Danıştay Kararı 7. Daire 2020/139 E. 2022/3902 K. 18.10.2022 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2020/139 E.  ,  2022/3902 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

YEDİNCİ DAİRE

Esas No : 2020/139

Karar No : 2022/3902

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı

(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Petrol Ürünleri Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Davacı adına, ithal edilen 4760 sayılı Özel Tüketim Kanunu’na ekli (I) sayılı listenin (B) cetvelinde yer alan baz yağların üretim taahhüdüne aykırı olarak herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın doğrudan veya basit bir karışımla satıldığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak, 2013 yılının Ekim ayının (1.) dönemine ilişkin olarak re’sen tarh edilen özel tüketim vergisi ve kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin değerlendirilmesinden, davacı şirket tarafından ithal edilen baz yağların gerçek alış ve satışa dayanmayan katık ve müstahzar faturalarıyla madeni yağ üretiminde kullanılmış gibi gösterilmesine karşın doğrudan satıldığının somut olarak ortaya konulduğunun anlaşılması karşısında dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi incelemesi, vergilemede vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetinin esas olması gerektiği yönündeki vergileme prensibinin gerçekleştirilmesi bakımından önemli olup, maddi olayın tespitine yönelik olarak düzenlenen raporların tarh edilecek vergi ve cezaya dayanak oluşturabilmesi için, mükellef ve mükellefiyetle ilgili maddi olayların, kayıtların, mevzuların araştırılarak somut verileri ile tespit edilmesi gerektiği, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu incelendiğinde, tarhiyatın doğumuna neden olan, davacının gerçekte beyan ettiği üretimi ve satışı yapmadığına karine olarak gösterilen tespitlerin, olayın gerçek mahiyetini ortaya koymaktan uzak olduğu, alış ve satış yapılan mükelleflerin durumlarının ve bu şirketler hakkında yapılan tespitlerin, davacının organizasyon dahilinde ürettiğini beyan ettiği ürünleri üretemeyeceği sonucuna varılması için yeterli olmadığı, salt katık alışlarının hakkında olumsuz tespitler bulunan bir kısım firmalardan yapılması, alım satımın taraf olduğu firmalar hakkında olumsuz tespitler bulunması, üretilen ürünlerin satıldığı firmaların davacıyla aynı konuda faaliyet göstermesi veya katık alışını gerçekleştirdiği firmaya satışının olması, kullanılan katık oranları ile elektrik sarfiyatları ve işçi sayıları ile EPDK mevzuatına uygun düşmeyen işlem bulunması gibi tespitlerin, alışlarının sahte, beyan edilen üretimin gerçek dışı olduğu ve böyle bir üretimin yapılmadığının ortaya konulması için yeterli olmadığı, üretilerek satıldığı beyan edilen ürünlerin hiç üretilmediği veya üretim reçetelerinde belirtilen karışımlar ile belirtilen ürünlerin elde edilemeyeceği iddiasının, somut ve hukuken kanaat oluşturmaya yeterli delillerle desteklenmesi gerektiği, üretim yapılmadığına ilişkin davacı nezdinde fiili yoklama ve tespit yapılmadan, üretilen ürünler herhangi bir kimyasal analize tabi tutulmadan, piyasaya sürüldüğü beyan edilen ürünlerin gerekirse karşıt incelemelerle niteliği belirlenmeden, taraflar arasındaki ilişki her yönüyle incelenmeden, sözü edilen şekilde yapılan belirlemeler ile hukuken sağlıklı ve doğru sonuçlara ulaşılmasının mümkün olmadığı, zira davacının, ihtilaflı dönemde fiili olarak olumsuz bir tespitte bulunulmadığı, üretim sürecine ilşkin fabrikada sürekli yoklamalar yapıldığı, ürünlerin kimyasal analize sokulduğu ve bir olumsuzluğa rastlanmadığı, işçi sayıları, elektrik sarfiyatı, katık kullanımı ile ilgili ileri sürdüğü hususlar karşısında, yapılacak fiili ve somut tespitlerin önem arz ettiği, bu itibarla mükellefin üretiminin tespiti bakımından yetersiz kalan vergi tekniği raporundaki bir takım olumsuz tespitlerden yola çıkılarak ve sadece söz konusu tespitler esas alınarak fatura ve benzeri belgelerin sahte olarak düzenlendiği veya özel tüketim vergisine tabi katık kullanarak yaptığı üretimlerin gerçek olmadığı, mükellef tarafından ithali yapılan baz yağların gerçekte herhangi bir üretime girmeden ve herhangi bir katık katılmadan doğrudan baz yağ olarak satıldığının kabulüne olanak bulunmadığı, bu tespitler ışığında, olayın gerçek mahiyetinin fiili ve somut tespitlerle açık ve net bir şekilde ortaya konulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yapılan cezalı tarhiyatta yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasından sonra dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda yer alan detaylı inceleme ve tespitlere istinaden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1.Temyiz isteminin reddine,

2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,

3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Temyiz istemi, Davacı adına, ithal edilen 4760 sayılı Özel Tüketim Kanunu’na ekli (I) sayılı listenin (B) cetvelinde yer alan baz yağların üretim taahhüdüne aykırı olarak herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın doğrudan veya basit bir karışımla satıldığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak, 2013 yılının Ekim ayının (1.) dönemine ilişkin olarak re’sen tarh edilen özel tüketim vergisi ve kesilen üç kat vergi ziyaı cezasına karşı açılan davayı reddeden mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasından sonra işlemin iptaline karar veren bölge idare mahkemesi kararının bozulması istemidir.

Dosyanın incelenmesinden, Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Konya Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı Müfettişince düzenlenen … tarih ve … sayılı Görüş ve Öneri Raporunda, davacı şirketin de aralarında bulunduğu birbirleriyle yoğun şekilde mal alış satışında bulunan, ortak ve yöneticileri aynı olan veya mali müşavirliğini aynı kişilerin yaptığı mükelleflerin sahte belge düzenleme organizasyonu yönünden incelenmesi gerektiği, söz konusu mükelleflerin aralarında yüksek ÖTV’li katık faturalarını sahte olarak düzenleyerek hazineye intikal etmemiş ÖTV’lerin haksız yere indirim konusu yapıldığının tespit edildiği anlaşılmış olup; belirtilen hususların ortaya konulması amacıyla davacı hakkında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği ve … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporları ile de Görüş ve Öneri Raporu ile ortaya konulan organizasyon dahilinde yer alan firmalardan alınan yüksek ÖTV’li katıkların düşük ÖTV’li bazyağlara fazla miktarda eklenmek suretiyle imal edilen ürünlerin tesliminde haksız olarak özel tüketim vergisi iadesi aldığı ve indirim konusu yaptığı, esasında davacının organizasyon dahilindeki firmalarla “fiktif” fatura hareketleriyle anlaşmalı olarak vergi ziyaına sebep oldukları hususunun ortaya konulması üzerine yapılan vergi inceleme raporunda, davacının resmi defter, belge ve beyannameleri üzerinde yapılan tespitlerin somut olarak davacının düşük ÖTV’li bazyağa yüksek oranda yüksek ÖTV’li katıklar eklediği ve imal ettiğini beyan ettiği ürünlerin tesliminde girdi olarak kullandığı yüksek ÖTV’li katığa ait vergiyi indirim konusu yaptığı bu şekilde verginin aşındırılarak zayi edildiği tespitine yer verilmiştir. 2017 tarihli Görüş ve Öneri Raporunda organizasyonun şemalandırılması suretiyle ilişki ağının ortaya konulduğu görülmektedir.

4760 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile sağlanan teşvik hükümlerinden yararlanmak için taahhüdüne uygun olarak üretim yaptığını ispat yükümlülüğü davacı şirkete ait olup, üretimlerin somut olarak ortaya konulamaması halinde, hakkında düzenlenen inceleme raporlarında ulaşılan tespitlerden hareketle re’sen tarhiyat yapılması yoluna gidilecektir.

Bu nedenle, Mahkemece, davacının iddialarıyla yetinilmeyerek, davacı hakkında düzenlenen yukarıda sözü edilen vergi tekniği ve vergi inceleme raporlarının değerlendirilmesi suretiyle olayın bütünsel olarak incelenmesi zorunlu olduğundan, temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği oyu ile, karara katılmıyorum.