştığı dönemde, örgüt abileriyle yapılan görüşmelerin bazen yüz yüze, bazen de salt örgütsel amaçla kullanılan gizli/operayonel GSM hatları aracılığıyla gerçekleştiği,…” gerekçesine yer verildiği görülmüştür.
Tüm bu anlatımlar ışığında, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler ile Ceza Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki yukarıdaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.