Danıştay Kararı 9. Daire 2020/445 E. 2022/4837 K. 18.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/445 E.  ,  2022/4837 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/445
Karar No : 2022/4837

TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av…

2-(DAVACI) …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Reklam Malzemeleri ve Mak. Yay. Anonim Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu … tarih …,…,… ve … sayılı ödeme emirleri ile … sayılı ödeme emrinin 2009/Ekim-Aralık dönemi gelir (stopaj) vergisine dair kısmının incelenmesinden; anılan ödeme emirlerinin muhteviyatının bir kısmının kanuni süresi içinde verilen beyannamelere istinaden tahakkuk eden muhtelif vergi ve cezalarından oluştuğu, bir kısmının ise re’sen tarh edilen vergi ve cezalara dair olduğu, bu vergi ve cezalara ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin 20/11/2012 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, anılan alacaklar için şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin, bir kısmının şirket adresinde muhtelif tarihlerde tebliğ edildiği, bir kısmının ise tebliğ edilemediğine dair 23/05/2016 tarihinde tutanak haline getirilen tebligat işlemi sonrası, usulüne uygun şekilde 29/12/2016 tarihinde yapılan ilanen tebligat üzerine kesinleştiği görüldüğünden davacı adına düzenlenen … tarih …,…,… ve … sayılı ödeme emirleri ile … sayılı ödeme emrinin, 2009/Ekim-Aralık dönemi gelir (stopaj) vergisine dair kısmında hukuka aykırılık görülmediği, dava konusu … tarih …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin incelenmesinden; anılan ödeme emirlerinin içeriği borçların, şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden 2008 ve 2010 ila 2013 yıllarına dair muhtelif vergi ve cezalar olduğu, anılan borçlara ilişkin şirket hakkında düzenlenen vergi/ceza ihbarnamelerinin, şirket müdürünün “…” adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ zarflarına sadece “Adreste beklemesi için haber bırakıldı” “Adreste beklemesi için haber bırakılmasına rağmen beklemediğinden iade” ve “Adres kapalı, tebliğ edilemediğinden, iade” ibareleri dışında hiçbirşey yazılmaksızın, anılan vergi/ceza ihbarnamelerinin bilinen adreste tebliğ edilemediğinden bahisle, ilanen tebliğ edildiği, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin de ilanen tebliğ edildiği ve borcun kesinleştiği kabul edilerek, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlendiğinin anlaşıldığı, kanuni temsilci olan davacı hakkında vergi borcunun tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ihbarnamelerin ve ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve borcun kesinleşmesinin yasa gereği olduğu ve bu durumda, davacı hakkında düzenlenen anılan ödeme emirlerinde yer alan borçların, şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin usulsüz şekilde ilanen tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediği açık olduğundan, aksi düşünce ile vergi alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih …, … ve … sayılı ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu … tarih …, …, … sayılı ödeme emirleri ile 19 sayılı ödeme emrinin, 2009/Ekim-Aralık dönemi gelir (stopaj) vergisi haricinde kalan kısmının incelenmesinden ise; anılan ödeme emirlerinin muhteviyatını, bir kısmının kanuni süresi içinde verilen beyannamelere istinaden tahakkuk eden muhtelif vergi ve cezaların oluşturduğu, bir kısmının ise re’sen tarh edilen vergi ve cezalara dair olduğu, bu vergi ve cezalara ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin 20/11/2012 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, anılan alacaklar için şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin, şirket müdürünün “…” adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ zarflarına sadece “Muhatabın adreste ismen tanınmadığı, aynı adreste oturan …’ın imzasız beyanından öğrenildi, iade”, “Adreste beklemesi için haber bırakıldı” “Adreste beklemesi için haber bırakılmasına rağmen beklemediğinden iade” ve “Adres bırakmadan ayrıldığı, iade” ibareleri dışında hiçbirşey yazılmaksızın, şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin bilinen adreste tebliğ edilemediğinden bahisle, ilanen tebliğ edildiği ve borcun kesinleştiği kabul edilerek, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emirlerinin düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu haliyle yapılan tebligat işlemlerinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinde anılan kurala uyulmadığı, hatta tebligatın neredeyse hiçbir şerh içermediği, tutanak haline getirilmediği ve bu şekilde usulsüz yapılan tebligata dayanılarak ödeme emirlerinin ilanen tebliğ edildiği, dolayısıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nu 102 ve 103. maddelerindeki usule uyulmadığı bu durumda davacı hakkında düzenlenen söz konusu ödeme emirlerinin, usulsüz şekilde ilanen tebliğ edilmesi nedeniyle anılan ödeme emirleri içeriği borçların kesinleşmediği açık olduğundan, aksi düşünce ile vergi alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih …, …, … sayılı ödeme emirleri ile 19 sayılı ödeme emrinin 2009/Ekim-Aralık dönemi gelir (stopaj) vergisi haricinde kalan kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, … tarih …, …, … sayılı ödeme emirleri ile … sayılı ödeme emrinin 2009/Ekim-Aralık dönemine ait gelir (stopaj) vergisi haricinde kalan kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının davanın esasına yönelik gerekçelerinin hukuka uygun olduğu ve kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmadığı, davacı tarafın yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf istemine gelince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde; kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağının düzenlendiği, dava konusu olayda, Mahkeme kararında ödeme emirlerindeki toplam tutar olan 1.223.641,50 TL’ nin 15.238,19 TL’lik kısmı için davanın kısmen reddedildiği, kalan tutar için davanın kısmen kabulüne şeklinde hüküm kurulduğu, dolayısıyla yargılama giderlerinin bu tutarlara göre paylaştırılmasının yasa gereği olduğundan kararın yargılama giderlerine ilişkin kısmında isabet bulunmadığı, davacı tarafından karşılanan 151,60- TL yargılama giderlerinin 150,00- TL’lik kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesi, 1,60 TL’lik kısmının davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna varılarak davalının istinaf başvurusunun tamamının ve davacının esasa yönelik istinaf başvurusunun reddine, davacının yargılama giderlerine yönelik istinaf isteminin kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılmasına, davacı tarafından karşılanan 151,60 TL yargılama giderinin 150,00 TL’lik kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine 1,60 TL’lik kısmının davacı üzerinden bırakılmasına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:

DAVACININ İDDİALARI: İhbarnamelerin asıl borçlu şirkete usule uygun tebliğ edilmediği, dolayısı ile ortada henüz kesinleşmiş bir vergi alacağı bulunmadığı iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

DAVALININ İDDİALARI: İstinaf başvuru dilekçesinde yer alan iddialar tekrar edilerek kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Tarafların temyiz isteminin reddine,
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
Temyiz isteminde bulunan davacıdan …-TL maktu harç alınmasına,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.