Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2019/1392 E. , 2022/5751 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/1392
Karar No : 2022/5751
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … tarih ve … sayılı ödeme emirleri içeriği amme alacakları ile …… tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1, 4, 10, 11, 12, 14, 15, 16, 33 ve 34 sıra numaraları dışında kalan amme alacaklarının zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından ödeme emirlerinin bu kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, 18/10/2017 tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1, 4, 10, 11, 12, 14, 15, 16, 33 ve 34 sıra numaralı amme alacakları yönünden usulüne uygun takip yapılarak şirketten tahsil imkanı kalmayan vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin bu kısımlarında kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1, 2, 6, 13, 26, 52, 56, 57, 58 sırasında yer alan kamu alacaklarının döneminin ve vadesinin 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten sonraya ilişkin olduğu davacının kanuni temsilci sıfatıyla takip edilemeyeceği, ödeme emrinin 18. sırasında yer alan kamu alacağının döneminin şirkete …’in kanuni temsilci olarak seçildiği döneme, vadesinin ise 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlükte olduğu döneme ilişkin olduğu görüldüğünden, davacının bu kamu alacağı için davacının kanuni temsilci sıfatıyla takip edilemeyeceği anlaşıldığından hukuka uyarlık bulunmadığı, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin yukarıda sayılanlar (1, 2, 6, 13, 18, 26, 52, 56, 57, 58) dışında kalan kamu alacakları yönünden vergi borçlarının ilgili olduğu dönemlerin şirket ortaklarının hepsinin kanuni temsilci sıfatı taşıdığı dönem olması nedeniyle ortaklar kanuni temsilci sıfatıyla takip edilebileceğinden hukuka aykırılık bulunmadığı, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1, 2, 10, 23, 24, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 49, 50, 51, 52, 55, 59, 60, 61, 62, 63. sırasında yer alan kamu alacaklarının döneminin ve vadesinin 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten sonraya ilişkin olduğundan söz konusu kamu alacakları için davacının kanuni temsilci sıfatıyla takip edilemeyeceği, ödeme emrinin 7, 8, 9, 11 ila 22, 25, 26, 27, 28, 37 ila 48. sırasında yer alan kamu alacaklarının döneminin şirkete …’in kanuni temsilci olarak seçildiği döneme, vadesinin ise 6100 sayılı Türk Ticaret Kanununun yürürlükte olduğu döneme rastladığından davacının bu alacaklar için de kanuni temsilci sıfatıyla takip edilemeyeceği, ödeme emrinin 6, 53, 54, 57, 58, 64, 65. sırasında yer alan kamu alacaklarının tahakkukunun asıl borçlu şirketin ticaret sicilinin resen terkin edildiği 24/09/2013 tarihinden sonra şirket adına yapılmış olması nedeniyle, tüzel kişiliği bulunmayan şirket adına yapılan tahakkuk geçerli olmayacağından, ödeme emrinin 3, 4, 5, 56. sırasında yer alan kamu alacaklarının şirket adına usulüne uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş olduğu, şirketin 24/09/2013 tarihinde resen terkin edilmiş olması nedeniyle şirket hakkında takip yapılmasının olanaklı olmaması ve ilgili olduğu dönemin şirket ortaklarının hepsinin kanuni temsilci sıfatı taşıdığı dönem olması nedeniyle ortaklar kanuni temsilci sıfatıyla takip edilebileceğinden, ödeme emrinin 3, 4, 5, 56. sıra numaralı kısımlarında hukuka aykırılık görülmediği, … tarih ve … ödeme emrinin 1, 2, 8, 9, 12 ila 19, 23, 24, 25, 26, 34, 35, 38, 39, 40, 51, 52, 52, 53. sırasında yer alan kamu alacaklarının tahakkukunun asıl borçlu şirketin ticaret sicilinin resen terkin edildiği 24/09/2013 tarihinden sonra şirket adına yapılmış olması nedeniyle, tüzel kişiliği bulunmayan şirket adına yapılan tahakkuk geçerli olmayacağından, ödeme emrinin kalan kısımlarında yer alan kamu alacaklarının dönemlerinin şirkete …’in kanuni temsilci olarak seçildiği döneme vadesinin ise şirketin resen terkin edildiği tarihinden sonraya rastladığı görüldüğünden, söz konusu kamu alacaklarının da usulüne uygun şekilde tahakkuk ettiğinden bahsedilemeyeceğinden ödeme emrinin bu kısımlarında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usule uygun tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın aleyhe hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde kararın … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1, 2, 6, 13, 18, 26, 52, 56, 57, 58 sırasında yer alan amme alacakları ile … tarih ve …sayılı ödeme emrinin 3, 4, 5, 6, 53, 54, 56, 57, 58, 64, 65 sırasında yer alan amme alacakları dışında kalan kısımları hariç diğer ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkraları yönünden ileri sürdüğü iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin, kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı açıklanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 55.maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun “bir ödeme emri” ile tebliğ olunacağı belirtilmiş, aynı Kanun’un 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 7 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği, aynı Kanunun 62. maddesinde ise borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklardan amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hükmü yer almaktadır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 540. maddesine göre; aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortakların hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecbur oldukları, şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabileceği, 541. maddesinde de; şirket mukavelesi veya umumi heyet karariyle şirketin idare ve temsili, ortak olmayan kimselere de bırakılabileceği hüküm altına alınmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Limited Şirket” başlıklı altıncı bölümde yer alan 623. maddesinde; şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği, ancak en az bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, aksi karar alınmadığı takdirde tüm ortakların limited şirketlerde hep birlikte temsile yetkili oldukları ve şirket borçlarından dolayı kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulacakları anlaşılmakla birlikte, şirketin temsilinin müdür sıfatını taşıyan kişi/kişilere verilmesi halinde bu kişilerin temsilci sıfatıyla sorumlu tutulacakları açık olup, bu durumda bütün ortakların temsilci sıfatıyla sorumlu tutulmasından bahsedilemeyeği tâbiidir.
Dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu …Kaplama Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin 27/01/1994 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, şirket ortaklarının %55 hisse ile …, %15 hisse ile davacı …, %15 hisse ile …, %15 hisse ile …olduğu ve %55 hisse sahibi olan …’in şirket müdürü olarak seçildiği, bu durumun 02/02/1994 tarih ve 3462 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, …’in 5 yıllığına tekrar şirket müdürü olarak seçildiği hususunun 05/10/2005 tarih ve 6404 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, şirket müdürünün 23/09/2013 tarihinde vefat ettiği, yeniden bir müdür seçilmediği, şirketin Türk Ticaret Kanunu’nun 7.maddesi uyarınca ticaret sicil müdürlüğünce yapılan ihtara uymadığından 24/09/2013 tarihinde ticaret sicilinden silindiği, durumun 04/10/2013 tarih ve 8419 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği anlaşılmıştır.
Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1,2,6,13,26,52,56,57,58. sırasında yer alan kamu alacakları ile … sayılı ödeme emrinin 1, 2, 10, 23, 24, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 49, 50, 51, 52, 55, 59, 60, 61, 62, 63. sırasında yer alan amme alacaklarının döneminin ve vadesinin 6100 sayılı Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonraya ilişkin olduğu ve davacının bu dönemde kanuni temsilci olduğuna ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından amme alacakları için davacının kanuni temsilci sıfatıyla takip edilemeyeceği, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 18. sırasında yer alan kamu alacağı ile 2017/9 sayılı ödeme emrinin 7, 8, 9, 11 ila 22, 25, 26, 27, 28, 37 ile 48. sırasında yer alan amme alacaklarının döneminin şirkete davacının babası …’in kanuni temsilci olarak seçildiği, vadesinin ise 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlükte olduğu döneme ilişkin olduğu görüldüğünden davacının bu kamu alacağı için davacının kanuni temsilci sıfatıyla takip edilemeyeceği, zira davacının bu dönemde kanuni temsilci olduğuna ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından ödeme emrinin anılan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre aksi karar alınmadığı takdirde tüm ortakların limited şirketlerde hep birlikte temsile yetkili oldukları ve şirket borçlarından dolayı kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulacakları anlaşılmakla birlikte, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1,2,6,13,26,52,56,57,58 sırasında yer alan kamu alacakları ile … sayılı ödeme emrinin 1, 2, 10, 23, 24, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 49, 50, 51, 52, 55, 59, 60, 61, 62, 63. sırasında yer alan amme alacaklarının dönemi ve vadesinin, … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 18. sırasında yer alan kamu alacağı ile … sayılı ödeme emrinin 7, 8, 9, 11 ila 22, 25, 26, 27, 28, 37 ile 48. sırasında yer alan amme alacaklarının da vadesinin 6100 sayılı Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonraya ilişkin olduğu, bu tarihten sonra da şirket için ayrı bir şirket müdürü seçilmediğinden limited şirketin tüm ortaklarının temsile yetkili oldukları ve şirket borçlarından dolayı kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu oldukları anlaşıldığından dava konusu edilen ödeme emrinin bu kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararının buna ilişkin kısmında isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 1, 2, 6, 13, 18, 26, 52, 56, 57, 58 sırasında yer alan amme alacakları ile … tarih ve … sayılı ödeme emrinin 3, 4, 5, 6, 53, 54, 56, 57, 58, 64, 65 sırasında yer alan amme alacakları dışında kalan kısımlarının BOZULMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının dava konusu diğer ödeme emirlerine ilişkin kısmının ONANMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.